29 Nisan 2009

amerikanya özlemi çekmek günah mıdır



bu balkonda öküzcesine içip içip sarhoş olmayı türk çoğunluk olarak taşkınlık yapmayı özledim.








eblekçe dolanmayı da özledim



itiraf ediyorum amerikanya seni çok özledim ama gelmem sana
savaş olmadan şurdan şuraya gitmem söyleyeyim.
bu bilog 56 saat içinde kendini imha edecektir desem de inanma neden etsin lan çok mu önemli heheheheehehehehehehehe
evet.
bilmek bir zorunluluk olamaz.hiç kimse cumhurbaşkanının adı dahil hiçbirşeyi bilmek durumunda değil.ermeni soykırımının kutlandığı günün aslında hangi olayın protestosu olduğunu bilmek zorunda değil.siz başkalarının bilmezliklerini kendi fındık beyninizle sınayıp eğlenenen insan güruhları, başkasının keyfine dil uzatan keyifsiz topluluklar, vicdan timsali dolaşıp vicdanı kitaplardan öğrenen ahmaklar, değişiminiz sadece kendinizin bir hiç olduğunuzu fakettiğiniz küçücük bir ana bakar.ama o zamana kadar insanlarını taciz etmekten vazgeçin.bırakın hoşgörüyü, sadece susun, kabul etmeseniz bile.susun.

şehitler için vatan sağolsun demeyeceğim.şehit oldukları için benim gözümde bir değeri yok onların ben sadece insan oldukları için delicesine üzülüyorum, vatan millet diye bize yutturulan koca bir yalanın oyuncağı olduğumuz için bütün insanlığa üzülüyorum.silah satışları tavan yapsın diye, daha çok ilaç satılsın daha çok petrole ihtiyaç duyulsun diye savaştan savaşa sürüklenen bize üzülüyorum. elinde oyuncak olduğumuz bir avuç hırsızın uğursuzun, -küfretmeyeceğim- suçsuz günahsız insanları önüne katıp huzurumuzu, ailelerimizi dağıtmasına üzülüyorum.ben asıl uyutulan yaşama hakkı elinden alınan, bu hayata mecburi köle olarak gözlerini açmış tüm insanlara üzülüyorum.

tüm bunlardan sonra vatan sağolsun demeyeceğim.bunca yıkımın sebebinin ne vatan ne millet ne de bayrak olmadığını biliyorum çünkü.kaldı ki vatan nedir.millet nedir.inanmıyorum hiçbirine.beni sadece hayata sadece bir kez açılmış gözlerin bir hiç uğruna zorla kapatılması ilgilendiriyor

hoşgörüm sadece safça doğduğu toprakları sevip ona bağlanan insanlaradır toprak boyutunda.siyaset diye önümüze koyulan çorbadan içmeyeceğim burda, zerre kadar da inanmıyorum bir zorunluluk olduğuna.

bu yazıyı yazdım çünkü demin haberleri izledim.insanların suratlarındaki sahte üzüntüleri gördüm.hepiniz kendinize saklayın o boktan gözyaşlarınızı.azcık aklınızı başınıza alıp düşünün şu olanları.biz neden savaşıyoruz.yeter artık.yeter.
beyaz arabalara orospular biner dediğim gün siz bana bugün ne kadar şuursuzsun demiştiniz.bilemediniz aslında farkına vardığım gündü o gün.rüzgarına kapılıp gittiğimi sandığımın aslında rüzgarın ta kendisi olduğunu kavradığım gün.

26 Nisan 2009

çilek kokusu beni benden alıyorsun çilek kokusu.odama bıraktım seni kok diye.senle uyuyacağım çilek kokusu.

kalp.

bedeni hayatta tutan sıvıyı kalpten bedene pompalayan kalbe giden aort denilen ana atardamardır.bu damar sayısız kılcal damarla kalpten aldığı temiz kanı tüm vücuda yollar.ama bazen hayatınız boyunca yedikleriniz, kızdıklarınız, sevdikleriniz, duyduğunuz kötü haberler, aldığınız sevindirici haberler, tüm düşünceler katman katman bu damarlardan herhangi bir kaçının duvarlarını örtmeye başlar. ta ki tek küçük boşluk kalmayacak kadar bir sürü maddeyle örülmüş bir duvar o damardan kanın geçmesini engelleyene kadar.kan akışı durduğu an kalp yaklaşık 5 dakika süreyle kasılmaya o duvarı basınçla kırmaya çalışır, kıramazsa o kanla beslenen kaslar ölmeye, hücreler bir daha onarılamayacak kalıcı hasarlar almaya başlar.kalbin sahibi o an kuvvetlice öksürmeli ve o anılardan oluşmuş kalın duvarı yıkıp üstünden koşarak geçmelidir.eğer bunu yapmazsa o anılara duvarına son bir acı daha anı eklenir, belki de birkaç bilemiyorum. pişmanlık, özlem, yaşama isteği, nefes alma gereği, ölümün merak edilen ilk anları..silik görüntüler ağlamalar..sesler.
...ayağımın altındaki bu ıslak çimenleri ıslatan yağmur, sen bana geliyorken seni de ıslatıyor muydu?ıslatmış olmasını tercih ederim.ellerimi tuttuğunda aynı bulutun bizi ıslatmış olmasını yani.
buraya geldiğimde gün yeni başlıyordu, sabah serinliğinde üşüdüm biraz, hırkamın deliklerinden giren rüzgar tüylerimi diken diken etti.içim ürperdi.ama güzel kokuyor burası, ıslanmış toprak kokusu, polenlerin kokusu.kokulardan çok çabuk etkileniyorum.senin kokundan da ilkin çok etkilenmiştim biliyor musun. tenindeki minicik deliklerden fışkıran o moleküller uçup burnuma ulaştığında anlamıştım garip bişeyler olduğunu.şimdi de anlıyorum bugün normal birgün olmayacak.
aklım tamamen boş desem yalan olur küçüğüm, değil.ama ruhumu hırçınlaştıracak şeyleri düşünmeyi kesip seni olabildiğince, duru karşılamayı umuyorum.o yüzden ne zaman ki dikkatim dağılsın ağaç yapraklarının arasından sızan güneşi izliyorum.bir sinema günü sinemadaki projektörün ışığında uçuşan toz zerreciklerinden yarattığım samanyolu hayaline şimdi yeni keşfedilmemiş dünya hayalleri ekliyorum.ne dersin hala astronot olmak için şansım var mı?
sana mektup yazmayı düşünmüştüm aslında.giderken gizlice cebine koyacaktım.ama emin olamadım ne giyeceğinden sonra afallamak istemedim.mektupta yazacaklarımın seni etkileyeceğinden de emin olamadım o yüzden vaktimi kendime ayırıp sana etkilenecek bir ben yaratmak için güzel hayaller kurdum.daha önce düşünülmemiş şeyler düşünüp, herkes gibi ben de sordum kendime 'acaba bunu daha önce kaç kişi düşünmüş olabilir'
anlatacaklarım uzun değil.amacım piknik yapmak seninle.hava durumuna baktım hava güzel olacak diyor.ama güven olmuyor ki pek bunlara bu sıra.hava bir yağmurlu bir açık.bak gördün mü yine yanıldılar boşaldı işte hava.ama sevdiğim gibi, güneş varken yağmur yağması çok büyüleyici.neyse bunlar küçücük şeyler. ne diyordum bir de termosa domates çorbası doldurdum, kuğulu park anısını hatrına getirmek için sırf.
bu kadar geç kalmazdın sevgilim.gecikmelerine kötü anlam yükleme alışkanlığıma kızma, merak ediyorum sadece iyi misin diye.ben seni beklemekten gocunmam.
sen de yolda benim dallardarda gördüğüm minik s0u zerreciklerindeki ışık oyunlarına dikkat ediyor musun ne kadar kendi hallerinde sihirler yapıyorlar değil mi.
buraya daha sık gelmeliyiz.tepeden kuşları izleriz yaptığım kurabiyeleri yerken, hala sıcak kalmışsa çayımdan da ikram ederim sana.belki top getirir top oynarız azcık ne dersin.sevmem dersen ikili tiyatro oynarız. ıslak olsada çimlere yatarız ben sana saçma masallarımı anlatırım sonra yine kendim uyuyakalırım sen de benle eğlenirsin olmaz mı..
yanlış anlama meleğim beklemekten yorulmadım ama biraz geç kalmadın mı sanki.şimdi içimden 100 e kadar sayıcam son 10 da gözümü yumucam 100 dediğimde ellerinde yoldan topladığın diri papatyalarla karşımda bana gülümsüyor olacaksın

1
2
3
.
.
.
.
...

nuri çok bilge de biz mi ceylanız?

savaşımışılışılımsavaş (22:32):
haydi bakam dön dersine ben de azcık film izliyim öle başlıcam
savaşımışılışılımsavaş (22:32):
demin
savaşımışılışılımsavaş (22:33):
nuri bilge ceylanın koza diye bi kısa filmi var
savaşımışılışılımsavaş (22:33):
1995 te yapmış
savaşımışılışılımsavaş (22:33):
onu seyrettim
savaşımışılışılımsavaş (22:33):
ağzına koduğumun adamı kuş ölüsü kedi ölüsü seyrettirdi bana film diye
savaşımışılışılımsavaş (22:33):
nuriyi arayı
savaşımışılışılımsavaş (22:33):
seni nuri alço kovalasın yaptığın bi film de düzgün olsun kduğum dicem
savaşımışılışılımsavaş (22:34):
hayır
savaşımışılışılımsavaş (22:34):
diyorlar ki
savaşımışılışılımsavaş (22:34):
nurinin en iyi filmi koza çünkü en kısa olanı
savaşımışılışılımsavaş (22:34):
valla çok doğru tespit
savaşımışılışılımsavaş (22:34):
yıldım ha
savaşımışılışılımsavaş (22:34):
!
senisectimpikachu! (22:34):
auauhauhauua
senisectimpikachu! (22:34):
mannak
senisectimpikachu! (22:35):
3 maymuna ii diolar
senisectimpikachu! (22:35):
ama sıkcı olabilar
savaşımışılışılımsavaş (22:35):
sikici (klavyem söz konusu nuri olunca türkçe karakter tanımaz adamım KIRT
savaşımışılışılımsavaş (22:35):
ben gidiyorum
savaşımışılışılımsavaş (22:35):
ciao

22 Nisan 2009

ne demeli? o amansız VİCDAN
yolumdaki o hayalet hakkında ne demeli?
chamberlayne'in pharronidası
patlamalar duyuluyordu.
kah öfke kokusu geliyordu burunlara
kah asabiyet sahibi insanların bağırışları
klavyemde inceltme işaretinin yerini bilseydim
sana çok incelikli hikayeler anlatabilirdim
ancak şimdi bu kadar kaba ve uykusuzken
ancak görüntüler aktarabiliyorum sana.
yorumdan gayrı.
ben bu şarkıları sana yapıyorum çocuk!
her sabah pantolonuma soktuğum bacağımdan aldığım serinlikten farklı, daha çok yatağa girdiğinde kendi rızanla yatağın soğuk yerlerini aramak gibi; istekle şevkle seviyorum seni.zorunlu ferahlıklardan fersah fersah kaçıyorum olur ya belki birgün sıcağın hevesine düşeriz diye.

benim görebildiklerimi sen de görebil diye gözlerimi hediye ediyorum sana. en nadide hediyemi vermedim daha sona saklıyorum ve inan bu gözler de azımsanamayacak kadar nadide.
hayır amacım kesinlikle ukelalılık değil sadece, bil diyorum ellerine sunduğum alamet-i farikaların kıymetini .
ilahi çocuk! sana ne verdim ki şimdiye kadar sana kötü rüyalar gösterecek.
korkma!
giyin beni, bak tanıdık gelecek görüntüler, gözümle gördüklerin seni şaşırtmayacak ama farkedeceksin.
giy beni, hergün, her saniye.
seni sevdim. içimdeki heyecanı sana borçlu olduğumdandır ki aramızdaki bağ hiç kopmaz korkma! borç borçluyu borç verene öyle sıkı bir bağ ile bağlar ki , tüm kaygılar yersizdir.
korkma..
bilmişliğin ağırlığını taşıyan küçük kızlardan büyükler hep hafif bir nefretle övünürler.bu nefret küçüğün bilgisinin sırrına varamamaktan mıdır yoksa o bilmişliğin kendilerinde olmadığını kabul edememekten midir bilemem.ama bilirim ki ben de sevmem küçük bilmiş kızları.
küçüklerin bilgiyle kirlenmiş olması beni hep gizliden rahatsız eder.
6 temmuz-deliriyorum.bu gece gene içtiler sürahimdeki tüm suyu;-ya da ben içtim!
Ama ben mi içtim?ben mi? kim olabilir ki?kim?ah!tanrım! deliriyor muyum? kim kurtaracak beni?


10 temmuz-şaşırtıcı deneyimler yaşadım
Gerçekten, deliriyorum!gene de.
6 temmuzda yatmadan önce, masamın üstüne şarap, süt, su, ekmek ve çilek koydum.tüm suyu içtiler -içtim- biraz da süt içtiler.ne şaraba dokundular ne çileklere.
7 temmuzda aynı deneyi yineledim,aynı sonucu verdi
8 temmuzda suyla sütü kaldırdım.hiçbirşeye dokunulumadı.
sonra 9 temmuzda masama yalnızca su ve süt koydum, sürahileri de özenle ak müslinlere sarıp tıpalarını iyice bağladım.sonra, dudaklarımı, sakallarımı, ellerimi kurşun tozuyla ovup yattım.
yenilmez uyku yine yapıştı yakama, arkasından da korkunç uyanış şekli geldi.hiç kımıldamamıştım, çarşaflarımda da leke meke yoktu.masama koştum.şişelerin sarıldığı muslinler lekesizdi.ipilikleri çözdüm korkudan yüreğim çarpa çarpa.tüm suyu içmişler!ah! tanrım!..
birazdan Paris'e gideceğim..

kırık

kırılganlıktan mı bahsediyorsunuz..ah dostlarım kırılganlık dediğiniz kavram öyle uçurumun kenarındadır ki, söylediğiniz sizce anlamsız bence de varolması şaşkınlık verici cümlelerin rüzgarı, nefeslerinin son fasıllarına sürükleyebilir kırılganları.bunda anlamın farklılaşmasının ne derece acı boyutlara gelebildiğinin dersi vardır, görebilmek göz ister, görebilmek kırılganlık ister.o yüzdendir ki muhteremler, kırılganlar başka kırılganların eteklerindedir.onlarda kendi kırılganlıklarının farkedilebilmesi umudunu görmüşlerdir.bu gizli bağ onlarda kırgınlık kelimesinin hayatlarından çok dışında olacağı heyecanını uyandırır ama beyhudedir.bir kırılganı kırılmaktan kurtarmak hemen hemen imkansızdır çünkü kırılmak kırılganın kimyasına hastır.

19 Nisan 2009



sünnet mi oldunuz
pipiniz mi ağrıyor
dokunanlar mı var
giyin sünnet külodunu rahatınıza bakın.

17 Nisan 2009



mutlu etmene



her golden sevdamız tuttuğunda bahçeli ev deyişine



mevsimlere..



hep yanımda olmana, varlığına



birlikte deli gibi eğlenmemize..



bahara..



tüm kışları hiç üşümeden nasıl geçirebildiğimize..



görmeyi istersin belki diye..



dağ bayır gezdiğimiz günlere..



gölümüze..



güne, güneşimize, pencerenin kenarında beklediğimiz sabaha..



istanbul günlerimize..



çimenlerde uzandığımız güne..



AŞIĞIM BE ÇOCUK!

15 Nisan 2009

dünyaya getireceğim her ne olursa olsun, ben herşeyden, herkesten, tüm seslerden görüntülerden arınmadıkça, varettiğim şeyi kendi elimle boğmayacağıma kendim inanmadım sürece dünyaya gelmeyecek.mümkün mü bunca kitaptan şarkıdan filmden olaydan eğitimden insanlardan arkadaşlardan bunca gürültüden diye soran olursa, olmasını tüm kalbimle istiyorum.kendi çırılçıplak halim tüm müdahalelerden bağımsız nasıl bir hamurdan olurdu merak ediyorum.
güzel olmasını diliyorum
temiz olmasını diliyorum
kendini benden bilsin
bana hiç gücenmesin istiyorum
onu var ettiğim için.
natural born sufferer
nedeni yoktur varsada anlayamazsın şu küçücük beyninle
bazıları doğuştan alışkındır acıya sızıya
kimse alışamaz böyle bişeye
bunca dirence tek açıklamam doğuştan gelenler.

13 Nisan 2009

demin changeling i izledim. ilk olarak filmin adını neden sahtekar diye çevirdiniz bre vicdansızlar ne biliyim lan birebir çeviri yapmayın tamam ama nedir sahtekar yahu.neyse angelina jolie sevmiyorum dudaklarını ama güzel kadınsın vesselam ayrıca da gönlümü kazandın hadi yine iyisin güzel oynamışsın.ama biraz daha zayıflarsan afrikalı kabilelere katılmaya hak kazanacaksın teyzeciğim ellerinden öper esenlikler dilerim..
I.A

12 Nisan 2009

gerçek metal dinleyicisi ne güzelsin sen !(ne güzelsin ne değilsin sen de herkes gibisin..)
26 vivident 14 tane sigara böreği 1 litre icetea koca bir tabak yaklaşık 9 top prefiterol 1 yumurta 2 fincan çay 2 salatalık 3 domates 3 kalın dilim salam 2 gofret 5 tane büyük mercimek köftesi(şuan akşam için hazırlandığı için rakam böyle düşük) dünden kalma bir tabak sarma azcık tavuk yarım kalıp peynir nerdeyse.
biliyorum dostlarım bunları sadece ve sadece benim bigünde tükettiğim şeyler olduğuna inanmak zor lakin bu şaşkınlık verici hadise ANKARA da ORAN SİTESİNDE şuan gerçekleşiyor.yerinde izlemek isteyenler için şifreli yayınımız vardır.

9 Nisan 2009

keşke portakal yedikten sonra elimizi yıkamak zorunda kalmasak.bi de keşke portakalın içi lif lif değil de elma falan gibi olsaydı ama yine sulu olsaydı ama o su elimizi kirletmeseydi evet aynen böyle olsaydı.

7 Nisan 2009


Forever and one - Helloween

bu şarkıyı çok seviyorum yapacak hiçbişi yok çocuklar.savaşla ilk kutlamamızda fonda bu müzik çalacak!sözler ise şöyle( sözler ne alaka ışıl dimi?) olsun seviyorum ben sadece

What can I do?
Will I be getting throught?
Now that I must try
To leave it all behind

Did you see
What you have done to me
So hard to justify
Slowly is passing by

Forever and one
I will miss you
However, I kiss you
Yet again
Way down in neverland
So hard I was triyng
Tomorrow Ill sill be crying
How could you hide
Your lies, your lies

Here I am
Seeing you once again
My minds so far away
My hearts so close
To stay
Too proud to fight
Im walking back into night
Will I ever find
Someone to belive?

Forever and one
I will miss you
However, I kiss you
Yet again
Way down in neverland
So hard I was triyng
Tomorrow Ill sill be crying
How could you hide your lies
Your lies
gördüm seni demir bey nihaha
ya ışıl'ın tomato peach te bana sarkan herifleri def etmek için o benim kız arkadaşım demesi ve daha çok rağbet görmemiz?
hah bi de 17. yy da öğrenci olsaydım ya ben pariste falan. daha atom matom yeni keşfediliyor hoca soruyor bu ne diyor adam üzümlü kek falan diyor.bu ne lan eşşek kafalılar 3000 sayfa kitap koymuş önüme çevir çevir oku evir çevir çöz diyor.evirip çevirip lanet okuyorum.ama çok sempatik lanetler hatta bunlara zaman zaman nalet bile denebilir kanımca.
moda ne garip len.modayı takip eden insanlara saygı duyuyorum.zira bazen öyle salak saçma şeyler moda oluyor ki giymek taşımak acaip cesaret ister.aferin size yıldızlı 5 peki
yazı çok severim yazları hep savaşla muhteşem zamanlar geçiririz.yaz kıyafeti satın alırız, yazlıkçı olmak için.mutlaka sandalet terlik giyerim ruhu taşımak adına.savaşa da palmıyeli tişörtler alırım yazlıkçı olsun diye.
öte yandan konser oldu mu dayanamaz giderim.konsepte uygun giyinmem çünkü ben hep aynı şeyleri giyerim.sonra ne olur bilmiyorum işte of
YAZ GELSİN.

6 Nisan 2009

giriş yapmakta ben de zorlanıyorum ama senin gibi tırı vırı yapmıyorum ışıl.
peki ışıl hanım madem giriş yaptınız ozaman bende size burdan bir buse kondurayım yanaanıza
yarın yine sınavımız var saçmalardan seçmeler yapıyoruz tiremusu yiyip kıçımızı büyütüyoruz çekirdek çitleyip film izliyoruz ya sonra ne olucak venüs projectlerde mi kaybolacağız sanıyorsun ışıl ışıl ha?!
yarın sınav çok açık ve net bi şekilde kotarmaya çalışcas son anda 90 atılmış gollerle offfffffff labb bıktımm sendennn hatta analitikliii herşeyyyy çık git hayatımdann!!!müüü venüs projectlerde kaybolalımm ıışıl mışılll süperr olarr :))
okeyto bebişim ahuahahu lan bişi dicem nolcak bu işler (kaş-göz)
parlamışsın qürt
ebet senin vesilenlen hayatımda ilk defa bazı uzuvlarımdan kurtulmuş hafiflemiş adeta uçar oldum:S bu nası bi cümle la:S
bilmiyorum yazarekne düşüncektin sen bilemezsin ne çektiriyor yokluğun bana sevgilim
ooo yee fakkk!!!
sen gençliğimin büyük parçası sen gençliğimin aynası biz neler yaşadık beraber kalın bir roman gibi
bak ne diyorum sınav diyorum bi tarafımıza diyorum
oh yes diyorum!
her an içimdesin bebekimm!!!işte o annnnn ben dayanamammmmm!!!!
çok ağır oldu lan:S
auhuahuah farkettimm:S mmşey:
oyh dıkandım
utandımmı ne sankiii:S ne dersin ders mers haa:Ssanırsam hayyama döncek bu işin sonu işte o annnnn ben yaşayamammmm niaaaaaaaaa!!!!himeeennn!!!
nihahahahah umbrellaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!!
elektroooo bugiiii qürt: ela ela elaaaaa eeeeeeee!!!!sepet sepet yumurta sakın beni unutma unutursan küserim mektubunu keserim bide damlaya damayala göl olur bide ayaanı yorganına göre uzat karda yürüyüp izini belli etme o_O
yu kın stınd ındır may ımbrallaaaa
of fofofpjfmlkdl oh yeee kop kop
the end!

5 Nisan 2009

http://running.zappos.com/n/multi_view.cgi?product_id=7489383&color_id=177999&view=multi&ref=multi-pic ayakkabım budur.

yürümeyelim koşalım.

yürüyüş ne sıkıcı bişey yahu.koşmayı çok seviyorum.bazen okuldan eve dönerken dolmuştan indiğim yerden eve kadar olan mesafeyi yürümek o kadar sıkıcı geliyor ki
bitsin diye sırtımda çanta ile koşuyorum.bir de kışın çok üşüdüğümde koşarak eve dönüyorum. annem ekmek almaya gönderdiğinde de koşarak gidip geliyorum.22 yaşında olmam koşmama engel mi alla alla neden dalga geçiliyorum ki.
evet biraz salakça olabilir ama ben yürürken çok sıkılıyorum.
ayrıca naletler olsun sana pis nike zaten senden hiç haz etmiyodum piyasadaki koşu ayakkabısı kıtlığı yüzünden gittim nike red rocks zoom diye bi ayakkabı aldım.dün bir haftası dolmuştu altındaki goretex delikleri pörtledi.alt tarafı dün 6 kilometre koştum tempolu bu aykkabıyla.olucak şey mi lan?! gittim verdim ayakkabıyı yine kaldım emektar adidaslara alla alla ya!

THEVENUSPROJECT

ilk defa bir toplum projesine gönülden inanıyorum.

inceleyin:http://www.thevenusproject.com/index.php

para olmadan da kaynakların kullanımını maksimum seviyeye getirilerek neler yapılabileceğini ciddi ciddi araştıran ve bunu lafta yapmayan labaratuvarlar kurup sistemler geliştiren bir topluluk.
köle olmak zorunda değiliz.modern köleler..

2 Nisan 2009

kendimi sürekli tekrarlayacağımın kanıtı volume:1

uyuyabilseydim o sabahın gecesinde daha canlı tutabilirdim ellerini ama uyuyamadım.senin ellerin soğuk olsa bile üşümez.senin ellerin hiç soğuk olmadı soğuk olan benimkiler.ve ben her zaman üşürüm.kanım yavaş akar benim ve tansiyonum devamlı düşük,bikaç zaman haricinde..sen ne zaman bana baksan ama gündelik değil aşkla tutkuyla ya da ne biliyim beni gerçekten isteyerek baksan kanım alevlenir.ben ne zaman senin gözlerine baksam içindeki sessizliği görürüm ve sadece bana verdiğin oraya giriş biletini..işte o zaman ellerim dahil her hücrem ısınır senle..sen varken korku filmleri korkutucu gelmez.sevgimiz herşeyden daha korkutucu daha bilinmez ve ütopik..garip.senle ben en garip ormanların karanlıklarında elele konuşmadan yürüdük korkumuzu birbirimizle paylaştık işte orda ürperdi içim,üşüdüm sırf bu nedenledir ki üşümediğim zamanlar soğuğu ararım.ellerimi tuttuğun o mistik andaki ruh halimi, duyumlarımı, vucudum üzerimdeki kontrolsüzlüğü tekrar yaşamak için..sana aşık olduğum tüm o anları alıp başka yollara girmek için..bağımlılık ve afrodizyaklardan güçlü tüm varlıklar..sen.


kendimi sürekli tekrarlayacağımın kanıtı volume:1

1 Nisan 2009

you can stand under my umbrella eh eh eh ella ela eh eh
under my umbrella eh ella ella eh eh
eh eh deh yeh eh eh
under my umbrella oh yes foolish kazanova oh yes