27 Aralık 2009
bir kaç gün ya
bir kaç hafta
üç gün yirmi üç dakika
sonrasıydı her şey donarken
bildik bir ses olmuştun ya,
sonunda bir ben duyan
kaçırdım orda bakarken hayaline...
bir defa kalsam yanında
hayat güzel hikayemde kalınca
bir ses duydum, sen sanmıştım
ta derinden, içlerdeyken,
sorma sen, sus, her şey bağırırken
bildik bir ses olmuştun ya,
sonunda bir ben duyan
kaçırdım orda bakarken hayaline...
bir kaç hafta
üç gün yirmi üç dakika
sonrasıydı her şey donarken
bildik bir ses olmuştun ya,
sonunda bir ben duyan
kaçırdım orda bakarken hayaline...
bir defa kalsam yanında
hayat güzel hikayemde kalınca
bir ses duydum, sen sanmıştım
ta derinden, içlerdeyken,
sorma sen, sus, her şey bağırırken
bildik bir ses olmuştun ya,
sonunda bir ben duyan
kaçırdım orda bakarken hayaline...
Bir sen varmışsın ve biri istiyor seni
Karanlıkmışsın onun uçları kırık saçları gibi
Hemen arkandan o yürür
Kanı aktıkça korkusu gözlerinde büyür
Bir sen varmışsın ve biri bekliyor seni
Dağınıkmışsın onun en yakını, yorganı gibi
Her rüyanda gizlice uyur
İstemezsen yalnızlığa uyanmaya mecbur
Dileğini tutmuş sayar sonsuzdan geri
Yanarken yanakları üşürmüş elleri
Dönebilsen, bakabilsen geri
Unutmuştun, hatırlarsın belki ismini
Yağmurlar yağdığında
Biri geçerken yanından ellerine tutunur
Yağmurlar durduğunda
biri kaybolur aniden, bilerek
unutulur, unutulur...
bak bu acı bu da içimdeki sızı
ıssızlığını sevdiğim tüm sokaklar şimdi yabancı
tüm kelimeler hayvansı ve yaralayıcı
ne zaman bu kadar inceldi bu deri
geçirgenliği bini aştı
beni aştı
benden yeni bir camdan kadın yarattı
ne zaman geçece bu zahiri vakitler
ne zaman geçecek*
ölünce mi..hiç sanmıyorum
ölmek arkadan ağlanmasıydı benim için en son
şimdi ise sadece kabirde vicdan azabı.
ıssızlığını sevdiğim tüm sokaklar şimdi yabancı
tüm kelimeler hayvansı ve yaralayıcı
ne zaman bu kadar inceldi bu deri
geçirgenliği bini aştı
beni aştı
benden yeni bir camdan kadın yarattı
ne zaman geçece bu zahiri vakitler
ne zaman geçecek*
ölünce mi..hiç sanmıyorum
ölmek arkadan ağlanmasıydı benim için en son
şimdi ise sadece kabirde vicdan azabı.
23 Aralık 2009
saçlarımda bir tek beyaz tel, 22 yaşım, aklaşmış saçlarım.
17 Aralık 2009
seni tanımayan yok bu şehirde
ezberliyoruz hergün eğri ağızlarımızla özlü sözlerini
yalanlarına gülüyor,
hikayelerinle mest ediyoruz gönüllerimizi.
ellerinin üstündeki damarlarının nasıl erkekçe kabardığından,
soluklarını nasıl sert aldığından, göğsünün nasıl gerildiğinden
bahsediyor, her köşe başında en az iki sümbül genç kız.
seni tanımayan yok bu şehirde
yalanlarının bizi nasıl tiksindirdiğinden
hatta hikayelerinin hepsinin 'gerçekten' hikaye olduğundan.
nefret ediyoruz vücudundan, her kıvrımından..
midemizi bulandırıyor damarlarında akan,
muhtemelen kalpsizlikten temiz ile ayrışamamış kirli kan.
yeter.
çek git güneşimizden
ya da bizi bize bırak
hiç birşey beklemiyoruz senden
yeter ki çek git ve güneşimizi bize bırak.
ezberliyoruz hergün eğri ağızlarımızla özlü sözlerini
yalanlarına gülüyor,
hikayelerinle mest ediyoruz gönüllerimizi.
ellerinin üstündeki damarlarının nasıl erkekçe kabardığından,
soluklarını nasıl sert aldığından, göğsünün nasıl gerildiğinden
bahsediyor, her köşe başında en az iki sümbül genç kız.
seni tanımayan yok bu şehirde
yalanlarının bizi nasıl tiksindirdiğinden
hatta hikayelerinin hepsinin 'gerçekten' hikaye olduğundan.
nefret ediyoruz vücudundan, her kıvrımından..
midemizi bulandırıyor damarlarında akan,
muhtemelen kalpsizlikten temiz ile ayrışamamış kirli kan.
yeter.
çek git güneşimizden
ya da bizi bize bırak
hiç birşey beklemiyoruz senden
yeter ki çek git ve güneşimizi bize bırak.
15 Aralık 2009
tüm huzurların isminde olan harfleri eksik.huzur da isminin harfleri yok, hayat sensiz tamamen sakat ve eksik.ama biliyor musun ailem ve sen ailemsiniz.
12 Aralık 2009
"lombaklar, zevk soframa gelin, bana doğru uzayın! bir kere kuyruklu yıldızı kesin olarak bilmeniz lazım. çünkü onun içinde insanlar olduğuna eminim. erkek değilse bile kadınlar olduğuna eminim. inanın ki o yıldız geçerken bütün erkeklik damarım kabarıyor, acayip hisler duyuyorum. sanki bir cıvırla yatıyormuş gibi oluyorum. inanın o bir yıldız değil. daha doğrusu uzay gemisinden başka bir şey değil. diğer galaksilerde yaşayan kadınlar, kocalarının uzay gemilerini kapıp öylece dolaşıyorlar. hatta bir akşam, ay senin dünya benim hesabı gezen o karılardan birine rastladım, ama boyu bizden kısaydı. ancak çok güzeldi. bir gözünün içinden nehirler, şelaleler akarken, öbür gözünde açelyalar açıldı. anında özel bir formül yaratıp çok kolay yedim onu. uzaydaki manitaların bile problemleri
aynı.
aynı.
9 Aralık 2009
8 Aralık 2009
Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
"içtenliğin" ya da "dünya görüşünün" kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim, yani bizim için...
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
"içtenliğin" ya da "dünya görüşünün" kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim, yani bizim için...
2 Aralık 2009
her boku bildiğini sanıyorsun, yanılıyorsun.herşeye bir anlam yükleyip semazen olmuş dönüyorsun, kendi etrafında.bir adamın bedeninin çalıştığını gösteren biyolojik göstergelere gaz derken ve tahammül edemezken ve hatta iğrenirken tüm bunlardan, sen o adamın damarında akan kanın sesini duyduğunu idaa ediyorsun, kalp ritmine aşığım diyorsun bak yine kendi çevrende dönüyorsun.sevişmeyi göklere çıkarıyorsun, taocu sevişmenin felsefesi kitabı elinden düşmüyor ama sevişirken çıkan seslerden utanıyorsun ve hatta kendi sıvından tiksiniyorsun, ertesi gün adama kimyalarımız karışsın birbirine diyorsun.sevgiline sevgili diye seslenmek hoşuna gidiyor, çünkü senin duygularını bariz şekilde kabartan tüm edebi eserler böyle hitap eder sevilen varlığa.neden sevgili ye -m eklediğinde içinde garip bir huzursuzluk oluyor yoksa sen de sevgilin sadece edebiyata mı ait olsun istiyorsun, anlamıyorsun, anlamıyorum.neden tıkanmalar yaşadığımızı anlamıyorum seninle, beni okuyan her kimsen.anlatamıyorum ama tıkanıyorum toplum önünde konuşurken ben de sizin etrafınız da dönüyorum.anlaşıldığımı sanıyorum ama yanılıyorum.
1 Aralık 2009
insan bedenin bir kumaş parçası gibi davrandığını düşünsenize..yemek izleri kan izleri çim izleri belki döllerin izleri..ve bir de şunu hayal edin beyazlığın zenciliğin kirliliğe bağımlılığı..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)