31 Aralık 2008

adam..

bir kitap,bir insan..bir kitap ve kitabı yazan o insan..o kitap ve o kitabın her satırına işlenmiş parmak izi onun.özgünlük savaşında hiç yenik düşmeyen o adam.bir kaç kelime ve onların diziliminden doğan basit anlam..basit..çok basit..
basitlik sanıldığı kadar masum değil, sonuna kadar sorunlu ve yıkıcı..
duruluk..adamın arkasına saklandığı temiz pak çocuk..yalan..
saklandığı tüm yalanların hamuru tek maskeyi oluşturan,oldukça inandırıcı ve yanıltıcı.
o adam, yolda yürüyen yüzleri dikkatle izleyen
bakışları yakalandığında nezaketle selam veren
gece rüyalarında çıplak kadınlar görüp
flimlerdeki seks sahnelerini es geçen.
okuduğu anında kaydolsada hafızasına
yok sayan, yokmuş gibi yapan,oynayan
küçük çocuklara gülümseyip
kuytularda tinerci tokatlayan
içtiği zamanlar kadın arayan
yollardan faişe toplayan
adam..
adam, sarı saçlı kadının canından çok sevdiği, siyah saçlı kadının aşık olduğu adam.
yazar adam hakkında bildiklerini hayalinde abartan sadece anlayan yazar
yazar, hayalgücünü yenemeyen, tüm nesnellikleri kendine katıp yeni dünyalar yaratan, onlara fon müziği bulup adamı filmleştiren..
yazar sadece küçük rüyalar gören..

30 Aralık 2008

çılgınca seviyorum sıcaklığımı

Hiçbir dua yerine getiremez,
Benim kainatlardan uzaklığımı.
Yıkamasinlar vücudumu, yıkamasınlar,
Çilginca seviyorum sicaklığımı…

fazıl hüsnü dağlarca.

beynimde kımıldayan bişeyler var

beynimde kımıldayan bişeyler var.
gerçekten.

29 Aralık 2008

20 TRİLYON BİZİM OLACAK!!



evet sevgili bilog okurları bugünkü konumuz nasıl bu hale geldim ben?
evet sahi ben nasıl bu hale geldim
geldim nasıl bu hale ben
sevgili sevgiliciğim kıskançlığına gem vuramayıp o da bilog yazmaya başladı.onun bilogu benden daha güzel adresi de nosikinti@blogspot.com evet biliyorum ben ce de ismi bi garip ama ben onu burnundan yerim!
neyse sevgili okur benim bugün günüm keşke bugün olmasaydı.o nasıl bişey der isen şöyle bişey günüm hiç bir zaman pazartesi olmasın günüm hiçbir zaman sınav günü olmasın günüm hiçbigün labaratuvar günü olmasın!evet ben bir tembelim.
günüm savaş günü olsun hep benim.
yarın ondan sonraki gün falan hep sınavım var çocuklar.
ayrıca bugün dolmuşta lab malzemelerimi kırdım.39829 saat ayakta kaldıktan sora bir boş yer bulup oturdum onda da bikadın çocuğunu kkucağıma verdi çocukta kucağımda uyuyakladı.normalde ters ters bakardım ama ters ters bakamıyacak kadar yorgundum.(yalan ya bildiğin çocuğa kıyamadım(utanç))
derken eve geldim canım annem ne güzel yemekler yapmış löp mideye indirdim.
millet şimdi bi tarafını devirip yatarken ben ders çalışcam.
ama hiç sorun değil çünkü mister muscle var!
hayır be bildiğin bi sürü milli piyango biletimiz var bizim hatta sevgilime az sonra daha çok daha çok daha çok bilet almayı teklif edicem zira ben bu hayata dayanamıyorum.param bol olsun tuvelet kağıdı yerine para kullanmak istiyoruz biz evet!
son numerosu 003,aldım bitane gelirken dayanamadım u ye!
20 trilyon bizim olucak!!!
bu arada 20 trilyona yıllık faiz 4 trilyon falan geliyor ha!! offfff

ps:paramı bozuk olarak istiyorum hepsi 1 ytl olsun, öyle daha çok görünüyor.

28 Aralık 2008

romantik love story (k evet k)



evet gençler türümün son örneğiyim ben.
kıskanç mıyım?
evet.
hem de çok
deli gibi
öldürürüm.
uyuyabilseydim o sabahın gecesinde daha canlı tutabilirdim ellerini ama uyuyamadım.senin ellerin soğuk olsa bile üşümez.senin ellerin hiç soğuk olmadı soğuk olan benimkiler.ve ben her zaman üşürüm.kanım yavaş akar benim ve tansiyonum devamlı düşük,bikaç zaman haricinde..sen ne zaman bana baksan ama gündelik değil aşkla tutkuyla ya da ne biliyim beni gerçekten isteyerek baksan kanım alevlenir.ben ne zaman senin gözlerine baksam içindeki sessizliği görürüm ve sadece bana verdiğin oraya giriş biletini..işte o zaman ellerim dahil her hücrem ısınır senle..sen varken korku filmleri korkutucu gelmez.sevgimiz herşeyden daha korkutucu daha bilinmez ve ütopik..garip.senle ben en garip ormanların karanlıklarında elele konuşmadan yürüdük korkumuzu birbirimizle paylaştık işte orda ürperdi içim,üşüdüm sırf bu nedenledir ki üşümediğim zamanlar soğuğu ararım.ellerimi tuttuğun o mistik andaki ruh halimi, duyumlarımı, vucudum üzerimdeki kontrolsüzlüğü tekrar yaşamak için..sana aşık olduğum tüm o anları alıp başka yollara girmek için..bağımlılık ve afrodizyaklardan güçlü tüm varlıklar..sen.

Paris Je taime


tom tykwer ı seviyordum ama paris j' taime de çektiği o güzel kısa metrajlı filmi izledikten sonra daha çok seviyorum.filmi izlemeyenler için; ıssız adam da o herkesin msn de iletisine falan yazdığı karlar altındasın üşüyorsun farkında değilsin ölüyorsun bık bık repliğinin alındığı(çalındığı yazmaya elim varmıyor)işte orjinal replik şöyledir;

thomas listen.. listen. there are times when life calls out for a change. a transition. like the seasons. our spring was wonderful, but summer is over now and we missed out on autumn. and now all of a sudden, it's cold, so cold that everything is freezing over. our love fell asleep, and the snow took it by surprise. but if you fall asleep in the snow, you don't feel death coming. take care

türkçesi şöyle (ya da bence öyle:)
öyle zamanlar vardır ki hayat bizi değişmeye çağırır,bu bir geçiştir tıpkı mevsimler gibi.ilkbaharımız harikaydı, ama yazımız sona erdi ve biz sonbaharı kaçırdık. ve şimdi herşey soğuk..herşey çok soğuk ve herşey bu soğukla donmaya başladı.aşkımız uykuya daldı, ve kar birden üstümüze çullandı..eğer karların içinde uyursan ölümün geldiğini hissetmezsin..kendine iyi bak..

27 Aralık 2008

SYBIL-BİR PSİKOLOJİ MASALI


70 li yılların en çok ses getiren televizyon dizilerinden olan sybil, kişilik bölünmesi yaşayan( MPS) shirley ardell mason'ın (kişilik haklarını korumaya yönelik bu isim kadının 1998 deki ölümüne kadar gizlenmiş) kendi kişiliğinde barındırdığı 16 farklı ki 2 si erkek farklı kişinin yaşamını anlatan oldukça değişik bir dizi.(bu arada kimi kaynaklara göre 17)


gerçek bir olaydan yola çıkılarak yazılan kitap(yazar:flora rheta schreiber) sybil ismiyle piyasaya sürülüyor.psikoloji alanında devrim olarak görülen kitap, her kesimden insanın ilgisini çekiyor, satış rakamları hergeçen gün artıyor o dönemde. hatta bestsellere kadar çıkıyor.shirley ın 12 sene boyunca doktoru olan cornelia wilbur shirley ın de izniyle bir gazeteciyi seanslerı izlemesi için muaynanesine davet ediyor.gazeteci kişi tüm olan biteni kaydediyor.


kitapta herşeyin shirley ın anne ve babasını cinsel ilişki sırasında görmesiyle başladığından bahsediliyor.daha sonra shirley annesi tarafından feci işkencelere maruz kalıyor mesela annesi mutfak masasına yatırıp cinsel organından bir hortum sokup bu hortum yardımıyla içine sıvı akıtıyor falan yani shirley de inanılmaz bir anne nefreti var.


kitabın konusunu, sonrasında çekilen film ve dizilerin muhtevasını dallandırıp budaklandırmak istemiyorum benim ilgimi çeken kısım şurası;


aradan 25 yıl geçiyor psikolog Robert Rieber kendi muaynanesini temizletirken arşivde bikaç unutulmuş kaset bulunuyor bu kasetler incelendiğinde kasetin içeriğinin sybil diye bilinen hastanın aslında zorla hasta edildiği ile ilgili olduğunu görüyor.kasetler incelendiğin de kadının hipnoz yöntemiyle hasta edildiği tüm kişiliklerin ve olayların ona hipnoz sırasında anlatıldığı ortaya çıkıyor.bu ilginç olay kısa süreliğine çok ses getirse de hemen üstü kapatılıyor neden mi;


psikoloji çok büyük bir pazar şuanda.söz konusu kitap piyasaya çıktığında onbinler kendinde kişilik bölünmesi idaasıyla psikologlara koşmuş.şimdi ise sayısını bilmediğimiz kadar farklı psikolojik hastalıkla ilgili yine sayısını bilmediğimiz kadar ilaç piyasada.işte olay tam bu noktada patlak veriyor.bir sürü karara vardırılmış davada birçok psikoloğun birçok psikiyatristin hastalarını telkin ve hipnoz yoluyla hasta ettiği dolayısıyla kendilerine (muayne ve terapi seanslarının ücretlerini düşünün) ve ilaçlara bağımlı hale getirdiği kanıtlanmış. ne yazık ki şuan da bile milyonlarca hasta aslında basit travmalar sonucu gittikleri psikologlardan oyuna getirilip gerçek hastalar halinde çıkıyorlar.


insanlık varoldukça, psikoloji insanların en çok ilgisini çeken ve insanları hiç bir zaman cevaplamayacak bir sorular yumağı olmaya devam edicek.o zaman bu yazımı şöyle bağlarım ben 'psikoloji derin sudur, içine düşen boğulur' evet:)

26 Aralık 2008

soğuk suyla beyin felci geçiriyordum ki...


duydum ki sıcak su saçları haşlıyomuş ben de hep bildiğin kaynar suyla yıkarım saçlarımı.demin sevgilim geleceğinden mütevellit güzel kız olmak istedim.sıcak suyla yıkanırken yıkanırken birden aklıma soğuk suyla güzel olma fikri geldi düşündüm ki souğuk suyla yıkanırsam soğuk ülkedeki kızların o başa çıkılmaz güzelliğini ben de yakalarım hatta yeterince soğuk suyla yıkanırsam gözlerim birden mavi olabilir, ama donuk ve balık gibi bakabilirdim orası ayrı.herneyse işte 76643 derecelik suyu birden kıstım ve de oda nesi -76643 derecelik (ki dünya şartlarında mümkün değildir.termokimya ders no :45 olgun güvenin anısına derim ki en düşük sıcaklık ancak -273,15 derece olur absolute zero derler kendisine aslşslklsjkdlfjlk) dondurucu ankara mağden suyuyla karşı karşıya kaldım 3 metre olan saçım donup vucuduma yapıştı suyu sol kulaktan yemiştim kulağım şuan alçıda.beynim deki felç sayesinde çeşitli halisünasyonlar gördüm şimdi burda senle bunları paylaşıp beynini bulandırmak, gördüğüm şeylere özenip sonuçlarına bakmaksızın aynı şeyi denemeni hiç istemiyorum.evet saçlarım feci parlak göründü ilk anda zira donmuştu ve de artık normal saç normlarında değildi.şimdi ben bu kadar şeyi neden böyle uzun uzun anlattım biliyo musun çünkü şuan sayıklıyorum yarın alla alla lan bunu deniz mi yazdı nasıl da benim dilimde yazmış diyeceğim çünkü hiçbişey hatırlamayacağım.


neyse biliyorsun serbest çağrışım olayını severim

yalnız görüyomusun nasıl bir yavşak konuşma tarzı nasıl bir seviyesizlik daha dün sevgili sayın vesaire diye anılan kutsal bilog okuruyla bugün laçka cıvık cıvık bir ilişkiyle sen oldu.olsun.samimi olalım.ya da olmayalım lan herkes çok samimi çok korktum ortamdan


neyse bak serbest serbest çağırıcak beynim onu bunu hazır mısın?



  • bilog okuyorum ya böyle resmen kafamda gruplaştınız lan. kevaşe kız grupları blogları, alterno biloglar, gerçekten eğlenen insan bilogları, kendini beğenmiş bilgiç adam bilogları, gay bilogları, sonra ne biliyim benim gibi saçma sapağan amaçsızca yazan bir yığın insan da var.en çok rağbeti kevaşe kızlar görüyor.yuh lan size burda bile mi!! hadi gerçek hayatta çıkarımız olur mu lan acaba diye kıçlarında dolanıyosunuz burda neden dolanıyosunuz lan çevrelerinde.gerçi çok eğlenceli yazanlar var aralarında orası ayrı ama bazıları seviyesiz hıh

  • bak ben sana çağrıştırcak demedim mi! lisedeyken bizim 1.sınıfta elif diye bi arkadaşımız vardı ailesi akedemisyen falandı bizi gizliden gizliye hor görürdü böyle .biz de onun saftıronluğuyla dalga alan geçerdik.elif birgün bir yabancı dil kursunun seviye tespit sınavına girmiş.artık nasıl bir başarısızlık gösterdiyse sonuç kağıdında 'seviyesiz' yazıyordu alşlakds. sonra dalga konumuz elif oldu. bazı hocalar seviyesiz demeyi severdi hobi olarak hoca her seviyesiz dediğinde sınıf kopardı

  • elif yine bi derece iyiydi hele isim vermiyim burda şimdi sümük tabir ettiğimiz bi çocuk vardı ki işte lise hayatımıza damgasını vuran gerizekalı bu çocuktur.bu arada sümük adını yine bir hocamız takmıştı ona.bizden 2 yaş küçüktü babası tıp fakültesinde dekandı kimse inanmıyordu tabi neyse bu çocuk derste konuşmaya başladığı an sınıftaki herkes eksiksiz abooorgg karrgghhh aşııtttt öamnkjjdk diye sesler çıkarırdı çocuk daha da sinirlenirdi o da domuz gibi sesler çıkarırdı falan.hayır böyle herifle dalga geçip anlatıyorum da adam tıp fakültesini kazanmış bi de bana bak lan!

  • tıp deyince aklıma ilk olarak bir iki üç tıp gelmesi normal bence böyle mühim bölümün adı tıp olur mu be ne kadar namüsayit ne kadar lakayıt yahu

  • meyveler arasından en çok karpuz kiraz portakal mandalina çilek armut ayva elma muz kivi ananas böğürtlen vişne dut nar incir şeftali üzüm kavun avakado greyfurt kayısıyı severim

  • kavuz denen meyveyi sevmem yemedim de hiç o ne biçim isim öyle iki kardeşten olma çocuk gibi kavun karpuz sapıklar!

  • ahahaha sapık dedim de aklıma sevgilisinin penisini kesip çatıya atan kadın geldi sonra penisi bulup yerine takmış işler ben bu noktada koptum okur

  • okumayı bilip okumayanlara allahtan rağmet acılı yakınlarına acil şifalar diliyorum

  • can yayınlarıyla aşk yaşıyorum.eğer mesela 78 trilyonum olursa can yayınlarını satın alcam sahibi satmazsa kızını kaçırcam kızı yoksa oğlunu kaçırcam ama bu hoş kaçmaz pek en iyi oturup sahibinin kızı olmasını dilemek.

  • dileklerim hiç bir zaman tutmuyo hep zor kullanmak durumunda kalıyorum, büyü yapıyorum.beni buna zorlamayın.

  • okulun içindeki göl muazzam. göle gel sevgilim derim.

  • of ya doğayı çok seviyorum ağaçlara göllere falan sarılasım geliyor bazen

  • ha göl demişken ışıl hatırlarmısın birgün sana demiştim ki suya girme zevki bana çok garip geliyor.o nasıl bir duygu lan hiç dağa ggirmek toprağa giresimiz geliyor mu da su gibi bir oluşumun içine giresimiz geliyor çok acaip

  • lan göz göre göre küçücük bir sinek tanrının varlığını bi saniye de yıktı gözümde!serviste giderken çat bi sinek çarptıı cama oha dedim bildiğin göz göre göre kaybettim hayvancağızı sonra acılı ailesini düşündüm onların beyni sinek kadar olduğundan bütük ihtimal araba olayını kavrayamayıp takdiri ilahi deyip birbirlerinin sırtlarını sıvazladılar.onların tanrı dedikleri şey büyük boy insan lan!evet işte bizde büyük boy bir insan tarafından öldürlüyoruz sonra azrail falan oh ne güzel bulmuşuz yolu be çikolar.aslslkjkjs küçük ışıl evrenin sırrına varır.

  • stephen hawking!

  • einstein çok çapkınmış lan hatta hatunların çoğu hastaymış buna bi de o dil çıkardığı foto aslında photoshopmuş bi de disileksiymiş o da bir de adam yaşlanınca bildiğin böyle mıymıy ihtiyar olmuş yok sırtım yok bacağım.oturmuş günlüğüne de bunları yazmış.hiç ummazdım senden einstein düştün gözümden hacı

  • ankara da böyle kafa dinleyecek doğa kırıntısı barındıran güzel yemek yapan güzel müzik çalan çok feci pahalı olmayan tek bir yer gösterin yirmilik dişimi kırcam

  • yirmilik dişim yok daha

  • büyük ihtimal de hiç olmayacak

  • doktor söyledi yer yokmuş

  • doktor demişken cildiyeciler topunuzu öyle bir döverim ki feleğinizi şaşırırsınız lan ne asabi ne halden anlamaz ne ukela adamlarsınız

  • 98349837598737 tane cildiye uzmanı görrdüm hepsiyle küsüs şuan parmağımı uzattım boz hadi boz boz boz dedim hepsi bozdular

  • böyle çok uzaktan tanıdığım ama ilişkilerini bildiğim iki sevgili çocuk ayrılmıştı.geçen gün barışmışlar. çok sevindim bana ne oluyorsa

  • kendime bişeyler alamıyorum çünkü tüm paramla sürekli birilerine bişey alıyorum bunu zevkten yapıyorum bildiğin zevk alıyorum ben böyle değildim çok hödüktüm nefret ederdim hediye vermekten 3-4 senedir noluyorsa bana artık alla alla

  • durduramıyorum yine kendimi

  • mim olayı var ya.bu güne dek akıllıcasına rastlamadım ama şu sevdiğin 10 şarkı mimini çok sevdim herkesin sevdiği şarkıları görüyorum bilmediklerimi arayıp buluyorum falan güzel bişey.

  • içimdeki müzik ve savaş sevgisi bambaşka

  • anneme düşkünlüğüm ve düşmanlığım psikolojide inceleme konusu olmalı

  • veronica ölmek istiyor

  • du

  • o kitabımı hangi kadirkıymet bilmez aldıysa geri getirsin artık!

  • dağıttım tüm kitaplığımı böyle böyle ben işte

  • alla alla ya

  • of sıkıldım yazmıcam artık hem hiç eğlenceli değilim bugün yazarken kendim de gülmüyorum

  • ben olsam okurdum ama sonuna kadar

  • bak süpriz var aşşağıda oku bence

  • varrr

  • devaaaaaaaaam

  • geliyo geliyo

  • yok lan ne süprizi of çok sıkıcıyım

  • gidiyorum ben heyecanla sevgilimi bekleyeceğim ):

  • başım üşüyor zaten neyse
  • pöf bana

25 Aralık 2008

çok götiksiniz bağyan


diyordum ki bu gotiklerin hepsi aynı mı çiziyor yearabbim.sonradan farkettim ki çizimlerin,ilüstrasyonların hepsi (yani benim ilgimi çekenlerin çoğu)şu hatundan çıkmaymış:
http://www.victoriafrances.es/main.php

çok götiksiniz bağyan.

adama ne ayaksın hacı demezler mi a falkenbach!



şimdi sıradaki amcamla ilgili söyleyebileceğim çok şey aslında ben de bilmiyorum sevgili bilog sakinleri amcam feci gizemli şarkıları atıp atıp kaçıyor ne bir resim ne bir bilgi yok! bilek desem bilek değil folk desem o hiç değil sen ne ayaksın demezler mi adama falkenbach! bu grup neyin hiç değil tek kişilik öyle bir proje albümde falan tüm isimler izlandaca ayrıca amcam söylentiye göre şimdik almanya da sanatını icra etmekteymiş.selam sana burdan ey falkenbach gizemini çözücem byük ödülü alıcam! bu arada şarkımızın ismi ne hassa artık ingilizce gibin 'when gjallarhorn will sound' o yes gençler
p.s: o fak sevgili bilogseverler sitesine bi bakıyım dedim sulh ve ceza mahkemesi kapatmış sitesini engellemiş.neden yaptın lan bunu şuursuz musunuz alla alla ya! www.falkenbach.de sitesiyde buydu.

24 Aralık 2008

canlı yayında repeat e koşuyorum!

yessss saatlerimiz 01:12 sayın seyirciler.şuandan itibaren çalışmak için tam olarak 7 saat 47 dakikam var (1 dakikası gitti bile) lakin şuan canlı yayında sınıfta kalıyorum sevgili bilog severler evet bunu yapıyorum ve burdan tüm kimya camiasına gönderiyorum acaip hayvanlara benziyorsunuz!
vat ta fakin pırablım vit mi lan!
ayrıca ışıl bu senin için vat dı fak hev yu dan!

23 Aralık 2008

bu başlığımda hacı metali konu edindim.



o zaman dünyanın en iyi bayan brutal vokali angela gossow a saygı amaçlı bir de arch enemy koyalım buralara diyoruz wages of sin albümünden geliyor 'dead bury their dead' o ye :D ne varsa isveçlilerde var hacı öaaaggh

AMARAN-INFLICT



mukaddes arkadaşım emre sayesinde keşfettiğim keşfeden de başka insan tanımadığım ender güzel gruplardan birinden geliyor sevgili biloğ severler isveçli grup amaran dan 'inflict'
ha buarada şöyle bir baktım netten dağılmış bunlar vokalleri gidince basçıları da arkalarından koşmuş gitmiş.şimdi yeni vokal arıyorlarmış.(gitaristleri rtn de katatonia nın rodisi olarak türkiydeydi:)

21 Aralık 2008




seviyorum bu kızları bir de alev diye bir şarkıları var o da oldukça başarılı..

KORK
uzun, şiddetli geceler
hatırlatan seni bana,
beni sana.
elimden gelse
uyurum, görene kadar;
seni bir daha, seni bir daha...
kork, elimden gelen bu kadar.
yoksa koparırdım seni dünyandan,
benim dünyama.
yok, acının sonu bu kadar.
Ölene kadar acı yok bir daha,
Ölürken acımaz zaten...

trt nin sunmuş olduğu pop saati sanal alemde programının bugün de sonuna geldik sevgili seyirciler



sevgili blog okurları yeni bir kendini kaybedişe kadar bu olaya bu noktada son veriyorum.pek yakında tüm metal türlerinin en seçkin örnekleri,60lar 70ler 80ler 90lar pop caz elektronik metal rock folk.. ne kadar güzel olan müzik varsa hepsiyle yine karşınız da olcağım ben pop saatinin blog temsilcisi ışıl şimdilik yayınıma burda son veriyorum.
ps:pop saatinin 2093427843892 yılı kutlu olsun. bu arada erhan konuk'a da sevgi ve çok derin saygılarımızı iletiyoruz evet bunu yapıyoruz.

evet daldan dala konmaya çılgınca savrulmaya devam ediyoruz.



bu şarkıyı çok severiz biz pinhaniyi çok severiz hiç bi nedenden dolayı değil sadece bir gece bizim birbirimize nasıl sarıldığımızı bildikleri için.ve de ölümsüz bir ana fon müziği yaptıkları için evet 2007 yazı galatasaray lisesi şenlikleri.biçok güzel şarkısından şunu seçiyorum.

Belki son defa, belki yıllardan sonra
Sırlar içimde, korkarım anlatmaya
Aşk alır beni, kandırır beni
Küçük bi çocuk gibi

Sen güzel kadın, hiç mi mutlu olmadın
Hiç mi sevmedin, hep mi yarım kaldın
Belki bilmeden bekledin beni
Beni sana kader getirdi

İçimden geçen senin içinden geçer mi
Nasıl saklarım seni ne çok sevdiğimi
Benim içimden geçen senin içinden de geçer mi
Ama nasıl saklarım seni ne çok sevdiğimi

Sözler az kalır, çaresiz kalır
Gözler anlatır, aşkı gözler anlatır

biri var.



daldan dala daldan dala diyoruz ve ..çok sevdiğimiz bir abladan geliyor biri var..
bu da benim küçüğüme gelsin mi o zaman gelsin tabi zaten tüm şarkılar ona of bi geyik yaparım ki şurda ama yapmıyorum tuttum kendimi.

Gözleri yeşil gibi
Sözleri şiir gibi
Dalgaalı deniz gibi
Biri var
Yaşadığım şehir gibi
Çöllerde nehir gibi
Sanki beni sever gibi
Biri var
Güzel gözleri haraz
Çatal dilleri ölüm
Bugünlerde beni yaşatmayan
Biri var
Kimine göre bir iş değil bu bizimkisi
Kimine göre bir aşk bitmez ki hiç sevgisi
kimine göre doğru
kimine göre yanlış

küçük ışıl coşuyor coşuyor coşuyordu


şimdiki şarkımız yine tüm metalseverler için özellikle death sevenler için geliyor sevgili seyirciler DEATH grubunun 1998 yılında kaydettiği 'the sound of perseverance' albümünün ilk parçası olan 'scavenger of human'..(çok uğraştım upload olmuyor!!!!!of)

What pain will it take
to satisfy your sick appetite
go in for the kill
always in sight-prey
the time always right-feast
feed on the pain-taste
sorrow made flesh-sweet
live how you want
just don't feed on me
if you doubt what i say
i will make you believe
shallow are words from those who starve
for a dream not their own to slash and scar

Big words, small mind
behind the pain you will find
a scavenger of human sorrow
scavenger
abstract theory the weapon of choice
used by scavenger of human sorrow
scavenger

So you have traveled far across the sea
to spread yor written brand of misery

ps: aklıma bir fethiye hatırası geldi yine sevgili okuyucu. çok metalci sevgilim bu şarkı eşliğinde okey masasından kalkıp 3 metrelik saçlarını savura savura coşar iken 12 yıllık olduğu rivayet edilen güzelim kamuflaj şortunu parçalamıştı.evet biz böyle bir topluluğuz.ben de serdar ortaç da coşarken dişimi kırmıştım mesela.


bugün müzik günü ilan ediyorum ve birbirinden çılgın müziklerimi upload ediyorum.sırf sizin için geliyor sevgili metalseverler.
POWER METAL POWER(progressive o progresive ama sanki power daha güzel power olsa güzel olurdu gibi) diyoruz ve sıradaki şarkımız symphony X den geliyor
'fallen'

Alone I walk, among the twisting
shadows
tempted by the ancient magic, the Power
of Five
My desire to mirror my own image -
and I will offer you no
soul - offer you no
soul

Tonight Darkness will shadow the Light -
Symmetry divine, there's no force greater
Dividing the Fathers of Time

Feel my hate, I'm banished to this
wasteland
my Serpents plot the overthrow of your
temples and shrines
In the night, my army's rage and fury
burning my
shadow into the land - Vengeance by my
hand

Tonight Darkness will shadow the Light -
Symmetry divine, there's no force greater
Dividing the Fathers of Time
Tonight Darkness will shadow the Light -
Paradise denied - the balance of ages
forever lost in time

Was I sure of my fateful wish to evoke
the night from the day?
Thousands now join as one - be afraid
What have I done? Clouds are dimming
the Sun with his wrath of disease and
decay
This masque of vengeance leads my
death parade
What have I done?
"My shadow burning - my shadow burns
across the land...".

Tonight Darkness will shadow the Light -
Symmetry divine, there's no force greater
Dividing the Fathers of Time
Tonight Darkness will shadow the Light -
Paradise denied - the balance of ages
forever lost in time

"...and there was a need for balance, the
coming of Ma'at.."

bir çocuk sevdim..


bir çocuk gördüm uzaklarda
gözleri kederli hatta korkulu
her şeye rağmen bir an gülümsedi çocuk
sıcak sade ama biraz kuşkulu
bir çocuk sevdim uzaklarda
sanıyordum ki onun özlemi de buydu
o ise bir bakışta beni örtülerimden
yalnızca yalnızca duygularıyla soydu
ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
şimdi çocuk büyümekte günbegün
bütün hüzünleri okşadı birer birer
gizli bir ümide sarılarak biraz küskün
ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
şimdi çocuk büyümekte günbegün
bütün hüzünleri okşadı birer birer
gizli bir ümide sarılarak biraz küskün
bir çocuk gördüm uzaklarda
biraz çocuk biraz adam biraz hiçti
ellerinde yaşlı zaman demetleri
daha önce denenmemiş yeni bir yol seçti
bir çocuk sevdim uzaklarda
bir elinde yarın öbür elinde dün
erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
dünyanın haline bakıp güldü geçti
ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
şimdi çocuk büyümekte günbegün
bütün hüzünleri okşadı birer birer
gizli bir ümide sarılarak biraz küskün
ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
şimdi çocuk büyümekte günbegün
bütün hüzünleri okşadı birer birer
gizli bir ümide sarılarak biraz küskün
ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
şimdi çocuk büyümekte günbegün
bütün hüzünleri okşadı birer birer
gizli bir ümide sarılıp küstü..

filmin başladığı..

İstanbul..
Kız için bu güne kadar ne ifade etmişti ki..
Terlikler..
Zayıf ayaklarından fırlamasınlar diye dikkat ede ede yürüdükleri o sokak
Serinlik duygusu
Elleri sevgilinin..
Beşiktaş
Hayatın başladığı nefes alınan nokta
Aşkın gülümsettiği
Sürekli gülümsenen bir hafta.
Yalnızca sevgili
Sadece kokusu
İstanbul
Sadece huzur
‘yaşam’ak istemek
Onunla yaşamak istemek
İstanbulda o yol boyunca onunla konuşup gülüşmek istemek
Kamera nın kız ve sevgilinin etrafında döndüğü filmin unutulmayacak sahnelerinin geçtiği
2007 filmin henüz yeni başladığı..

17 Aralık 2008

bir kimyacının gizli defteri-1



  • enstrümantal analiz hocası kapıcı kılıklı olduğundan ben de dersin içeriğiyle pek alakadar olmadığımdan mütevellit hoca laboratuvara geldiğinde sanki o masanın üstüne oturacak saz çalacak biz de alkışlarımızla tempo tutacakmışız sanıyorum hep.sonra hoca bıyıklarını oynata oynata çok bilimsel konuşunca damdan düşmüş gibi oluyorum.

  • hoca basamak basamak katı örnekten nasıl nitel analiz yapacağımızı anlattırken katımızı çözelti haline getirmeyi başardık şimdi ne yapacağız arkadaşlar diye sorunca ben tüm arkadaşlar kolkola halay çekeceğiz siz halaybaşı olacaksınız hocam diyorum.ama içimden.

  • en sevdiğim ders sıfır almış olmama rağmen(-e rağmen) differansiyeldir.çünkü dersi bölüm başkanı yönetir.ama uzaktan.çünkü hiç derse gelmez.içimi garip bir huzur kaplar asistanlar bugün ders yok dediğinde.

  • genel kimya dersini 2 kez aldım geçtim bi kez daha alırsam kalırım ben bu okulu bırakırım.

  • kimya bölümü asistanları hep (istisna var bikaç tane ama onlar bile tam istisna olamamış yani adam bildiğin kokogay kıhkıh) mi kadın olur hep mi tiki olur.evet.

  • hoca her 'siz zaten bunları biliyorsunuz' dediğinde tüm sınıf kafa sallar bişeyler söyler.bende kafa sallarım( headbang) ama hiç bişey söylemem çünkü genelde o biliyorsunuz dediği şeylerin ne olduğunu bilmem.

  • labaratuvardan sürekli madde aşırmak isterim ama aşırmam.annem çok kızıyor evde kimyasal görünce.

  • deniz adlı çok metalci arkadaşımla sodyumnitrat yaladık. biz bunu yaptık. sonra ışıl arkadaşımıza da tavsiye ettik sen de yala çok güzel dedik.yalamadı.sonra biz de mütemadiyen dalga geçtik.ben potasyumpermanganat içmeyi önerdim, denizin karnı doymuş içmedi ben de tang e karıştırmak için (çok güzel renk verir ablası mor mor) aldım eve getirdim.annem daha görmedi.

  • sınavlardan bigün önce çalışırım.sınavdan bigün sonra tüm bildiğimi unuturum.

  • yağmur yağsa okula gitmem, kadınlar gününde okula gitmem, hayvanları koruma gününde okula gitmem, 23 nisanda hiç gitmem.canım istemezse benim ancak cenazemi okula götürürler bu kadar net konuşuyorum.

  • devamı gelecek

  • anorganik differansiyel tarih ve anorganik sınavım var

  • ben gidiyorum

  • evet

p.s:gugıla görsele kimya yazıyorum resimdeki kız çıkıyor çok kimya binsan ya bu kız kim-yaaaa aaa bu espriyi yaparım gülmeyene kayarım nihahahahah

HACILARA KARŞI ZAAFLARIM VARDIR


hacılara karşı olan zaaflarımla ilgi çok feci bi yazı yazmıştım yanlışlıkla bi backspace dokundum silindi.başlarım teknolojik olaylarına ha!! adam ol lan azcık bilgisayar terbiyesiz emeğe saygısı kalmamış yeni neslin hiç ya alla çok sinirliyim şu an.

hayır kaba değilim yahu çok sinirliyim sadece

erkek fatma değilim nefret ederim o tiplerden tokatlayasım gelir ama hiç tokatlamışlığım yoktur.

hayır o değil de ben sevgilimi çok özledim olsa da bi kızsa bana azcık çıtı pıtı ol ışıl dese trip atsa bana falan tribini bile özledim.

tribini yerim senin pofidik fındık yahu!!
lkjdkhadhjhghjs koptum gugıla dedim hacı bana ordan bi şeyh hacı resmi falan gönder diye bu herifin resmini gösterdi.hacı kavramı kafamda yepisyeni bir şekil aldılsşdkşlskflşkslş

15 Aralık 2008

bir dakika öncesinde gülen yüzleri sarkıtmak öyle kolay ki..bir telefon bir kelime kötü bir ses, kötü bir haber..yaşam hiç bir zaman sürekliliğine güvenilmeyecek kötü bir dost benim için hiç bir zaman güvende hissettirmedi ki bana kendimi.şimdi yine aynı kaygan zeminler üzerinde yürüyorum yalpalayıp yalpayıp toparlanıyorum.ısrarla silkiyor beni üstünden. silkmesine kızmıyorum sadece ısrarcılığına çocuk gibi alaycılığına kızıyorum.ya düşür beni bitsin ya izin ver dikkatimi artık ayakta kalmaya değil yürümeye vereyim!

yavvvrrruuuuu


dolmuştaki teyze ineceği sırada yanındaki kız kibarca 'kaykıldı'. teyzede ona

'teşekkürler yavvvrrrumm' dedi.bense teyzenin sapıklığı karşısında 'donakaldım'.

'terbiyesiz,ahlaksız,iffetsiz birde namus düşmanı yaşlı kadın'dedim. ama içimden.
  • metal dinliyorum kendimden geçiyorum
  • bir arkadaşım var onun da adı ışıl sürekli mada faka ve vay anasını der bu da böyle bir anımdır
  • sevgilim bence dünyadaki en yakışıklı erkek since 3 years oyeee
  • bi adam varmış canı sıkılaaaaan canı sıkılaaaan canı sıkılaaaan
  • trik trak trik trak olur mu hiç çalışmamak trik tral trik trak olur mu hiç saçmalamamak
  • kilo problemi yaşıyorum mütamadiyen kilon kaç diyenlere 50-62 arası diyorum böyle şey mi olur lan !!bi sabit dur yerinde
  • bana yeni müzikler bulun hadi çocuklar bak bulursanız çok güzel yazı yazcam size çok sıkıldım tüm müziklerden
  • bunu 1623728546524526452. kez sölüyorum lanet olsun içimdeki kimya sevgisine
  • vizeler kaldırılsın kim daha çok iyi saçmalarsa ona A1 verilsin finallerde tek soru sorulsun cevabı en yanlış olan en birinci olsun
  • her çarşamba uykusuz almaya koşarım sırayla satır satır okurum hiç atlamam sevmediklerimi bile okurum ama cihan ceylanı yerim yerim!(uğur gürsoy u da yerim)
  • dünya da en çok çakma insan kitlelerinin olduğu okul bizim okul ifşa ediyorum hacettepe beytepe kampüsü.
  • bir de şey savaş'ın yetenekliliği benim hiç bi alanda yeteneklerimi gösterememiş olmam falan bunlar kafamı çok kurcalıyor sonra vuruyorum kendimi müziğe yine onun yaptığı şarkıları dinliyorum.işte benimkisi böylesi bir kıskançlık sevgili seyirciler.
  • kardeşim uykusunda konuştumu korku filmi efekti yaratıyorum her daim.
  • uyurgezerim bi de ben hehe
  • disileksiyim bak dsileksiyi böle yazarım 110 la 101 daima karıştırırım bi de arasına i girmemesi gereken şeyleri beynim kabul etmiyor neden bilmiyorum sipor tiren vs vs vs
  • uçuk insanım ama soyut anlamda değil lan cidden uçukluyum her uzuvum uçuk uçuk uçuk
  • kitap sevgim bambaşka kitapçılarda kitaplara sarıldığım görülmüştür.
  • bi kitabı çok pahalı bulursam hergün gider gelir o kitabı yerinde incelerim gizliden okur bitiririm kıhkıh
  • evet bu hafta differansiyel inorganik tarih sonracıma endüstireyel vesaire sınavlarım olmasına rağmen (-e rağmen) ben burda napıyorum.
  • hayatımda hiç düğünlerde oynamadım
  • ama savaşla bigün karşılıklı ankara havası oynamak istiyorum ama benim adım elvan daltonben gezerim balkon balkon gelipte koynuna girerim amakobrayı dolarım boynuna varooooo
  • analitik hocası hakkındaki dedikoduları dinlemeyi çok seviyorum lan kadın acaip aristokratik ama bizim gibi amelelerin seviyesine inemediğinden çok eğlenceli oluyo dersi bize trilyonluk şarap nasıl içilir onu anlatıyo sor bi bana sor hayatımında en çok kaç paralık şarap içmişim kadın ihi
  • neskafeyi kaşık kaşık koyarım kupaya sonra aklıma ne gelirse katıştırırım içine bigün çok önemli bir keşif yapıcam bu yolla inanıyorum evet.
  • fotoğraf makinemi alınca çok feci fotoğraflar çekicem böyle bakanlar dönen daireler görmeye başlıcak
  • o değil de biz berna diye bi arkadaşımla ufo çağırıyoduk böyle okul bahçesinde yere yatıp bizim beyin gücümüzden etkilenip gelmelerini bekliyoduk aslşslkfsşlk
  • bizim şimdi orta okulda nuran gıcıman diye bi fen öğretmenimiz vardı, dişleri yere paraleldi.sürekli üstümüze tükürürdü derste millet halay çekerdi resül diye bi manyak vardı hocaya pandik atıp kaçardı falan neyse ramazan ayı oldu kadın oruç tutuyodu ama böyle iğrençlik hat safhada böyle kurumuş tükürükleri dudaklarının yanında birikiyodu onu da ön sıradakilere löp diye kafalarına yapıştırıyodu.bigün derse gelmeden resülle ben herkese migros poşeti dağıttık herkes kafasına geçirdi hoca derse geldi herkes kafaya poşet geçirmiş öyle bekliyor.gitti müdürü çağırdı müdür geldi baktı bıyık altından güldü güldü gitti puhahahaha
  • 2 defa motorsiklet kazası geçridim birinde ölüyodum aslında 3 de 1 i çok hafifti.ama hala içimde çılgınca bir motor sevdası var. ne zaman görsem ağzım sulanıyo.motor.
  • yeter
  • yazma artık
  • yazmıcam zaten
  • ben bu yazıyı savaş eğlensin diye yazmıştım zaten
  • gıdı gıdı
  • evet
  • hoşçakalın
  • esenlikler dilerim.

14 Aralık 2008

pazar günü=huzursuz
pazartesi=huzursuzluğun ertesi
salı=sıkıcı
çarşamba=bitsede gitsek
perşembe=ha gayret cuma geliyor!
cuma=en sevdiğim çok şukela çok yahşi çok sempatik gün oy oy yerim!
cumartesi=bu tatilin bitmesinden çok tırsıyorum hacı
herpes simplex bunların tüm sorumlusu sensin ateşten yanıyor yüzüm ve bu ay kaçıncı kez babam okutcağım üfleteceğim diyor e canımdan can kanımdan kan vücudumdan bir parça simplex korkmuyor musun ki içime cinler karışsın iki yakam bu dünyada bir araya gelmicek senin yüzünden hain virüs öldürdün günümün içine ettin hain virüs!
bulunsun artık şu lanetin tedavisi.
bugün başka bir meslek grubuna sesleniyorum bulun artık len şunun tedavisini çatladım her hafta her hafta yeter!

nasıl insanlarsınız lan sayın mimarlar!

nasıl insanlarsınız sayın mimarlar!
bi değişik yapı olsun şu şehirde be.yolda yürüyorum bok rengi binalar gri renkli kaldırımlar krem kırması apartmanlar hep aynı 3 oda bi salon ıslak zemin doğalgazlı aileye kiralık daireler.bıktım sizden be ne tembel meslek grubusunuz biriniz de aranızdan çıksın desin ben değişik kullanışlı güzel renkli ev yapıcam market yapıcam evi yan yatırcam uzay mekiği yapcam desin lan!!boşuna mı okudunuz o kadar terbiyesizler ya adamın asabını bozuyolar gece gece alla alla ya!!
başka renk yok dimi gri kirli beyaz kirli sarıdan başka
psikolojimi bozdunuz lan azcık italyan ol kulen yamulsun ama yok sen illa ev yapcan dimi evcimenler sizi!!
ha bi de şu site olayı beni delirtiyo ne o toplama kampı gibi koyun muyuz biz be, hepimiz aynı renk binada oturuyoruz hepimiz aynı anda çöp atıyoruz hepimiz aynı anda uyuyup aynı anda uyanıyoruz göbeğimiz bir kesildi çünkü değil mi sevgili site sakini!! hayır o değil hatice ayşenin evinin yatak odasının yerini biliyor her sesi kötüye yoruyor, selim odasını istediği yere kuramıyor çünkü gürültü yapıyor aşağıdaki bebeler sürekli çünkü o odanın altındaki yer de çocuk odası olarak planlanmış hayır mehmet yapma lan orayı oturma odası sen hobi odası diye bişey bul onu yap ayşe sen de mutfağı yatak odası yap tamam mı evladım.

bu arada misafir odası denilen gerzek şeyin hangi akılhastası zihinlerin yarattığını başka bir yazımda sizimle paylaşacağım sevgili okurlar şimdilik sinirimi kustuğuma göre karşı binadaki çalışma odasını gözleyebilirim nerden mi biliyorum oranın çalışma odası olduğunu çünkü ben de sitede oturuyorum..

12 Aralık 2008

senin için büyüdü diyorlar..

sen büyüyorsun diyince kızıyorum.için için küçük kız çocuğu hallerimin senin için daha sempatik olduğunu düşünüyorum ama sadece sana yoksa sevmem ben öyle mıyış mıyış hareketleri.ama cidden bugünlerde aynaya baktıkça görüyorum artık eski ben değil aynada gördüğüm bildiğin büyük kocaman kız canım!biraz daha zorlasan küçük bir kadın.saçlarım da eskisi kadar güzel değil zaten.
göz göre göre büyüyorum be ben!
gözlerimin yanında çizgiler var çok gülmekten herşeye kikirdemekten kesinlikle deri deformasyonuyla alakası yok, ellerim de sanki daha kemikli mi ne böyle cadı eli gibi yok yok değil benim ellerim hep zayıftır zaten hıh: ama ya makyaj yapmama ne demeli! bunca yıldır erginim yapmadım yapmadım bu sene mi yapıyorum alla alla! bence özeniyorum.(hö?) neye özeniyorum be basbaya dikkat ediyorum nasıl göründüğüme eskiden umursamazdım pijamayla sokağa çıkardım :) yok ya geçici bir süreç bu biliyorum neden mi
  • hala gülmek istediğimde umursamıyorum çevremdekileri deli deli gülüyorum.
  • hala geceleri yatmadan süt içiyorum (abov)
  • çok metalci kişiliğimin her fırsatta renkli çoraplarımın evde giydiğim pufidiklerimin bir şekilde ifşa olması neticesinde gölgelenmesine sinirleniyorum hala ergen gibi
  • ha onu bırak hala sivilceli ergenlik çağı bebeleri gibiyim bi sabah iyiyim bi sabah kötüyüm sağım solum belli değil.sivilceler geçicidir lakin ergenliğim baki!!
  • hala evde en çok gevezelik yapıp günü kurtarmaya çalışan salak benim.hiç bi ağırlığım yok be!
  • hala herkes çok soğuk görünüyosun için başkaymış diyor ilk tanıştığımda birileriyle (bunu herkes birbirine söylüyor gerçi)ki bence bu çok çocukça bişey ne lan herkes cıvık çorba kıvamında mı olmalı!
  • üsteki madde benim çocukluğum değil ki arkadaşım o sizin çocukluğunuz
  • son olarak lanet olsun içimdeki kimya sevgisine
  • bir de her tür pastayı sütlü tatlıyı dondurmayı yerim doymam hiç 10 kilo yerim evet ben bunu yaparım
  • ya o değil babam hala beni nerdeymiş bunu(burnu), gösü (gözü), yayakları(yanakları).öpücü versin babaya (öpücük demek istiyor) diye uyandırıyor.biraz kendinden utan be adam yaşlı başlı asker adamsın.hayır sanki ben küçük çocuğum kocaman kızım len evlilik çağına geldim anla artık!
  • son madde değil yalan söledim bu da son olabilir de olmayabilir de daha karar vermedim.şey ney hala çocuk kitabı gördüm mü dayanamam okurum
  • bak bu son büyüdüğümün tek göstergesi anlamadım son bi yıldır salıncakta midem bulanıyor yahu hiç bulanmazdı neden ki oluyor büyüyünce kulağa su mu kaçıyor(eşşeğin kullağına su kaçmış ne alaka kel alaka) (ahahahah iğrencim bea)

öyle işte sevgili bölük blog

bu tip şeyler sevgili bloggg

anladın mı yalnız kelaynak kuşu blog

sen hiç sandea yedin mi lan blog

çok güzel ha ben sevdim

yaaa

yağ bakkalda sevgilin son durakta ivit:)

10 Aralık 2008

hallo malatya

http://www.alkislarlayasiyorum.com/?sayfa=356a192b7913b04c54574d18c28d46e6395428ab&icerikno=1da2bd9ccdf8ae80142e154c163c8a1c5a994a0a

sükunet savaşçıcı acımasızca gülüyor gülüyor gülüyordu..

Yol

Yollar uzuyor önümüzde..bir elin direksiyonda bir elin dizinde, hafifçe ritim tutuyorsun müzikle.bir yandan akıp giden yola bakıyorsun bir yandan yanından geçip gittiğimiz küçük kasabalardaki bize hayaller boyu uzak sessiz yaşamlara.sonra birden neşeyle dönüp soruyorsun bana yapabilir miyiz buralarda?ben de izliyorum senin gördüklerini, senin gördüğün teyzenin yolun karşısındaki komşusu genç kadın benim gördüğüm de ve 30 yaş küçük olsa da genç kadın teyzeden, hayatlarının hızı aynı.cevap vermiyorum sana gülümsüyorum sadece.elimi tutuyorsun müzik devam ediyor, ben gevşiyorum senin teninden ayrı geçirdiğim 1 saat 13 dakika ve 16 saniyeden sonra sıcağınla buluşuyor ellerim, rahatlıyorum.ellerim ellerinde bir yol hikayesi oluşturuyoruz kafamızda ikimiz de ayrı ayrı ikimizin hayalleri hep ayrı yaşadıklarımızsa hep aynı çünkü biz böyle anlamlandırıyoruz hayatı, birlikte.

Sen bu yol boyunca mutlu şarkılar dinlemek istiyorsun çünkü müziğin gücünü biliyorsun, izin vermiyorsun karamsarlığa bugün.hayatının bu arabada, bu yolda, değişik hayatları 60 km hızla geçerek akmasını diliyorsun.ben bulutları izlemeyi seviyorum, müziğin sesinin yüksek olmasını da.kulak dolusu sesler istiyorum hayallerime fon müziği oluştursunlar, etkili olsunlar diye.ben görmek değil yaratmak istiyorum kasabamı, bence sende istiyorsun ama yaşımızın ondalık hanesi 3 leri gördükten biraz sonra hayallerimizi anlatmaktan vazgeçtik birbirimize.artık öyle tanıyoruz ki birbirimizi gündelik konular harici konuşmak ihtiyacında değiliz, dokunmayı tercih ediyoruz birbirimize.ihtiyaçtan değil, bunca sene sonunda hala huzuru birbirimizde buluyoruz, sebep bu aşk ve huzur..evet ben yolda bunları düşünüyorum.ellerin elime değdi ya rahatlıyorum huzurla hayal kurabiliyorum.şarkı söyleyen sesini duyunca yüzümü senden tarafa çeviriyorum, tanıdığım mimiklerin bildiğim çizgilerinle resimler çiziyor yüzüne.unutmak istemiyorum bu muhteşem anı. uzun uzun bakıyorum sana.hafızama alıyorum her kareyi..

Yol öykülerimizi bu yolculuk bittiğinde hiç anlatmayacağız birbirimize.ama yatakta televizyon izlerken komik bir habere gülüşmemizde, yemek yaparken yaptığım sakarlıklarla eğlenirken sen, benim sana kızıp kızıp yine de sıkıca boynuna sarılışımda, ben 2 günlük şehirden ayrılmak zorunda kalınca yüzünün karman çorman olmasında sonra bana el sallamak için balkona çıkışına dayanamayıp üzülme diye gözümde yaşlarla sana avucumu öpüp sana fırlattığım kocaman öpücükte hissedeceğiz göreceğiz o öyküleri. Ya da sen ben uyurken arkamdan bana dolanıp sessiz sessiz anlatacaksın yazdığın eşsiz hikâyeyi, ben rüyamda göreceğim bizi, senin hikâyenin içinde.

Bir yol öyküsü yazacağım bizim için;
Her gitme duygusu dolduğunda yüreğimize acilen bizi kurtarsın diye.hayallerimiz hapsolsun içersine, odanın bir köşesinde kâğıtların üzerinde her an tekrarlayarak kendini dursun ya da duvarlara yazılsın,bilmiyorum.ama bu hikâye sürmeli. Bu gidiş, yolun akışı iki yanımızdan, bulutların şekilleri, özlemini çektiğimiz hayatlar hep özlensin ama orda dursun.

Biz senle aynı arabada izin verelim hayatın iki yanımızdan akmasına..
Özgürleştirsin bu aşk bizi, -beraber büyüdük biz-.
Ve her zaman gülümseyelim birbirimize aynı sıcak dokunuşla.
#fotoğraf lüleburgaz-istanbul yolunda çekilmiştir.(29.11.2008/05:45)

21 Eylül 2008

Öptü beni :“Bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır” dedi. “Bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır” dedi. “İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde : “Körler onları görmese de, yıldızlar vardır”
nazım hikmet..

19 Eylül 2008


hastayım gençler çok hasta..midem bulanıyo ara ara başım dönüyor , vucudumda garip şeyler oluyor..tahlillerim için kan verdim dün, pazartesi alacağım sonuçlarını bakalım hangi onulmaz illetin pençesine düşmüşüm=)

16 Eylül 2008



bugün sabah yatakta yuvarlanırken birden kalkıp hastaneye gitmek çok can sıkıcı geldi..ben kendimi gitmemek için zorlarken içimden bir ses git dedi git ki sağlıklı ol güzel mutlu bir ömrün olsun dedim..neyse işte zor bela giyindim kuşandım 8:45 de ki hastane servisine yetiştim yol boyunca murathan mungan'ın seçkileriyle erkek hikayeleri diye bir kitaba başlamıştım onu okumaya devam ettim biara yanımdaki yaşlı teyze konuşarak beni kendi esirir etmeye kalktı ama baktı ki oralı değilim sesini çıkarmadı bir daha pişmalık duydum hani teyzeyi mutsuz ettiğim için ama napıyım hiç konuşma havamda değildim.hastaneye vardık, oraya buraya koşuşturan insanlar, derdi bol insanlar falan daraldığımı sıkıldığımı hissettim neyse geldik artık diye diye nöroloji bölümüne gittim aşırı unutkanlığım dikkat dağanıklığımın sebebini öğrenmek üzere..doktor sordu ben yanıtladım ben sordum doktor yanıtladı velhasıl elime verdi yaptıracağım tahlillerin yazılı olduğu kağıtları gönderdi beni..daha yaptırmadım onları yarın okul kaydından sonra yaptıracağım sonra eve geldim bütün gün boş boş bir o koltuk bir bu koltuk yattım uyudum durdum bir de bol bol yemek yedim hatta nerdeyse evi yedim..sonra yattığım koltuklardan birinde uyuyakalmışım savaşım mesaj atmış da atmış merak etmiş beni ben uyandım saat 7 buçuğa geliyordu ona hber verdim yemek yedim falan saatlerdir bu blogla uğraşıyorum anlamaya çalışıyorum başka blogları gezip okuyorum..yarın okul kaydı var erken kalkmak gerek ama damla uyku yok savaş da zaten arkadaşlarında staj defteri dolduruyo çok sıkılıyorum onsuz ne yapsam derken işte blog açıyım günü gününe kaydediğim naptığımı dedim..zira unutkanlığım tavan yaptı hatıralarım zaten silik silik bazıları haricinde, bu blogu okuyup hatırlarım belki ilerde olan biteni=))