puk kodu
20 Ağustos 2011
16 Ağustos 2011
"insan en çok sevmesi ve sevilmesi engellendiği zaman nefret eder."
12 Temmuz 2011
herkes birbirine giydirmek derdindeyken ben bir kürk giymişim çok mu
26 Şubat 2011
anne baba kardeş sevgili kutsal dörtlüsü adına huzurumu kutsuyorum.amen.
18 Şubat 2011
19 Ocak 2011
naber lan öğrenciler?
off tıpkı bir ergenmişcesine ciddiyetli ciddiyetli yazmışım ya çok güldüm şu an bloğumdaki geçmiş yazıları azcık okuyunca.
ay bi de şu 'de da' şurda ayrı yazılır burda bitişik yazılıra takan adamların kafasını anlamak istiyorum hayır yani tüm bu takıntılardan haberdar değilken hiç aklıma gelmemişti lan birilerinin bunu bu kadar ciddiye alabileceği.
şu an okuduğum kitapta herif aydan tahrik oluyo hamile kadın göbeğine ve vücut kıvrımlarına benziyomuş ayın üzerindeki çizikler falan.dedim vay arkadaş herkes ne kadar orjinal ve de marjinal bense bildiğin aklıma bile gelmez, aymış tahrikmiş de daymış imlaymış..çok acaip.
naber lan öğrenciler.
ay bi de şu 'de da' şurda ayrı yazılır burda bitişik yazılıra takan adamların kafasını anlamak istiyorum hayır yani tüm bu takıntılardan haberdar değilken hiç aklıma gelmemişti lan birilerinin bunu bu kadar ciddiye alabileceği.
şu an okuduğum kitapta herif aydan tahrik oluyo hamile kadın göbeğine ve vücut kıvrımlarına benziyomuş ayın üzerindeki çizikler falan.dedim vay arkadaş herkes ne kadar orjinal ve de marjinal bense bildiğin aklıma bile gelmez, aymış tahrikmiş de daymış imlaymış..çok acaip.
naber lan öğrenciler.
16 Ocak 2011
http://www.chemguide.co.uk/analysis/nmr/interpretc13.html
güzel site sevgili kimyacılar
güzel site sevgili kimyacılar
11 Ocak 2011
sizden kurtulduktan sonra, size ve çabalarınıza karşı duyduğum tiksinti sona erecek. birilerinden hoşlanmamanın bana yaşattığı ve kaynağını bilmediğim vicdani baskı ortadan kalkacak, çünkü siz ortadan kalkmış olacaksınız. benim çabalarım mı.benim çabalarım yalnızca görüneni görünmez kılana dek devam edecek tabi kuşatıldığım koşullar yüzünden çırpınmam ve onun getirdiği kendini ve çevremi de küçümsemem de.
sonra 'istannbulda bir barda' işte bilirsiniz.
sonra 'istannbulda bir barda' işte bilirsiniz.
19 Aralık 2010
İstanbulda...
günlerdir dinliyorum dinliyorum dinliyorum.
garip bi huzur, garip bi kabullenmişlik
tüm karmaşanın son bulduğu nokta kabul etmek.
çünkü istanbulda bir barda bir bardak şarap yanımda
özlediğim yanımda
kaçtığım yerse onun yanı.
tam da olmak istediğim yer.
eğlenmeye bakıyorum çünkü dünya benim sevgilim
çünkü dünya benim için özveri.
çünkü istanbula bağım sıkı
aşk gibi.
arkadaşlar geldi sonra
düşünmedim hiçbişeyi
eğleniyorum nasılsa.
nanı naaaanaaaaaaaaa
garip bi huzur, garip bi kabullenmişlik
tüm karmaşanın son bulduğu nokta kabul etmek.
çünkü istanbulda bir barda bir bardak şarap yanımda
özlediğim yanımda
kaçtığım yerse onun yanı.
tam da olmak istediğim yer.
eğlenmeye bakıyorum çünkü dünya benim sevgilim
çünkü dünya benim için özveri.
çünkü istanbula bağım sıkı
aşk gibi.
arkadaşlar geldi sonra
düşünmedim hiçbişeyi
eğleniyorum nasılsa.
nanı naaaanaaaaaaaaa
6 Aralık 2010
eksiksiz herkesin sadece kendini düşündüğü gerçeği ile yüzleşmem lazım sevgili bilög babam da dahil dicem bu topluluğa ama o şu an anladığım kadarıyla sadece eğleniyor, geri kalanları ise zaten salla gitsin
3 Aralık 2010
30 Kasım 2010
kızdınız siz haklıydınız
artık size gerek yok.
artık size gerek yok.
18 Kasım 2010
angel sanctuary - rammstein angel
angel sanctuary demişken bir de rammsteinli angel sanctuary
buyrunuz;
buyrunuz;
angel sanctuary


angel sanctuary! yeniden!
savaş bigün elinde bi sürü, benim ara sıra aklıma gelip de söylediğim onunda fırsatları kaçırmayıp
bi kenara yazdığı kitaplarla birlikte seni de getirmişti bana güzel angel sanctuary.
i know..
geçmişten gelen birisinden ''yarın buluşalım mı, içmeli bişeyler düşünüyorum ve hatta bu konuşulanları ince ince saatlerce konuşmak istiyorum'' sözüne istinaden.
konuşulsun tabiki;
konuşulsun ama değiştirmek için değil.
konuşulunca yük hafifler fikrini denemiş olmak için bir kez daha.
yoksa konuşulsun tabi,
ama ne değişir ki..
ben iyiyim herkes olsun.
artık.
geçmişten gelen birisinden ''yarın buluşalım mı, içmeli bişeyler düşünüyorum ve hatta bu konuşulanları ince ince saatlerce konuşmak istiyorum'' sözüne istinaden.
konuşulsun tabiki;
konuşulsun ama değiştirmek için değil.
konuşulunca yük hafifler fikrini denemiş olmak için bir kez daha.
yoksa konuşulsun tabi,
ama ne değişir ki..
ben iyiyim herkes olsun.
artık.
9 Kasım 2010
okul resmen komedi filmine dönüştü. bilim yapıyo sanıyolar ya bi de kendilerini
gülüyorum.
önce boklu popuşlarınızı yıkayın hanımlar.
gülüyorum.
önce boklu popuşlarınızı yıkayın hanımlar.
ve ayrıca bahçeler de gun gun koca kafalı olguun!
kişiler kendi kendilerine kurup kendi kendilerine bi bok bilmeden biliyomuş gibi yapıp üstelik bunu da öyle aptallarca yollarla yapınca kendilerini çok iyi mi hissediyolar.işin spastikimsi yanı da bunları yapıp sonra asla böyle şeyler yapmazmış gibi davranmaları.çok fantastiko.
neyseki geliştirdiğim yeni hipersonik güçlerim, tüm bu gerici, itici olayları bir parodi gibi algılayıp fışık diye olayların dışına itmeyi becerebiliyor beni!!
allahım ne muhteeeeşeem!
uçur beni kara şimşek ihi
neyseki geliştirdiğim yeni hipersonik güçlerim, tüm bu gerici, itici olayları bir parodi gibi algılayıp fışık diye olayların dışına itmeyi becerebiliyor beni!!
allahım ne muhteeeeşeem!
uçur beni kara şimşek ihi
çimlere basma virgül çimleri eziyoorsun kusura bakma virgül ayıya benziyorsun...
7 Kasım 2010
bazen - mfö
mfö nün çok güzel şarkısı.
Güneş doğar
Güneş batar
Ama insan uyumaz bazen
Düşünür
Geceler kısa
Çabuk geçer
Ama insan uyumaz bazen
Düşünür
Deniz masmavidir ne güzel
Ama insanlar görmez bazen
Şiirler şarkılar masallar
Ama insanlar duymaz bazen
Üzme kendini
Ümitsiz gibi
Sevenin var bak
Ne güzel
..
diyor ki sahip olabileceğin herşeyin varken, arı sokmuş gibi şişmeye çalışmak neden.
şişme diyor. bak diyor sevenin var diyor, savaş var diyor anneciğin babacığın dünyanın en güzel kardeşi var diyor, deli misin diyor, ayet gibin.
1 Kasım 2010
1 kasım pazartesi;
vazodaki çiçekler hala taze, yarın ne olacakları ise, boşver bu yarının işi.
vazodaki çiçekler hala taze, yarın ne olacakları ise, boşver bu yarının işi.
30 Ekim 2010
Rafet El Roman --- Neredesin
ne huzurlu şarkılar!
27 Ekim 2010
11 Ekim 2010
28 Mayıs 2010
merhaba merhaba o la la
sınavlar bitiyor. savaş beyciğim mezun olsun diye hevesle beklenmekte zira mezun olursa hayatımda köklü değişiklikler olacak hissediyorum arggh
ben mi?
benim mezuniyete 7 okul ayı ve 1 tam insan yılı var (diye umuyorum)
bu yazın vukuatları arasında ilk sırada GİRNE tatili ve sonra ECZACIBAŞI stajı ve bittabi UNIROCK bulunmakta.
5 haziran-26 haziran tarihleri arasında motoru soğutmak için, belki de komple bir bakım için ciddi planlarım var.
spor yapılacak, müzik dinlenilecek, kitaplar hapır hupur yenecek ve gözden geçirilmesi farz olmuş bazı mevzular enlemesine boylamasına fakat kafayı yormadan, aklı dağıtmadan, düşünülecek.sonuçlandırılıp raporlandırılması gerekmiyor ama illa ki üzerinden geçilmeli.
her neyse şimdilik bol kahve bol dondurma üstelik bir de rahatlık yanına, iyi gidiyor herşey.
iyi, çok iyi.
sınavlar bitiyor. savaş beyciğim mezun olsun diye hevesle beklenmekte zira mezun olursa hayatımda köklü değişiklikler olacak hissediyorum arggh
ben mi?
benim mezuniyete 7 okul ayı ve 1 tam insan yılı var (diye umuyorum)
bu yazın vukuatları arasında ilk sırada GİRNE tatili ve sonra ECZACIBAŞI stajı ve bittabi UNIROCK bulunmakta.
5 haziran-26 haziran tarihleri arasında motoru soğutmak için, belki de komple bir bakım için ciddi planlarım var.
spor yapılacak, müzik dinlenilecek, kitaplar hapır hupur yenecek ve gözden geçirilmesi farz olmuş bazı mevzular enlemesine boylamasına fakat kafayı yormadan, aklı dağıtmadan, düşünülecek.sonuçlandırılıp raporlandırılması gerekmiyor ama illa ki üzerinden geçilmeli.
her neyse şimdilik bol kahve bol dondurma üstelik bir de rahatlık yanına, iyi gidiyor herşey.
iyi, çok iyi.
13 Nisan 2010
ah, gözlerinden süzülen her damlayı emdim, göğsünü benim için deldin oradan sızan benim.
sen ölümümü yaz benim.
müptelası olmak tuzunun, kokunun yazılmış eski bir roman bağrıma.
canımı al benim
ışıkların nasıl gün güneş bana
sen dua gibi fısıltılı
masal gibi ruhum benim.
sen yaz bana
kaderi.
ben beklerim.
durmuş canım benim.
benim.
beni
ben..
ben...
sen ölümümü yaz benim.
müptelası olmak tuzunun, kokunun yazılmış eski bir roman bağrıma.
canımı al benim
ışıkların nasıl gün güneş bana
sen dua gibi fısıltılı
masal gibi ruhum benim.
sen yaz bana
kaderi.
ben beklerim.
durmuş canım benim.
benim.
beni
ben..
ben...
5 Nisan 2010
bir de yüz verince astarını isteyenler var ki..
gerizekalıdan çok daha öte insanlarla aynı evreni paylaşmanın tadı bambaşka
İncecik bir ırmağın kıyısında duruyor
'neden çocuğum' diyorum
'her şeyin acemisi sen oldun?'
Su ışıldıyor birden:
'Hey çocuk! Ben ki boylu boyunca
şu dağın acemisiyim
yağmurun ve
rüzgârın...'
Derken
bir erik çiçeği düşüyor suya
yanılıp dalındaki kokuya
ve akıp gidiyor boşluğunda ırmağın
(Ah, gelin olsa şu ırmak suyüzünde ağlarım...)
İncecik bir ırmağın kıyısında duruyor
sakayı dinliyorum
usulca didikliyor içimi:
'Hey çocuk! Sudaki çiçek
aynası ömrümüzün
bırak senin de gecelerin
gönlünün ırmağında süzülsün...'
Ve uzun saçlarını örtünüp
uyuyor yosun
dinleyip suyun uğultusunu
(Ah, güvey olsam ırmağa doya doya ağlarım...)
İncecik bir ırmağın kıyısında duruyor
yüzümü arıyorum
akşam oluyo
'neden çocuğum' diyorum
'her şeyin acemisi sen oldun?'
Su ışıldıyor birden:
'Hey çocuk! Ben ki boylu boyunca
şu dağın acemisiyim
yağmurun ve
rüzgârın...'
Derken
bir erik çiçeği düşüyor suya
yanılıp dalındaki kokuya
ve akıp gidiyor boşluğunda ırmağın
(Ah, gelin olsa şu ırmak suyüzünde ağlarım...)
İncecik bir ırmağın kıyısında duruyor
sakayı dinliyorum
usulca didikliyor içimi:
'Hey çocuk! Sudaki çiçek
aynası ömrümüzün
bırak senin de gecelerin
gönlünün ırmağında süzülsün...'
Ve uzun saçlarını örtünüp
uyuyor yosun
dinleyip suyun uğultusunu
(Ah, güvey olsam ırmağa doya doya ağlarım...)
İncecik bir ırmağın kıyısında duruyor
yüzümü arıyorum
akşam oluyo
31 Mart 2010
nerden bakarsan bak kitap okumakta depresif bişeyler var. mutlu kitap var mı?
22 Mart 2010
arch enemy olsa da yesek
fuckin' so good derdim amerikanyalı olsam ki şükür ki değilim isveç vatandaşı olsam kesin derdim.
seni canlı canlı görmek mümkün olduğu için mutluyum kadın! arch enemy evet efenim we will rise!
arch enemy we will rise
seni canlı canlı görmek mümkün olduğu için mutluyum kadın! arch enemy evet efenim we will rise!
arch enemy we will rise
dream evil dinlemem etmem ama nedense bu şarkısı çok hoşuma gidiyo vana biiiii derken çok zevk alıyorum bi de buuukhh of hevi medıl derken hadi bakalım.
dream evil- the book of heavy metal
dream evil- the book of heavy metal
20 Mart 2010
oluyor işte.bişeylerin eksikliği muhakkak oluyor.yokmuş gibi davranmak ve yakalamaya çalışmak o eski mutlu anları, güvenli anları. hatırası beraber konuşulduğunda bi anda gaza gelinip kahkahalarla gülünen o salak anılarını çok özlüyosun, neden hep geçenler bu kadar eğlencelilikli incelikli ve duygu yüklü ve sevgili ve ne biliyim olabileceğin en üst noktası gibi olur bilemiyorum.bu savaş sen hariç herşeyde böyle.gerçi okumuyosun buraları ama bak değişmeden bi sen kalıyosun hep, ötesinde -ben bile- değişip içimdeki havanın oksijenini temizlemeye çalışıyorum.ama o eski idealimden, bi sevgili bi can arkadaş bi köpek bi ev; gitgide uzaklaşıyorum. memurlaşıyorum, ev hanımlaşıyorum.sıkılıyorum çok sıkılıyorum, bişeyleri yine sadece kendime anlatabiliyorum artık, utanıyorum sıkılıyorum herkesten.yazmak da mesele değil, rahat hissetmiyorum, salak salak sırıtıyorum ancak.
bu da sana cumartesi sabahı saçmalaması olsun bilog.
iğrenç rüyalar gördüm, salak gibi kalkar kalkmaz yatağıma tükürdüm, banyoya koştum.
hadi bakalım.
bahar hoşgelsin.
yavaş gelsin niha.
bu da sana cumartesi sabahı saçmalaması olsun bilog.
iğrenç rüyalar gördüm, salak gibi kalkar kalkmaz yatağıma tükürdüm, banyoya koştum.
hadi bakalım.
bahar hoşgelsin.
yavaş gelsin niha.
16 Mart 2010
içimizde ne çok hırsız var, biri aldı sattı beni hem de yok pahasına.
ah şu hırsızlar her gece rüyamda senin kılığında dolaşırlar
ah karanlıklar seni benden seni dünden seni gerçeklerden korurlar
ah şu hırsızlar her gece rüyamda senin kılığında dolaşırlar
ah karanlıklar seni benden seni dünden seni gerçeklerden korurlar
18 Şubat 2010
hissetmek ne ki. tüm sinir uçlarımızı becersinler.
3 Şubat 2010
... vücudundaki tüm yara izlerine adımı vermeye başlamıştım son günlerde.beni günbegün unuttuğunda şüpheleniyordum.kendimi ona hatırlatmamın tek yolunun teninde adımı çınlatmak olduğunu biliyordum...
26 Ocak 2010
efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
bir mektup yazıyorum size,
bilmem vaktiniz var mı
okumaya bu mektubu.
az önce verdiler elime
askerlik kâğıtlarımı,
savaşa çağırıyorlar beni,
diyorlar yola çık en geç çarşamba akşamı.
efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
dövüşmeye hiç istek yok içimde,
insancıkları öldürmeye gelmedim ben,
gelmedim ben bu yeryüzüne.
sizi kandırmak değil niyetim,
ama söylemeden de edemem,
savaş ahmakların işi,
hem insanlar ondan hanidir bıktı.
doğduğum günden bu yana
ölen çok babalar gördüm,
gidip dönmeyen kardeşler gördüm,
çocuklar gördüm iki gözü iki çeşme.
ya analar ne çekti, ya analar,
bir yanda işi tıkırında bir avuç insan
bolluk içinde rahat yaşar,
bir yanda ölüm, çamur, kan.
insanlar tıkılmış dört duvar içine,
çalınmış neleri var neleri yok,
karıları, eski güzel günleri bütün.
gün doğar doğmaz yarın
kapatacağım şırak diye kapımı
ölmüş yılların suratına,
alıp başımı yollara düşeceğim.
aşacağım karaları, denizleri,
ne avrupa'sı kalacak, ne amerika'sı, ne asya'sı,
dilene dilene hayatımı
şunu diyeceğim insanlara:
üstünüzden atın yoksulluğu,
durmayın bakın yaşamaya,
hepimiz kardeşiz, kardeşiz, kardeş,
ey insanlar, ey insanlar, ey.
illâki kan dökmek mi gerek,
gidin dökün kendi kanınızı,
size söylüyorum bunu da,
efendi misiniz, kodaman mısınız ne.
adam korsunuz arkama belki de,
unutmayın jandarmalara demeye:
üzerimde ne bıçak var, ne tabanca
korkmadan ateş etsinler bana,
korkmadan ateş etsinler bana.
Boris Vian
çeviri: A.Kadir
bir mektup yazıyorum size,
bilmem vaktiniz var mı
okumaya bu mektubu.
az önce verdiler elime
askerlik kâğıtlarımı,
savaşa çağırıyorlar beni,
diyorlar yola çık en geç çarşamba akşamı.
efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
dövüşmeye hiç istek yok içimde,
insancıkları öldürmeye gelmedim ben,
gelmedim ben bu yeryüzüne.
sizi kandırmak değil niyetim,
ama söylemeden de edemem,
savaş ahmakların işi,
hem insanlar ondan hanidir bıktı.
doğduğum günden bu yana
ölen çok babalar gördüm,
gidip dönmeyen kardeşler gördüm,
çocuklar gördüm iki gözü iki çeşme.
ya analar ne çekti, ya analar,
bir yanda işi tıkırında bir avuç insan
bolluk içinde rahat yaşar,
bir yanda ölüm, çamur, kan.
insanlar tıkılmış dört duvar içine,
çalınmış neleri var neleri yok,
karıları, eski güzel günleri bütün.
gün doğar doğmaz yarın
kapatacağım şırak diye kapımı
ölmüş yılların suratına,
alıp başımı yollara düşeceğim.
aşacağım karaları, denizleri,
ne avrupa'sı kalacak, ne amerika'sı, ne asya'sı,
dilene dilene hayatımı
şunu diyeceğim insanlara:
üstünüzden atın yoksulluğu,
durmayın bakın yaşamaya,
hepimiz kardeşiz, kardeşiz, kardeş,
ey insanlar, ey insanlar, ey.
illâki kan dökmek mi gerek,
gidin dökün kendi kanınızı,
size söylüyorum bunu da,
efendi misiniz, kodaman mısınız ne.
adam korsunuz arkama belki de,
unutmayın jandarmalara demeye:
üzerimde ne bıçak var, ne tabanca
korkmadan ateş etsinler bana,
korkmadan ateş etsinler bana.
Boris Vian
çeviri: A.Kadir
21 Ocak 2010
19 Ocak 2010
zaman zaman anlardın
aşk özetini
...
aşk özetini
...
13 Ocak 2010
çürüdüm lan ama çok pis gülüyorum bu halime seni yenicem kimya senden büyük allah var laaaaaaaaaaaaaaayyn!
6 Ocak 2010
bana ne oldu?
bir gün sonraki 2 sınavdan hangisine öncelik vermem gerektiğini düşünürken önümde 1124 sayfalık bir kitap açık duruyordu.bu öncelik vermem gerektiğini bildiğim lakin öncelik vermemin işime gelmediği dersin kitabıydı.sol yanımda ise nisbeten ezberi kuvvetli öğrenciler için kolay sayılabiicek ama benim için sadece kabus olabilecek diğer dersin, sınıfın derse giren not tutan insanlarından alınmış, ders notlarının fotokopisi duruyordu.artık bir karar verip başlamam gerektiğini biliyordum, ha bi gayret deyip zor olan dersin en zor bölümünden başladım çalışmaya.ama kendimi sürekli başka birşeyler düşünürken yakalıyordum. mesela diğer dersi ne zaman çalışcağım gibi, mesela kolumun kıvrımında toplanan derinin ne kadar parlak olduğu gibi mesela kütüphanedeki tuvalette ellerimi yıkamaktan ne kadar hoşlandığım gibi(çünkü tuvalette daima hindistan cevizli sıvı sabun olur, üstelik lavobalar temiz ve musluktan akan su isteğe göre sıcak olabilir).derken birden önümdeki kitabın sayfasında birşeylerin hareket ettiğini hissettim.evet evet kuantum sayısı nın hemen yanında sıralanmış I lar alt indislerine göre büyükten küçüğe dizilmiş sayfanın satırlarında koşuyorlardı soldan sağa doğru.her satır bitiminde parantez gibi eğilip bir alt satıra atlayıp koşmaya devam ediyorlardı.yalan söylemeyeceğim çok şaşırmıştım.hayır hayır, kesinlikle sürekli böyle şeyler gören bir insan olmadım.arada ufak göz yanımları ve hatta olmasının mümkün olmadığı sesler duymuş olabilirim.ama hayır sevgili okur.gördüklerim gerçekten bile öteydi.ben tam olayın şokunu üzerimden atmış ve I lara iyi bir ders vermeye hazırlanırken bu sefer bir ses duydum, 'pıt, pıt, pıt'..başımı sesin geldiği sol tarafa çevirdim, bu sefer gördüklerim karşısında alnımın karıncalanmaya başladığını hissettim.nisbeten kolay tabir ettiğim dersin notları üzerine çizilmiş karbondioksit geçirme prosesinin resminde behere distile su damlıyordu.hayır hayır beynim tüm bunlar için karıncalanmaya başlamadı.ordaki prosese su karışmamalıydı!
benim şaşkınlığımı farketmiş olacak ki karşımda 4 saattir tıpkı bir android gibi ders çalışan sümüklerini periyodik olarak çeken kız elindeki dev fransızca sözlüğün üzerinden bana dik dik baktı.tabi benim hareketlerim onun dikkatini dağıtmış da olabilir.o an tassavur edemedim.daha fazla insanları rahatsız etmemek için ben de dev kitabımı I ların canını acıtacağını bildiğim halde, kapatıp çantama koydum. ama karbondioksit prosesindeki sıvının çantama dökülmesi ihtimalini göz önüne alarak onu elimde taşımaya karar verdim.dışarı çıktım, gece 4 civarıydı, kimileri buna sabah der ama ben gece demekten hoşlanıyorum neyse hava çok güzeldi, içime neşe doldu birden gülümsedim.gülümsediğim an ağaçların üzerinde oksijenler O2 O2 ağaçların üzerinden uçmaya başladı arada karbondioksitler de uçuşuyordu ve parlak renkleri vardı onları seyrederken elimdeki notların titrediğini hissettim..olamaz, elimdeki prosesteki karbondioksitler havadaki arkadaşlarına ulaşmak, uygun zemin bulurlarsa bir araya gelip çekirdekleşmek hatta iyi birer çift bulurlarsa hayırlısıyla kristal olmak istiyorlardı..gönlüm bu çırpınışa daha fazla dayanamadı..tüm notlarımı donmuş çimenlerin üstüne serdim. kitabımı ise açık vaziyette yere bıraktım.sayfaların arasından ezilmiş büzülmüş I lar çimenlere döküldü hepsi bana kızgındı biliyorum ama aynı zaman da içimdeki iyi yürekli kızı da görmüşlerdi.karbondioksitleri ise anlatmama bile gerek yok, resmen çılgına dönmüşlerdi..bense binbir zahmetle bulduğum notları bırakmaktan biraz üzgün lakin doğa sevgime yenik düştüğüm için hafiften gururluydum.yarın sınav vardı, ben ve doğanın tüm parçası arkadaşlarım gecenin aydınlanmaya başladığı o eşsiz rengin keyfini çıkarıyorduk...
benim şaşkınlığımı farketmiş olacak ki karşımda 4 saattir tıpkı bir android gibi ders çalışan sümüklerini periyodik olarak çeken kız elindeki dev fransızca sözlüğün üzerinden bana dik dik baktı.tabi benim hareketlerim onun dikkatini dağıtmış da olabilir.o an tassavur edemedim.daha fazla insanları rahatsız etmemek için ben de dev kitabımı I ların canını acıtacağını bildiğim halde, kapatıp çantama koydum. ama karbondioksit prosesindeki sıvının çantama dökülmesi ihtimalini göz önüne alarak onu elimde taşımaya karar verdim.dışarı çıktım, gece 4 civarıydı, kimileri buna sabah der ama ben gece demekten hoşlanıyorum neyse hava çok güzeldi, içime neşe doldu birden gülümsedim.gülümsediğim an ağaçların üzerinde oksijenler O2 O2 ağaçların üzerinden uçmaya başladı arada karbondioksitler de uçuşuyordu ve parlak renkleri vardı onları seyrederken elimdeki notların titrediğini hissettim..olamaz, elimdeki prosesteki karbondioksitler havadaki arkadaşlarına ulaşmak, uygun zemin bulurlarsa bir araya gelip çekirdekleşmek hatta iyi birer çift bulurlarsa hayırlısıyla kristal olmak istiyorlardı..gönlüm bu çırpınışa daha fazla dayanamadı..tüm notlarımı donmuş çimenlerin üstüne serdim. kitabımı ise açık vaziyette yere bıraktım.sayfaların arasından ezilmiş büzülmüş I lar çimenlere döküldü hepsi bana kızgındı biliyorum ama aynı zaman da içimdeki iyi yürekli kızı da görmüşlerdi.karbondioksitleri ise anlatmama bile gerek yok, resmen çılgına dönmüşlerdi..bense binbir zahmetle bulduğum notları bırakmaktan biraz üzgün lakin doğa sevgime yenik düştüğüm için hafiften gururluydum.yarın sınav vardı, ben ve doğanın tüm parçası arkadaşlarım gecenin aydınlanmaya başladığı o eşsiz rengin keyfini çıkarıyorduk...
4 Ocak 2010
böyle şeyler, yani dışarda yağmur yağıyorken sana birşeyler yazıyor olmam falan. önemli değil mi.
pırpır eden bi yürekten çok, haralagürele sesler çıkaran damarlara sahip olduğumu bilmen daha önemli benim için..kanım hızlanıyor hissettikçe seni.öyle ki kendi kanım jilet gibi kesiyor damarlarımı ve tüm bunların sen bana karıştığında olduğunu düşünürsek; tüm o kesiklerden içeri sızıyor olman ve tüm dokularıma dağılmış olman anlaşılabilir.
sen kanaması geçiriyorum, hafif bir sersemlik ve mide bulantısı takip ediyor tüm o garip sarsıntıyı
ve aydınlık.
sanırım bir de serinlik; öyle hızlı buharlaşıyor ki terlerimiz tenlerimizden buz gibi oluyoruz.
sarılmanın doğası, sarılmaya iten tüm fiziksel sebepler..
sus pus oluyor tüm odan,
en sevdiğim perden, hani taaa 20 yıllık olan
sabahın ilk ışıklarını suratına öyle bir düşürüyor ki..
o da istiyor benim sana bitişmemi.
bir de aynan var ki
defalarca sarılmalarımıza şahit..
yüzlerce kelimemizi bilerek ve isteyerek gizledi içine biliyorum
bir taş atsam içinden klonlarımız çıkacak, onlar ki aynalar diyarında aşk yaşayan..
sen de kalmış çoraplarımın kokusu ayaktan çok bilakis aşk kokuyor
çünkü çoktan senin kokuna karışmış ben kokuları yapışmış üstüne
şaşırıyorsun değil mi tiksintisizliğime.
bende.
çünkü yenilenen şeylere eklenen senlerden beni doğurdu gün..
gün demişken
havanın en çok sessiz halini sevdiğimi biliyorsun..
mırıltılarını dinlemek uyurken.
of çok çekilmez bu mavilik
susuyorum.
sen kanaması geçiriyorum, hafif bir sersemlik ve mide bulantısı takip ediyor tüm o garip sarsıntıyı
ve aydınlık.
sanırım bir de serinlik; öyle hızlı buharlaşıyor ki terlerimiz tenlerimizden buz gibi oluyoruz.
sarılmanın doğası, sarılmaya iten tüm fiziksel sebepler..
sus pus oluyor tüm odan,
en sevdiğim perden, hani taaa 20 yıllık olan
sabahın ilk ışıklarını suratına öyle bir düşürüyor ki..
o da istiyor benim sana bitişmemi.
bir de aynan var ki
defalarca sarılmalarımıza şahit..
yüzlerce kelimemizi bilerek ve isteyerek gizledi içine biliyorum
bir taş atsam içinden klonlarımız çıkacak, onlar ki aynalar diyarında aşk yaşayan..
sen de kalmış çoraplarımın kokusu ayaktan çok bilakis aşk kokuyor
çünkü çoktan senin kokuna karışmış ben kokuları yapışmış üstüne
şaşırıyorsun değil mi tiksintisizliğime.
bende.
çünkü yenilenen şeylere eklenen senlerden beni doğurdu gün..
gün demişken
havanın en çok sessiz halini sevdiğimi biliyorsun..
mırıltılarını dinlemek uyurken.
of çok çekilmez bu mavilik
susuyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
