28 Aralık 2009

27 Aralık 2009

bir kaç gün ya
bir kaç hafta
üç gün yirmi üç dakika
sonrasıydı her şey donarken
bildik bir ses olmuştun ya,
sonunda bir ben duyan
kaçırdım orda bakarken hayaline...
bir defa kalsam yanında
hayat güzel hikayemde kalınca
bir ses duydum, sen sanmıştım
ta derinden, içlerdeyken,
sorma sen, sus, her şey bağırırken
bildik bir ses olmuştun ya,
sonunda bir ben duyan
kaçırdım orda bakarken hayaline...

Bir sen varmışsın ve biri istiyor seni
Karanlıkmışsın onun uçları kırık saçları gibi
Hemen arkandan o yürür
Kanı aktıkça korkusu gözlerinde büyür

Bir sen varmışsın ve biri bekliyor seni
Dağınıkmışsın onun en yakını, yorganı gibi
Her rüyanda gizlice uyur
İstemezsen yalnızlığa uyanmaya mecbur

Dileğini tutmuş sayar sonsuzdan geri
Yanarken yanakları üşürmüş elleri
Dönebilsen, bakabilsen geri
Unutmuştun, hatırlarsın belki ismini

Yağmurlar yağdığında
Biri geçerken yanından ellerine tutunur
Yağmurlar durduğunda
biri kaybolur aniden, bilerek
unutulur, unutulur...

bak bu acı bu da içimdeki sızı
ıssızlığını sevdiğim tüm sokaklar şimdi yabancı
tüm kelimeler hayvansı ve yaralayıcı
ne zaman bu kadar inceldi bu deri
geçirgenliği bini aştı
beni aştı
benden yeni bir camdan kadın yarattı
ne zaman geçece bu zahiri vakitler
ne zaman geçecek*
ölünce mi..hiç sanmıyorum
ölmek arkadan ağlanmasıydı benim için en son
şimdi ise sadece kabirde vicdan azabı.

23 Aralık 2009

saçlarımda bir tek beyaz tel, 22 yaşım, aklaşmış saçlarım.

17 Aralık 2009

seni tanımayan yok bu şehirde
ezberliyoruz hergün eğri ağızlarımızla özlü sözlerini
yalanlarına gülüyor,
hikayelerinle mest ediyoruz gönüllerimizi.
ellerinin üstündeki damarlarının nasıl erkekçe kabardığından,
soluklarını nasıl sert aldığından, göğsünün nasıl gerildiğinden
bahsediyor, her köşe başında en az iki sümbül genç kız.
seni tanımayan yok bu şehirde
yalanlarının bizi nasıl tiksindirdiğinden
hatta hikayelerinin hepsinin 'gerçekten' hikaye olduğundan.
nefret ediyoruz vücudundan, her kıvrımından..
midemizi bulandırıyor damarlarında akan,
muhtemelen kalpsizlikten temiz ile ayrışamamış kirli kan.
yeter.
çek git güneşimizden
ya da bizi bize bırak
hiç birşey beklemiyoruz senden
yeter ki çek git ve güneşimizi bize bırak.

15 Aralık 2009

tüm huzurların isminde olan harfleri eksik.huzur da isminin harfleri yok, hayat sensiz tamamen sakat ve eksik.ama biliyor musun ailem ve sen ailemsiniz.

12 Aralık 2009

"lombaklar, zevk soframa gelin, bana doğru uzayın! bir kere kuyruklu yıldızı kesin olarak bilmeniz lazım. çünkü onun içinde insanlar olduğuna eminim. erkek değilse bile kadınlar olduğuna eminim. inanın ki o yıldız geçerken bütün erkeklik damarım kabarıyor, acayip hisler duyuyorum. sanki bir cıvırla yatıyormuş gibi oluyorum. inanın o bir yıldız değil. daha doğrusu uzay gemisinden başka bir şey değil. diğer galaksilerde yaşayan kadınlar, kocalarının uzay gemilerini kapıp öylece dolaşıyorlar. hatta bir akşam, ay senin dünya benim hesabı gezen o karılardan birine rastladım, ama boyu bizden kısaydı. ancak çok güzeldi. bir gözünün içinden nehirler, şelaleler akarken, öbür gözünde açelyalar açıldı. anında özel bir formül yaratıp çok kolay yedim onu. uzaydaki manitaların bile problemleri
aynı.

9 Aralık 2009

usumu kullanıp kuskus sevdiğime karar verdim bu gece ayrıca savaş da kuskusu çok sever.seviyoruz yani biz ailece.

8 Aralık 2009

Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
"içtenliğin" ya da "dünya görüşünün" kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim, yani bizim için...

2 Aralık 2009

her boku bildiğini sanıyorsun, yanılıyorsun.herşeye bir anlam yükleyip semazen olmuş dönüyorsun, kendi etrafında.bir adamın bedeninin çalıştığını gösteren biyolojik göstergelere gaz derken ve tahammül edemezken ve hatta iğrenirken tüm bunlardan, sen o adamın damarında akan kanın sesini duyduğunu idaa ediyorsun, kalp ritmine aşığım diyorsun bak yine kendi çevrende dönüyorsun.sevişmeyi göklere çıkarıyorsun, taocu sevişmenin felsefesi kitabı elinden düşmüyor ama sevişirken çıkan seslerden utanıyorsun ve hatta kendi sıvından tiksiniyorsun, ertesi gün adama kimyalarımız karışsın birbirine diyorsun.sevgiline sevgili diye seslenmek hoşuna gidiyor, çünkü senin duygularını bariz şekilde kabartan tüm edebi eserler böyle hitap eder sevilen varlığa.neden sevgili ye -m eklediğinde içinde garip bir huzursuzluk oluyor yoksa sen de sevgilin sadece edebiyata mı ait olsun istiyorsun, anlamıyorsun, anlamıyorum.neden tıkanmalar yaşadığımızı anlamıyorum seninle, beni okuyan her kimsen.anlatamıyorum ama tıkanıyorum toplum önünde konuşurken ben de sizin etrafınız da dönüyorum.anlaşıldığımı sanıyorum ama yanılıyorum.

1 Aralık 2009

insan bedenin bir kumaş parçası gibi davrandığını düşünsenize..yemek izleri kan izleri çim izleri belki döllerin izleri..ve bir de şunu hayal edin beyazlığın zenciliğin kirliliğe bağımlılığı..

21 Kasım 2009

kırılmayın sevgili bayım
bakın yaşıyorum, canlıyım
soluğumu dinleyin
tıpkı sevdiğiniz gibi kesik kesik
heyecanlı olduğumu düşündüren tarzda bir soluma.
ama sadece merdivenleri koşarak çıktım
ve sanırım ciğerlerimi fazlasıyla doldurmuşsunuz
beni öperken;
bir tam çekişte sadece yarım değerde hava doluyor içime
sanırım ciğerlerime dolmuşsunuz,
soluğumu dinleyin, kulağınız yaklaştırın
erotik gelecek ama çok sıcak ve nemli
sadece merdivenleri koşarak çıktım;
size yazmak için.
koştum.
Babacım;
Dün gece saat 04:08 de boğazını temizlemek için çıkardığın o huzur veren sesi duydum.
Bu gece de sabahları işe gitmek için kalktığında sessizce hazırlanmanın hışırtılarını, hazırlanırken bizi rahatsız etmesin diye çeşmeyi yarım açmanı , o suda traş olmaya çalışırken gelen şıpır şıpır sesleri duymayı istiyorum.bir de bizi öpmeden evden çıkmayışın.bunu bütünüyle hissetmek istiyorum.bu gece.
senin güzelliğin
şiddetinden aşkının,
hissettirdiklerinden.
yayan yürüdüğüm yolları seviyorum, yavaş yavaş geçiyoruz elele,
görüntülere batmadan
çırılçıplak yürümekten nasıra bağladı ayaklarım,
sahi böyle de dolar mısın ayaklarını benimkilere bana sımsıkı sarıldığında?

20 Kasım 2009

arkamdaki seslerden anlıyorum; benim ötemde yaşayan bir şehir var.

15 Kasım 2009

Adamısikertirler Yayınevi.

hüsonun değerli anısına anlamsız bir edebiyat eseri...


koşarak açtı odanın kapısını.telefona uzanırken insana büyük abdest sırasında bile huzur vermiyolar diye düşünüyordu.arkadan bir ses de angut angut konuşma, insanların sana ulaşmasını istemiyorsan telefonu kapatırsın bu kadar mı salaksın diyordu.alo dedi.alo dedi karşıdaki güzel kadın sesine benzer ses.adamısikertiriz yayın evinden arıyoruz yazdığınız kitabı yayınlamak istiyoruz bu cuma saat 2 de ofisimize uğrayabilir misiniz? mal gibi kaldı kız, iyi ama ben kitap yazmadım ki yazdıysam da adamısikertiriz yayın evine yollamam kitabımı, yollayım da beni de sikertin değil mi değil mi dedi.telefondaki ses ahahahhaha hahhahaha hohoho ıh ıh ıh diye anıra anıra güldü ve lan ne mal kızsın tıpkı bir ayı gibisin sikertiriz diye yayın evi olur mu dedi.kız o an yıkılmıştı ve ananı sikertirler işallah deyip telefonu güzel olduğu çok belli sesin yüzüne doğru resmen kapadı.
son bir kelime ;
yarın.
blog kaydınız başarıyla yayınlandı!
o ye adamım şu an heyacanına ortağım lakin başarı bunun neresinde anlayamadım?
sen gidersen, ben gidersem bitek yaseminler kalırsa burda
karanlıklar nasıl varacak sabaha?
gerçek anlamıyla uzay kentini ankaraya taşıdım
gerek yeşil ışıklar olsun
gerek hiç bir insanla anlaşamama sorunum olsun
uzayı içimde hissediyorum.
elimin içindeki yara açıldıkça açılıyor,
senin ellerinde kapanan yaraların acısı mı benden çıkıyor,
yoksa ben mi yaralarına kapandım, yaralandım
bilmiyorum.
sana en muhtaç olduğum yüzyılı yaşıyorum
ve ne yazık ki yüzyılın tamamını yaşayamayacak kadar insanım .

11 Kasım 2009

9 Kasım 2009

şarkılardan dayak yiyor idim.

Çok uzun gemiler geçiyor boğazdan
Boğazımda düğümlenir adın
Birazdan güneş batar
Martıların doymak bilmez çığlıkları
İçimde durmak bilmeyen açlık: sen çığlıkları
Kısa sürüyor günler sensiz
Tepede yeşil koruluk korunuyor insandan
Uzaktan kalbim gibi duruyor; korunuyor insandan
Uzaktan bakınca sanki yaşamak güzel
İçime sormam içime sormam, soramam
Yeniköyde evim
Eski köye yeni adet
Bir sevgilim var benim;
Düşlerimden ibaret

1.

gitmiş

25 Ekim 2009

tabaka tabaka dökülüyorum odana
ölmüş derilerimi seriyorum döşemene
sen yoktun ya gizli işaretler bıraktım evinde her yana..
dün gece sen uyurken;
biraz ağladım, hıçkırıklı evreyi atlayıp
sana sarıldım.
hem neden kaçıracaktım ki sana sığınma fırsatını
böyle sevmişken böyle delinmişken hafızam.
anlamaktan çok unutmaya yakınken,
neden zafiriye gömülecektim
sarıldım sana.
nefesin kokuyordu hava,
neden huzuru düşünüp huzursuzluğu çağıracaktım ki
sen vardın ya yeterdi odadaki tüm senler bana..

21 Ekim 2009

fuck'in pleasure. 2003 sleepin' with ghosts or soulmates never die

the sea’s evaporating
though it comes as no surprise
these clouds we’re seeing
they’re explosions in the sky
it seems it’s written
but we can’t see between the line
hush, it’s ok
dry your eye

dry your eye
soulmate dry your eye
‘cause soulmates never die

this one world vision
turns us into compromise
what good’s religion
when it’s each other we despise?
damn the government
damn their killing
damn their lies
hush, it’s ok
dry your eyes
gözümü dikip baktığım ışıklar gibisin
küçük anlarca beynimi rahatsız eden
beynimi kurcalayan, tahrik eden..
bir de ellerin var tabi..
onlar daha çok gölgeler gibi
sürünüp benlerce,
çekip giden.

14 Ekim 2009

POPOmu bıçaklıyorlar.

vücudum salkım salkım dökülüyor.ortapedik rahatsızlıkların acaipliğine tıkıldım kaldım.bademcik şişmesi gibi değil böbrek ağrısı gibi değil kalp krizi gibi değil böyle sürekli eğrilmesiz büğrülmesiz devam eden ve varlığını unutturmamak için sürekli bıçaklar saplayan hain gibi.popomu bıçaklıyolar resmen.bi de anlatmaya çalışıyorum sanki bişey olacakmış gibi.düşünsene popom acıyo deseler bana nasıl acaba diye düşünürüm de böle bişeyi hiç hayal edemezdim ama yamuldum resmen.dağınıklıktan toparlayıp da yazamadım bi neler olup bitiyo ama resmen deprem tsunami hepsi oldu bitti.ama şey huzurlu gibi.neden ki yani?

hala dinlemediyseniz falan alın çekin güzel şarkı bu ama rapidshare bana sadece 10 kişi çekebilir dedi koşun yetişin bebeler.

http://rapidshare.com/files/292876958/Jehan_Barbur_-_Neden.mp3.html

29 Eylül 2009

24 Eylül 2009

22 Eylül 2009

değişimden tamamiyle tiksiniyorum.herşey olduğu gibi kalsaydı ya.

7 Eylül 2009

elmalı portakallı içeçek ne garip. hem güzel hem tiksindirici.ankaraya dönüş gibi tıpkı.ve ben döndüm.

3 Eylül 2009

bence ne yaptığımı biliyorum, yani seni sevmekten bahsediyorum.yani seni severken diyorum ne yaptığımı biliyorum 'layıkıyla seviyorum'.

31 Ağustos 2009

no waaaayyy nno waaaayy
just fair just fair
ergenlik salınımlarından, salınımların dalgalarında boğulanlardan ve evet gerçekçi ahmaklardan olabildiğince uzak kalma amacındayım.yeni sayfalar açacak kadar birikmedi kelimelerim ama yeni bir sayfa istiyorum.o yeni sayfada o birikmiş kelimeleri değil hayatıma o anda kendiliğinden yapışma yüceliğini gösterebilen alçakgönüllü samimi kelimeleri görmek istiyorum.

dude do you know which word is the most meanless!
yes ofcourse mean.

21 Ağustos 2009

süpürgeyle pirinç çekmeye bayılıyorum.
paletim snorkelim ve gözlüğümle açık denizlerin çılgın denizkızıydım peki ya şimdi? sakat kolumla katil tatilin internet kafeye mapus edilmiş talihsiz mahkumuyum. şaka maka mada faka!
peki ya bikinin ağına gizlenmiş sinsi kumların gitmemekteki yüzsüzlüğü.
hassiktirden öteye giden küfürlerin arkasıdan koşmuyorum. sadece hassiktir de takıldım kaldım.her hasss.la başlayan cümlemin sonunda annemşin ağıza acı biber sürme tehditleriyle savaşmak durumda kalıyorum.sahi ben hiç hassiktir demem ki.

20 Ağustos 2009

kolumu kıtladım çayıma.ama ben çay sevmem ki.
sigara da içmiyorum ama sigaranın ortamını az çok seviyorum ama en çok alkol ortamını seviyorum.
arkadaşlarım başarmış.onları da seviyorum.
sevgili seni var ya ben kendimden biliyorum.

12 Ağustos 2009

izlediğim tüm bloglar silinmiş bu nasıl oluyor?

9 Ağustos 2009

ben kendimi oraşta eğlendirmeye götürürüm sen napan?kıbrıs şivesi?şive?
naber la?
la:gundi olarak da söylenir kimilerince(hüsolarca)ankara argosu.

4 Ağustos 2009

ha bi de çocuklar burda bolibeef diye bişey var güzelmiş lan:3
ha bi de smirnoff ice var ışıl çılgınca içiyorum.
ha bi de ayça deniz kenarında hem senin için uzanıyorum omurgana iyi geliyor mu?
sevgilim sense içimdesin zaten benle tatildesin ama beyazlığına olan hasretimden bahsetmiyorum bile..

katiltatil volume1

ve çocuklar tatil dediğimiz zihnin tatili değilse, ağır bir yorgunluk, tatilin gereği kum ve kirlilik ağır bir ter kokusu ve sözde tatilin bir beyin katli olmadan bitişini beklemenin verdiği gerginlik halinden öteye gidememesidir duyguların. ve sevdiklerim bu yazıdan kendine pay çıkarabilecek bikaç güzel insan birkaç can ve sevgili sen, evet ben, sizden uzakta 2 ayını yaşayan ben sizden uzakta sizin yaşattığınız duyguların hem çok uzağında hem dibinde bir internet kafeden yazıyorum ki..sizi içimden seviyorum kalbimden beynimden seviyorum.haa bi de parmak uçlarım var sizlere dokunarak sizleri iz'leyerek işaretleyerek sevmeyi seviyorum ben. özledim.

26 Haziran 2009

maykıl mübarek adammışsın hem perşembe günü gittin hem de kandilde gittin.üzdün ama yine de beni gece gece, böylesi daha iyi oldu sanırım senin için öpüyorum seni çok.

21 Haziran 2009

huzursuzluk bok gibi
düştüğü yerden temizlense de kokusu çok pis kalıyor
mide bulandırıyor
bi şekilde arındırsanda orayı, bi kere o iğrenmeyi yaşadığın için hatırladıkça miden kalkıyor
huzursuzluk hayatımın içine durmaksızın sıçıyor.

15 Haziran 2009

bugün bize gelecekti bir arkadaşım gelemedi.gelemeyeceğini 13:16 da bildirdi.bize gelmesi kararını bu saatten yarım gün evvel vermiştik.tüm o yarım günde film izledim mesajlar çektim messenger da insanlarla konuştum facebookta video izleyip paylaştım, sudoku çözdüm, yatağa kıvrıldım yorganıma sarılıp büyük çoğunluğu boşaltılmış odamı seyrettim, bedenimi ve onda gizliden kendini bana hissettirmeye çalışan rahatsızlığımı dinledim.yemek yedim.bugünlerde çok acıkıyorum.bugünlerde fazla asabi ve çekilmezim.yaşımdan küçük gösterdiğimi bilmeme rağmen esprilerimin çok daha üst yaşlara hitap ettiğinden hemen hemen eminim.saat geceyarısı.yarın yeni günümde yeni sesler dinleyeceğim.yeni kokuların burnuma sürtünmesini öyle isterdim ki!yarın biraz evden çıkmalıyım.evde kalmak ölüm korkumu ve onun sonuçlarını tetikliyor, genetik olarak rahatsızlık çekebilme ihtimalinden korkuyorum, üstüne beton atmalıyım bu duyguların.yarın yeni bir gün. kimbilir belki bir arkadaşım arayıp benle milkshake içmek istediğini söyler ben de üzgünüm derim 'pazara gideceğiz annemle'.ve belki aklımda buz gibi bir milkshake fikri ve güzel bir sohbetin anısıyla bir bluz alırım sosyete pazarından.

9 Haziran 2009

yine aynı mallar..


3 mal bilog yazarı varmış ölmüşler sonra

evet bu gerizekalılar biziz.

soldaki muhteşem gözlüğümle ben sükunet mecmuasının eblek yazarı ışıl

sağdaki de seniseçtimpikaçu isimli sayko biloğun yazarı ışıl

hangimiz daha malız diye sormuyorum bile.


burda da sol gözlük camında eblekçe foto çekmeye çalışan biloğunu okuyanında ciddi bir insan sanacağı sevgili ayça hanım namı diğer kevaşenin günlüğü yazarı kelebek (peh)

4 Haziran 2009

bana zorla NEVA adlı kitabı satan satıcı seni döveriz.duygumu sömürüyosunuz, zamanımı çalıyosunuz, paramı da alıyosunuz siz neden paçamdan tutup abla illa al çok iyi diye beni çileden çıkarttıp sonunda aldırıyosunuz.uzaktan liseli kız gibi mi duruyorum.(evet?!)
ha bi de telefon meselesi bana normal bi nokia telefon alacakken dünyanın en gereksiz telefonu samsung i200 ü babacığımın o kadar parasına mal ederek neden sattınız neden benim cahilliğimden yararlandınız.

bak valla geyik olsun diye söylemiyorum.satıcı milleti siz de vicdan ahlak falan kalmamış.tüüü

3 Haziran 2009

sadelikle yapacağım bunu.
seni sadelikle öpeceğim.
dilimi kullanmayı bırak,
dudaklarımı bile kullanmayabilirim belki.
seni sessizce öpeceğim,
konuşmayacağım,
memnuniyetimi belli eden sesleri susturacağım
bastırmak değil.
sadece sessizlik daha etkili olacak.
önce kokum salınacak,
boyununa dolanacak
başın dönecek fakat miden yerinde duracak.
sadelikle seveceğim tenini
belki hiç dokunmayacağım
gözlerimi seni gören bir aynaya dikeceğim
ayna tüm kirimi süzecek
bakışlarım seni öyle sevmeye gelecek.
çok bakarsam yakarım belki diye
bir bakışımın ulaşmasını bekleyeceğim,diğerini yollamak için.
sadelikle senin olacağım,
çıplak.
pürüzsüzlük vaadedeceğim, masal olmayacak.
büyü barındıracak.
sadelikle karışacağım sana
önce tadımı tadına karıştıracağım
ağzın uyuşacak, tatlı diyeceksin
'sen tadı'
sonra sesime karışacak hayatın
ne kadar sessiz konuşuyorsun diyeceksin
ben konuşmuyorum ki .
sonra öpeceğim omuz başlarını.
yıldızlar konduracağım oralara 'serin'
ellerini tutacağım sıcağına eşitleneceğim.
ve kimyamız karıştıktan sonra
ayrışmak imkansız olacak.
biliyorum acısa da saflaşacağız böyle.
dudaklarından öpeceğim.
aynanın tersinden yüzünü.
sadelikle seveceğim,
'farkettirmeden'
-kimselere-

1 Haziran 2009

29 temmuz 21:25 sabiha gökçen havaalanı kıbrıs yolcusu kalmasın.

27 Mayıs 2009

ben ki ders çalışıyım diye duvarına MAL IŞIL DERS ÇALIŞ YOKSA NANAY NİHAHU yazmış bir insanım ben ki altına RIGHT NOW notu eklemiş bir eblek iken ülkedeki en bilimsel bölümden nasıl başarıyla mezun olacağım.başarıyı bırak mezun olmayı bile becerebilirsem ben tükürürüm böyle mallığın sıfatına.o değil de hala repeat olamdım lan eheheh.geçen gün bebeliğin biri söyleyip durma mal olcaksın görceksin dedi en yakın 3 ün 2sinde oluyorum malak naaaberrr nihahahuuu.evet inorganik ve analitikten kalmış olabilirim hatta buna analitik2lab da eklenmiş olabilir ve hatta fizikokimya kuantum ve organikten ve de anorganik3 ten de kalacak olabilirim ama repeat olmuyorum olmayacağım ben olamam olmam dedim höyt evet olmam bence beni repeat yapanın alnını karışlarım ama bişey değişirmi bilmiyorum yihuuu.sevgiliciğimdeki azimden zerre kadar olsa şimdi uçmuştum zaten fiyuuuu..
şimdi ben arz talep kırt çalışcam sonra ester kime takmış glikozit kimle oynaşmış alfa mı beta mı en oynakmış onu bulmaya gidiyorum bilim için ölüyorum mannnn yo yo yo!!

23 Mayıs 2009

elma kromla ayda 8 kilo verin
verin verin daha çok verin
vermezseniz şerefsizsiniz.

20 Mayıs 2009

13 Mayıs 2009

helvanı yerim işallah senin.

gözüme mi inanayım sana mı
aşkıma mı yanayım bana mı
bu yaptıgın insanlığa sıgar mı?
ben seni dün başkasıyla gördüm
derlerdi inanmazdım
bir türlü kıramazdım
bu aşkın hatırına iyi kötü aramazdım
helvanı yerim inşallah senin
cehennem olur inşallah yerin
helvayı yerim inşallah senin
cehennem olur inşallah yerin

12 Mayıs 2009

türkiye'deki çeşitli turistik mekanların panoromik resimleri ile oluşturulmuş sanal gezilerin bulunduğu bu güzel site için şuna tıklayınız.

tıktık

11 Mayıs 2009

tembellik hakkı olsa.1900 lerde düşünmüşler de ben şimdi mi düşünüyorum 20 yıl sonra.tembellikhakkıolsavar.
göğüslerim acıyor yüzüstü yatınca yatağa
tüm yüzüm yatağa akıyor ayrıca
kendi pisliğimde yüzmek olanca yüzsüzlüğümle
huzursuz ediyor beni
saat gecenin bilmem kaçı
hatta saat geç oldu da denebilir buna
ama dedim ya yüzüstü yatamıyorum
göğüslerim..
yan yatmayı deniyorum
bu sefer kalbim
içimin boşluğunda
vücudumda
zangır zangır oynuyor.
yo ben titremiyorum.
evet üşüyorum
ama titremiyorum
saat gecenin bilmem kaçı
uykuyu çağırıyorum
yo titremiyorum
gece bilmem kaç
sabah olmayacak gibi geliyor
ama biliyorum olacak.
gece bilmem kaç
uykuyu çağırıyorum

8 Mayıs 2009

the truth is out there in front of you

waking life ta alex jones yolda giderkene çıldırıyor kendin geçiyor duyduğum en anarşist söylemi veriyor.işte o olay söylem.(sözlem)(sözlü)(sözsüz klasik bat müziği)

you can't fight city hall. death and taxes. don't talk about politics or religion. this is all the equivalent of enemy propaganda rolling across the picket line. lay down g.i.! lay down g.i.! we saw it all through the 20th century, and now, in the 21st century, it's time to stand up and realize that we should not allow ourselves to be crammed into this rat maze. we should not submit to de-humanization. i don't know about you, but i'm concerned with what's happening in this world. i'm concerned with the structure. i'm concerned with the systems of control: those that control my life, and those that seek to control it even more. i want freedom, that's what i want! and that's what you should want! it's up to each and every one of us to turn loose and just suck up the greed, the hatred, the envy, and yes, the insecurities, because that is the central mode of control; make us feel pathetic, small, so we'll willingly give up our sovereignty, our liberty, our destiny. we have got to realize that we're being conditioned on a mass scale. start challenging this corporate slave-state. the 21st century is going to be a new century, not the century of slavery, not the century of lies and issues of no significance, and classism and statism, and all the rest of the modes of control. it's going to be the age of humankind standing up for something pure, and something right. what a bunch of garbage: liberal, democrat, conservative, republican. it's all there to control you! two sides of the same coin. two management teams bidding for control, the ceo job, of slavery inc.! the truth is out there in front of you, but they lay out this buffet of lies. i'm sick of it and i'm not going to take a bite out of it, do you got me?! resistance is not futile, we're gonna win this thing, humankind is too good, we're not a bunch of under-achievers! we're gonna stand up, and we're gonna be human beings. we're going to get fired up about the real things, the things that matter: creativity and the dynamic human spirit that refuses to submit. well, that's it, that's all i got to say. the ball's in your court.

alienation

"they say that dreams are real only as long as they last. couldn't you say the same thing about life?"
waking life.

2 Mayıs 2009

bana hayatı HD kalitesiyle gösterecek gözlere sahip olmak için ne yapmam gerekiyor?

29 Nisan 2009

amerikanya özlemi çekmek günah mıdır



bu balkonda öküzcesine içip içip sarhoş olmayı türk çoğunluk olarak taşkınlık yapmayı özledim.








eblekçe dolanmayı da özledim



itiraf ediyorum amerikanya seni çok özledim ama gelmem sana
savaş olmadan şurdan şuraya gitmem söyleyeyim.
bu bilog 56 saat içinde kendini imha edecektir desem de inanma neden etsin lan çok mu önemli heheheheehehehehehehehe
evet.
bilmek bir zorunluluk olamaz.hiç kimse cumhurbaşkanının adı dahil hiçbirşeyi bilmek durumunda değil.ermeni soykırımının kutlandığı günün aslında hangi olayın protestosu olduğunu bilmek zorunda değil.siz başkalarının bilmezliklerini kendi fındık beyninizle sınayıp eğlenenen insan güruhları, başkasının keyfine dil uzatan keyifsiz topluluklar, vicdan timsali dolaşıp vicdanı kitaplardan öğrenen ahmaklar, değişiminiz sadece kendinizin bir hiç olduğunuzu fakettiğiniz küçücük bir ana bakar.ama o zamana kadar insanlarını taciz etmekten vazgeçin.bırakın hoşgörüyü, sadece susun, kabul etmeseniz bile.susun.

şehitler için vatan sağolsun demeyeceğim.şehit oldukları için benim gözümde bir değeri yok onların ben sadece insan oldukları için delicesine üzülüyorum, vatan millet diye bize yutturulan koca bir yalanın oyuncağı olduğumuz için bütün insanlığa üzülüyorum.silah satışları tavan yapsın diye, daha çok ilaç satılsın daha çok petrole ihtiyaç duyulsun diye savaştan savaşa sürüklenen bize üzülüyorum. elinde oyuncak olduğumuz bir avuç hırsızın uğursuzun, -küfretmeyeceğim- suçsuz günahsız insanları önüne katıp huzurumuzu, ailelerimizi dağıtmasına üzülüyorum.ben asıl uyutulan yaşama hakkı elinden alınan, bu hayata mecburi köle olarak gözlerini açmış tüm insanlara üzülüyorum.

tüm bunlardan sonra vatan sağolsun demeyeceğim.bunca yıkımın sebebinin ne vatan ne millet ne de bayrak olmadığını biliyorum çünkü.kaldı ki vatan nedir.millet nedir.inanmıyorum hiçbirine.beni sadece hayata sadece bir kez açılmış gözlerin bir hiç uğruna zorla kapatılması ilgilendiriyor

hoşgörüm sadece safça doğduğu toprakları sevip ona bağlanan insanlaradır toprak boyutunda.siyaset diye önümüze koyulan çorbadan içmeyeceğim burda, zerre kadar da inanmıyorum bir zorunluluk olduğuna.

bu yazıyı yazdım çünkü demin haberleri izledim.insanların suratlarındaki sahte üzüntüleri gördüm.hepiniz kendinize saklayın o boktan gözyaşlarınızı.azcık aklınızı başınıza alıp düşünün şu olanları.biz neden savaşıyoruz.yeter artık.yeter.
beyaz arabalara orospular biner dediğim gün siz bana bugün ne kadar şuursuzsun demiştiniz.bilemediniz aslında farkına vardığım gündü o gün.rüzgarına kapılıp gittiğimi sandığımın aslında rüzgarın ta kendisi olduğunu kavradığım gün.

26 Nisan 2009

çilek kokusu beni benden alıyorsun çilek kokusu.odama bıraktım seni kok diye.senle uyuyacağım çilek kokusu.

kalp.

bedeni hayatta tutan sıvıyı kalpten bedene pompalayan kalbe giden aort denilen ana atardamardır.bu damar sayısız kılcal damarla kalpten aldığı temiz kanı tüm vücuda yollar.ama bazen hayatınız boyunca yedikleriniz, kızdıklarınız, sevdikleriniz, duyduğunuz kötü haberler, aldığınız sevindirici haberler, tüm düşünceler katman katman bu damarlardan herhangi bir kaçının duvarlarını örtmeye başlar. ta ki tek küçük boşluk kalmayacak kadar bir sürü maddeyle örülmüş bir duvar o damardan kanın geçmesini engelleyene kadar.kan akışı durduğu an kalp yaklaşık 5 dakika süreyle kasılmaya o duvarı basınçla kırmaya çalışır, kıramazsa o kanla beslenen kaslar ölmeye, hücreler bir daha onarılamayacak kalıcı hasarlar almaya başlar.kalbin sahibi o an kuvvetlice öksürmeli ve o anılardan oluşmuş kalın duvarı yıkıp üstünden koşarak geçmelidir.eğer bunu yapmazsa o anılara duvarına son bir acı daha anı eklenir, belki de birkaç bilemiyorum. pişmanlık, özlem, yaşama isteği, nefes alma gereği, ölümün merak edilen ilk anları..silik görüntüler ağlamalar..sesler.
...ayağımın altındaki bu ıslak çimenleri ıslatan yağmur, sen bana geliyorken seni de ıslatıyor muydu?ıslatmış olmasını tercih ederim.ellerimi tuttuğunda aynı bulutun bizi ıslatmış olmasını yani.
buraya geldiğimde gün yeni başlıyordu, sabah serinliğinde üşüdüm biraz, hırkamın deliklerinden giren rüzgar tüylerimi diken diken etti.içim ürperdi.ama güzel kokuyor burası, ıslanmış toprak kokusu, polenlerin kokusu.kokulardan çok çabuk etkileniyorum.senin kokundan da ilkin çok etkilenmiştim biliyor musun. tenindeki minicik deliklerden fışkıran o moleküller uçup burnuma ulaştığında anlamıştım garip bişeyler olduğunu.şimdi de anlıyorum bugün normal birgün olmayacak.
aklım tamamen boş desem yalan olur küçüğüm, değil.ama ruhumu hırçınlaştıracak şeyleri düşünmeyi kesip seni olabildiğince, duru karşılamayı umuyorum.o yüzden ne zaman ki dikkatim dağılsın ağaç yapraklarının arasından sızan güneşi izliyorum.bir sinema günü sinemadaki projektörün ışığında uçuşan toz zerreciklerinden yarattığım samanyolu hayaline şimdi yeni keşfedilmemiş dünya hayalleri ekliyorum.ne dersin hala astronot olmak için şansım var mı?
sana mektup yazmayı düşünmüştüm aslında.giderken gizlice cebine koyacaktım.ama emin olamadım ne giyeceğinden sonra afallamak istemedim.mektupta yazacaklarımın seni etkileyeceğinden de emin olamadım o yüzden vaktimi kendime ayırıp sana etkilenecek bir ben yaratmak için güzel hayaller kurdum.daha önce düşünülmemiş şeyler düşünüp, herkes gibi ben de sordum kendime 'acaba bunu daha önce kaç kişi düşünmüş olabilir'
anlatacaklarım uzun değil.amacım piknik yapmak seninle.hava durumuna baktım hava güzel olacak diyor.ama güven olmuyor ki pek bunlara bu sıra.hava bir yağmurlu bir açık.bak gördün mü yine yanıldılar boşaldı işte hava.ama sevdiğim gibi, güneş varken yağmur yağması çok büyüleyici.neyse bunlar küçücük şeyler. ne diyordum bir de termosa domates çorbası doldurdum, kuğulu park anısını hatrına getirmek için sırf.
bu kadar geç kalmazdın sevgilim.gecikmelerine kötü anlam yükleme alışkanlığıma kızma, merak ediyorum sadece iyi misin diye.ben seni beklemekten gocunmam.
sen de yolda benim dallardarda gördüğüm minik s0u zerreciklerindeki ışık oyunlarına dikkat ediyor musun ne kadar kendi hallerinde sihirler yapıyorlar değil mi.
buraya daha sık gelmeliyiz.tepeden kuşları izleriz yaptığım kurabiyeleri yerken, hala sıcak kalmışsa çayımdan da ikram ederim sana.belki top getirir top oynarız azcık ne dersin.sevmem dersen ikili tiyatro oynarız. ıslak olsada çimlere yatarız ben sana saçma masallarımı anlatırım sonra yine kendim uyuyakalırım sen de benle eğlenirsin olmaz mı..
yanlış anlama meleğim beklemekten yorulmadım ama biraz geç kalmadın mı sanki.şimdi içimden 100 e kadar sayıcam son 10 da gözümü yumucam 100 dediğimde ellerinde yoldan topladığın diri papatyalarla karşımda bana gülümsüyor olacaksın

1
2
3
.
.
.
.
...

nuri çok bilge de biz mi ceylanız?

savaşımışılışılımsavaş (22:32):
haydi bakam dön dersine ben de azcık film izliyim öle başlıcam
savaşımışılışılımsavaş (22:32):
demin
savaşımışılışılımsavaş (22:33):
nuri bilge ceylanın koza diye bi kısa filmi var
savaşımışılışılımsavaş (22:33):
1995 te yapmış
savaşımışılışılımsavaş (22:33):
onu seyrettim
savaşımışılışılımsavaş (22:33):
ağzına koduğumun adamı kuş ölüsü kedi ölüsü seyrettirdi bana film diye
savaşımışılışılımsavaş (22:33):
nuriyi arayı
savaşımışılışılımsavaş (22:33):
seni nuri alço kovalasın yaptığın bi film de düzgün olsun kduğum dicem
savaşımışılışılımsavaş (22:34):
hayır
savaşımışılışılımsavaş (22:34):
diyorlar ki
savaşımışılışılımsavaş (22:34):
nurinin en iyi filmi koza çünkü en kısa olanı
savaşımışılışılımsavaş (22:34):
valla çok doğru tespit
savaşımışılışılımsavaş (22:34):
yıldım ha
savaşımışılışılımsavaş (22:34):
!
senisectimpikachu! (22:34):
auauhauhauua
senisectimpikachu! (22:34):
mannak
senisectimpikachu! (22:35):
3 maymuna ii diolar
senisectimpikachu! (22:35):
ama sıkcı olabilar
savaşımışılışılımsavaş (22:35):
sikici (klavyem söz konusu nuri olunca türkçe karakter tanımaz adamım KIRT
savaşımışılışılımsavaş (22:35):
ben gidiyorum
savaşımışılışılımsavaş (22:35):
ciao

22 Nisan 2009

ne demeli? o amansız VİCDAN
yolumdaki o hayalet hakkında ne demeli?
chamberlayne'in pharronidası
patlamalar duyuluyordu.
kah öfke kokusu geliyordu burunlara
kah asabiyet sahibi insanların bağırışları
klavyemde inceltme işaretinin yerini bilseydim
sana çok incelikli hikayeler anlatabilirdim
ancak şimdi bu kadar kaba ve uykusuzken
ancak görüntüler aktarabiliyorum sana.
yorumdan gayrı.
ben bu şarkıları sana yapıyorum çocuk!
her sabah pantolonuma soktuğum bacağımdan aldığım serinlikten farklı, daha çok yatağa girdiğinde kendi rızanla yatağın soğuk yerlerini aramak gibi; istekle şevkle seviyorum seni.zorunlu ferahlıklardan fersah fersah kaçıyorum olur ya belki birgün sıcağın hevesine düşeriz diye.

benim görebildiklerimi sen de görebil diye gözlerimi hediye ediyorum sana. en nadide hediyemi vermedim daha sona saklıyorum ve inan bu gözler de azımsanamayacak kadar nadide.
hayır amacım kesinlikle ukelalılık değil sadece, bil diyorum ellerine sunduğum alamet-i farikaların kıymetini .
ilahi çocuk! sana ne verdim ki şimdiye kadar sana kötü rüyalar gösterecek.
korkma!
giyin beni, bak tanıdık gelecek görüntüler, gözümle gördüklerin seni şaşırtmayacak ama farkedeceksin.
giy beni, hergün, her saniye.
seni sevdim. içimdeki heyecanı sana borçlu olduğumdandır ki aramızdaki bağ hiç kopmaz korkma! borç borçluyu borç verene öyle sıkı bir bağ ile bağlar ki , tüm kaygılar yersizdir.
korkma..
bilmişliğin ağırlığını taşıyan küçük kızlardan büyükler hep hafif bir nefretle övünürler.bu nefret küçüğün bilgisinin sırrına varamamaktan mıdır yoksa o bilmişliğin kendilerinde olmadığını kabul edememekten midir bilemem.ama bilirim ki ben de sevmem küçük bilmiş kızları.
küçüklerin bilgiyle kirlenmiş olması beni hep gizliden rahatsız eder.
6 temmuz-deliriyorum.bu gece gene içtiler sürahimdeki tüm suyu;-ya da ben içtim!
Ama ben mi içtim?ben mi? kim olabilir ki?kim?ah!tanrım! deliriyor muyum? kim kurtaracak beni?


10 temmuz-şaşırtıcı deneyimler yaşadım
Gerçekten, deliriyorum!gene de.
6 temmuzda yatmadan önce, masamın üstüne şarap, süt, su, ekmek ve çilek koydum.tüm suyu içtiler -içtim- biraz da süt içtiler.ne şaraba dokundular ne çileklere.
7 temmuzda aynı deneyi yineledim,aynı sonucu verdi
8 temmuzda suyla sütü kaldırdım.hiçbirşeye dokunulumadı.
sonra 9 temmuzda masama yalnızca su ve süt koydum, sürahileri de özenle ak müslinlere sarıp tıpalarını iyice bağladım.sonra, dudaklarımı, sakallarımı, ellerimi kurşun tozuyla ovup yattım.
yenilmez uyku yine yapıştı yakama, arkasından da korkunç uyanış şekli geldi.hiç kımıldamamıştım, çarşaflarımda da leke meke yoktu.masama koştum.şişelerin sarıldığı muslinler lekesizdi.ipilikleri çözdüm korkudan yüreğim çarpa çarpa.tüm suyu içmişler!ah! tanrım!..
birazdan Paris'e gideceğim..

kırık

kırılganlıktan mı bahsediyorsunuz..ah dostlarım kırılganlık dediğiniz kavram öyle uçurumun kenarındadır ki, söylediğiniz sizce anlamsız bence de varolması şaşkınlık verici cümlelerin rüzgarı, nefeslerinin son fasıllarına sürükleyebilir kırılganları.bunda anlamın farklılaşmasının ne derece acı boyutlara gelebildiğinin dersi vardır, görebilmek göz ister, görebilmek kırılganlık ister.o yüzdendir ki muhteremler, kırılganlar başka kırılganların eteklerindedir.onlarda kendi kırılganlıklarının farkedilebilmesi umudunu görmüşlerdir.bu gizli bağ onlarda kırgınlık kelimesinin hayatlarından çok dışında olacağı heyecanını uyandırır ama beyhudedir.bir kırılganı kırılmaktan kurtarmak hemen hemen imkansızdır çünkü kırılmak kırılganın kimyasına hastır.

19 Nisan 2009



sünnet mi oldunuz
pipiniz mi ağrıyor
dokunanlar mı var
giyin sünnet külodunu rahatınıza bakın.

17 Nisan 2009



mutlu etmene



her golden sevdamız tuttuğunda bahçeli ev deyişine



mevsimlere..



hep yanımda olmana, varlığına



birlikte deli gibi eğlenmemize..



bahara..



tüm kışları hiç üşümeden nasıl geçirebildiğimize..



görmeyi istersin belki diye..



dağ bayır gezdiğimiz günlere..



gölümüze..



güne, güneşimize, pencerenin kenarında beklediğimiz sabaha..



istanbul günlerimize..



çimenlerde uzandığımız güne..



AŞIĞIM BE ÇOCUK!

15 Nisan 2009

dünyaya getireceğim her ne olursa olsun, ben herşeyden, herkesten, tüm seslerden görüntülerden arınmadıkça, varettiğim şeyi kendi elimle boğmayacağıma kendim inanmadım sürece dünyaya gelmeyecek.mümkün mü bunca kitaptan şarkıdan filmden olaydan eğitimden insanlardan arkadaşlardan bunca gürültüden diye soran olursa, olmasını tüm kalbimle istiyorum.kendi çırılçıplak halim tüm müdahalelerden bağımsız nasıl bir hamurdan olurdu merak ediyorum.
güzel olmasını diliyorum
temiz olmasını diliyorum
kendini benden bilsin
bana hiç gücenmesin istiyorum
onu var ettiğim için.
natural born sufferer
nedeni yoktur varsada anlayamazsın şu küçücük beyninle
bazıları doğuştan alışkındır acıya sızıya
kimse alışamaz böyle bişeye
bunca dirence tek açıklamam doğuştan gelenler.

13 Nisan 2009

demin changeling i izledim. ilk olarak filmin adını neden sahtekar diye çevirdiniz bre vicdansızlar ne biliyim lan birebir çeviri yapmayın tamam ama nedir sahtekar yahu.neyse angelina jolie sevmiyorum dudaklarını ama güzel kadınsın vesselam ayrıca da gönlümü kazandın hadi yine iyisin güzel oynamışsın.ama biraz daha zayıflarsan afrikalı kabilelere katılmaya hak kazanacaksın teyzeciğim ellerinden öper esenlikler dilerim..
I.A

12 Nisan 2009

gerçek metal dinleyicisi ne güzelsin sen !(ne güzelsin ne değilsin sen de herkes gibisin..)
26 vivident 14 tane sigara böreği 1 litre icetea koca bir tabak yaklaşık 9 top prefiterol 1 yumurta 2 fincan çay 2 salatalık 3 domates 3 kalın dilim salam 2 gofret 5 tane büyük mercimek köftesi(şuan akşam için hazırlandığı için rakam böyle düşük) dünden kalma bir tabak sarma azcık tavuk yarım kalıp peynir nerdeyse.
biliyorum dostlarım bunları sadece ve sadece benim bigünde tükettiğim şeyler olduğuna inanmak zor lakin bu şaşkınlık verici hadise ANKARA da ORAN SİTESİNDE şuan gerçekleşiyor.yerinde izlemek isteyenler için şifreli yayınımız vardır.

9 Nisan 2009

keşke portakal yedikten sonra elimizi yıkamak zorunda kalmasak.bi de keşke portakalın içi lif lif değil de elma falan gibi olsaydı ama yine sulu olsaydı ama o su elimizi kirletmeseydi evet aynen böyle olsaydı.

7 Nisan 2009


Forever and one - Helloween

bu şarkıyı çok seviyorum yapacak hiçbişi yok çocuklar.savaşla ilk kutlamamızda fonda bu müzik çalacak!sözler ise şöyle( sözler ne alaka ışıl dimi?) olsun seviyorum ben sadece

What can I do?
Will I be getting throught?
Now that I must try
To leave it all behind

Did you see
What you have done to me
So hard to justify
Slowly is passing by

Forever and one
I will miss you
However, I kiss you
Yet again
Way down in neverland
So hard I was triyng
Tomorrow Ill sill be crying
How could you hide
Your lies, your lies

Here I am
Seeing you once again
My minds so far away
My hearts so close
To stay
Too proud to fight
Im walking back into night
Will I ever find
Someone to belive?

Forever and one
I will miss you
However, I kiss you
Yet again
Way down in neverland
So hard I was triyng
Tomorrow Ill sill be crying
How could you hide your lies
Your lies
gördüm seni demir bey nihaha
ya ışıl'ın tomato peach te bana sarkan herifleri def etmek için o benim kız arkadaşım demesi ve daha çok rağbet görmemiz?
hah bi de 17. yy da öğrenci olsaydım ya ben pariste falan. daha atom matom yeni keşfediliyor hoca soruyor bu ne diyor adam üzümlü kek falan diyor.bu ne lan eşşek kafalılar 3000 sayfa kitap koymuş önüme çevir çevir oku evir çevir çöz diyor.evirip çevirip lanet okuyorum.ama çok sempatik lanetler hatta bunlara zaman zaman nalet bile denebilir kanımca.
moda ne garip len.modayı takip eden insanlara saygı duyuyorum.zira bazen öyle salak saçma şeyler moda oluyor ki giymek taşımak acaip cesaret ister.aferin size yıldızlı 5 peki
yazı çok severim yazları hep savaşla muhteşem zamanlar geçiririz.yaz kıyafeti satın alırız, yazlıkçı olmak için.mutlaka sandalet terlik giyerim ruhu taşımak adına.savaşa da palmıyeli tişörtler alırım yazlıkçı olsun diye.
öte yandan konser oldu mu dayanamaz giderim.konsepte uygun giyinmem çünkü ben hep aynı şeyleri giyerim.sonra ne olur bilmiyorum işte of
YAZ GELSİN.

6 Nisan 2009

giriş yapmakta ben de zorlanıyorum ama senin gibi tırı vırı yapmıyorum ışıl.
peki ışıl hanım madem giriş yaptınız ozaman bende size burdan bir buse kondurayım yanaanıza
yarın yine sınavımız var saçmalardan seçmeler yapıyoruz tiremusu yiyip kıçımızı büyütüyoruz çekirdek çitleyip film izliyoruz ya sonra ne olucak venüs projectlerde mi kaybolacağız sanıyorsun ışıl ışıl ha?!
yarın sınav çok açık ve net bi şekilde kotarmaya çalışcas son anda 90 atılmış gollerle offfffffff labb bıktımm sendennn hatta analitikliii herşeyyyy çık git hayatımdann!!!müüü venüs projectlerde kaybolalımm ıışıl mışılll süperr olarr :))
okeyto bebişim ahuahahu lan bişi dicem nolcak bu işler (kaş-göz)
parlamışsın qürt
ebet senin vesilenlen hayatımda ilk defa bazı uzuvlarımdan kurtulmuş hafiflemiş adeta uçar oldum:S bu nası bi cümle la:S
bilmiyorum yazarekne düşüncektin sen bilemezsin ne çektiriyor yokluğun bana sevgilim
ooo yee fakkk!!!
sen gençliğimin büyük parçası sen gençliğimin aynası biz neler yaşadık beraber kalın bir roman gibi
bak ne diyorum sınav diyorum bi tarafımıza diyorum
oh yes diyorum!
her an içimdesin bebekimm!!!işte o annnnn ben dayanamammmmm!!!!
çok ağır oldu lan:S
auhuahuah farkettimm:S mmşey:
oyh dıkandım
utandımmı ne sankiii:S ne dersin ders mers haa:Ssanırsam hayyama döncek bu işin sonu işte o annnnn ben yaşayamammmm niaaaaaaaaa!!!!himeeennn!!!
nihahahahah umbrellaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!!
elektroooo bugiiii qürt: ela ela elaaaaa eeeeeeee!!!!sepet sepet yumurta sakın beni unutma unutursan küserim mektubunu keserim bide damlaya damayala göl olur bide ayaanı yorganına göre uzat karda yürüyüp izini belli etme o_O
yu kın stınd ındır may ımbrallaaaa
of fofofpjfmlkdl oh yeee kop kop
the end!

5 Nisan 2009

http://running.zappos.com/n/multi_view.cgi?product_id=7489383&color_id=177999&view=multi&ref=multi-pic ayakkabım budur.

yürümeyelim koşalım.

yürüyüş ne sıkıcı bişey yahu.koşmayı çok seviyorum.bazen okuldan eve dönerken dolmuştan indiğim yerden eve kadar olan mesafeyi yürümek o kadar sıkıcı geliyor ki
bitsin diye sırtımda çanta ile koşuyorum.bir de kışın çok üşüdüğümde koşarak eve dönüyorum. annem ekmek almaya gönderdiğinde de koşarak gidip geliyorum.22 yaşında olmam koşmama engel mi alla alla neden dalga geçiliyorum ki.
evet biraz salakça olabilir ama ben yürürken çok sıkılıyorum.
ayrıca naletler olsun sana pis nike zaten senden hiç haz etmiyodum piyasadaki koşu ayakkabısı kıtlığı yüzünden gittim nike red rocks zoom diye bi ayakkabı aldım.dün bir haftası dolmuştu altındaki goretex delikleri pörtledi.alt tarafı dün 6 kilometre koştum tempolu bu aykkabıyla.olucak şey mi lan?! gittim verdim ayakkabıyı yine kaldım emektar adidaslara alla alla ya!

THEVENUSPROJECT

ilk defa bir toplum projesine gönülden inanıyorum.

inceleyin:http://www.thevenusproject.com/index.php

para olmadan da kaynakların kullanımını maksimum seviyeye getirilerek neler yapılabileceğini ciddi ciddi araştıran ve bunu lafta yapmayan labaratuvarlar kurup sistemler geliştiren bir topluluk.
köle olmak zorunda değiliz.modern köleler..

2 Nisan 2009

kendimi sürekli tekrarlayacağımın kanıtı volume:1

uyuyabilseydim o sabahın gecesinde daha canlı tutabilirdim ellerini ama uyuyamadım.senin ellerin soğuk olsa bile üşümez.senin ellerin hiç soğuk olmadı soğuk olan benimkiler.ve ben her zaman üşürüm.kanım yavaş akar benim ve tansiyonum devamlı düşük,bikaç zaman haricinde..sen ne zaman bana baksan ama gündelik değil aşkla tutkuyla ya da ne biliyim beni gerçekten isteyerek baksan kanım alevlenir.ben ne zaman senin gözlerine baksam içindeki sessizliği görürüm ve sadece bana verdiğin oraya giriş biletini..işte o zaman ellerim dahil her hücrem ısınır senle..sen varken korku filmleri korkutucu gelmez.sevgimiz herşeyden daha korkutucu daha bilinmez ve ütopik..garip.senle ben en garip ormanların karanlıklarında elele konuşmadan yürüdük korkumuzu birbirimizle paylaştık işte orda ürperdi içim,üşüdüm sırf bu nedenledir ki üşümediğim zamanlar soğuğu ararım.ellerimi tuttuğun o mistik andaki ruh halimi, duyumlarımı, vucudum üzerimdeki kontrolsüzlüğü tekrar yaşamak için..sana aşık olduğum tüm o anları alıp başka yollara girmek için..bağımlılık ve afrodizyaklardan güçlü tüm varlıklar..sen.


kendimi sürekli tekrarlayacağımın kanıtı volume:1

1 Nisan 2009

you can stand under my umbrella eh eh eh ella ela eh eh
under my umbrella eh ella ella eh eh
eh eh deh yeh eh eh
under my umbrella oh yes foolish kazanova oh yes

25 Mart 2009

sessizlikler uzadıkça canımın sıkıntısı katlanıyor, ironi bu ya, ben de bunun karşısında susuyorum.
nuri bilge ceylan iyi oyuncu değil ebru ceylan iyi.biz bugün bunu gördük.
nuri bilge ceylan iyi oyuncu değil ebru ceylan iyi.biz bugün bunu gördük.

21 Mart 2009

merhaba;
şu an bu sayfayı savaş isimli adama karşı olan garip duygularımı yazmak için açmıştım ama sonra sizinle paylaşmamaya karar verdim. neden yazıyım da siz okuyun ki di mi?
evet yazmıyorum.
yazmıcam
ama dayanamıyorum sölüyeceğim sanırım şuan
evet ona içinden bi sayı tut deyip onu sadistçe o sayılar kadar öpüyorum sıkıştırıyorum kollarından ısırıyorum.peki ben bunu neden yapıyorum.
bilmiyorum
dayanamıyorum be!! aaa
gördüm mü böle ona bi şekilde dokunasım sıkasım
derisinin altına gölge gibi uzanasım geliyor
evet
olabilir
ama genelde olmaz
ama benim hep oluyor yahu
neden ki dimi
bilemiyorum çocuklar
sorup durmayın alla alla
ha bu arada
sanmayın ki çok sevgi doluyum sanmayın ki herşeyi seviyorum
hayır herşeyden biraz azını seviyorum.
evet ama herşeyden çok sevdiğim bikaç şey var
ama size ne dimi
evet evet evet
oldu hadi öpt kib bye.

20 Mart 2009

çalışmıyorum

00:00
yaklaşık 40 saattir çalışma fikri içindeyim.çalışmıyorum, çünkü konsantre olamıyorum,çalışmıyorum çünkü istemiyorum, çalışmıyorum çünkü çalışamıyorum, çalışmıyorum çünkü çalışmak saydığım şeylerin bana dönüşü istediğim gibi olmuyor olamıyor.o zaman ben de çalışmıyorum

19 Mart 2009

bu da aysuya ama telefonla bu kadar oldu fotoğraf idare edin.

savaşa..

18 Mart 2009

16 Mart 2009

kardeşimle birbirimizin dilini dövemyi çok seviyoruz ama bugünkü dövme sırasında dilim kanadı.vize öncesi dönemden bildiriyorum.

15 Mart 2009

hadi herkes beni çok sevsin!!!!!!

10 Mart 2009

bazen olmaz.yaptığın hiçbirşey,söylediğin hiçbir kelime hissettiklerini, anlamasını istediğin kişiye anlatamaz.
bazen olmuyor işte, sana ne hissettirdiğinin farkına bile varamıyor insanlar.o kadar alışıldık bişey oluyosun ki onlar için, ne yaparlarsa yapsınlar incinmeyeceğini düşünüyorlar.bir de aksi var hiçbişey yapmamalarının da seni yaralayacağını anlamamaları gibi.
ama hayat bu sanırım en değişmez sandığın şeyler bile değişiyor
.imparatorluklar parçalanıp yerine demokrasiler geliyor ya.düşünmeler haklar haksızlıklar söz konusu oluyor ya o zaman içime sinmiyor devletler..oysa imparatorluklarda halk ne kadar safça ve minnetle sever imparator'luğu.
Seni seviyorum hala bazen
Biliyorum bu yeterli değil
Buralarda herkes kazanır ya da kaybeder
Bana sahipsin, ya da değil
Üzerimden bulutlar, bulutlar geçti
Gözlerimden yağmurlar aktılar
Üstüne üstüne
Beni sevdin
Öyle dedin, öyle olsun
Duvarların vardıÖyle dedin, öyle olsun
Akşam olunca tüm gölgeler kalkardı
Sen yanımdayken her şey çok kolaydı
Zaman geçti yan yana çok uzak durduk
Kalplerimizi söylenmemiş sözlerle doldurduk
Bir akşamın kalbinde bıraktım seni
Dönüp arkama bakmadım, terkederken seni
Gözlerimde yaşlarla
Ve sen bunu görmedin, ve hiç bilmeyeceksin
Seni seviyorum hala bazen
Biliyorum bu yeterli değil
yetmez..

asfalt dünya

8 Mart 2009

ışıl içiyor içiyor içiyordu...
seyyah oldum gezdim evreni görmedim senin gibi tatlı sevgiliyi ben.

7 Mart 2009

hepinizi çok pis döverim gerizekalılar

ne sanki ne oldu ki şimdi neden böyleyim.bi halt olduğu yok aslında hiçbir zaman bişey olmadı.hayatımda bir dönem değişim oldu o da savaşın geldiği dönem yani 2006-2007 yılı.sonra ne oldu o dönemde bana dahil oldu.şimdi sıkıntı içinde yüzüyorum.hayır ne aile sorunları ne maddi durumlar ne okul hiç bişey sebep değil bu hallere.bu hallere tek sebep benim yenemdiğim kendim.küfretmek istiyorum kendime biri alsın kafamı kaldırımlara vursun ağzımı burnumu dağıtsın istiyorum.o zaman böyle küçükken olduğu gibi, her büyük yaradan sonra gelen uyuma hissi gelir çöker üstüme.annem yine doktorların dediğini yapmak için sırf uyuma bak sakın uyuma diye debelenir.ben de salak saçma yeni dikişlerimle oynayıp onun midesini kaldırırım.
ulan ben bu hayatta kimi kazandım şimdiye dek ki seni kazanıcam dimi.kendimi bile elimde tutamıyorum.cibiliyetsizlik abidesiyim.ben benim çevremdeki biri olsam kesinlikle benle muhattap olmazdım karpuz kafalı ben.
bu başağrılarının başdönmelerinin sorumlusunun yine kendi kafam olması ne komik.içimden geçen şuan ne biliyo musun bırakıcam bu okulu.hayır hayır pişmanlıklara sebebiyet vermeyelim donduruyım en iyisi sonra o şehir senin bu bar benim dolaş dur.geberene kadar iç ne biliyim bi şekilde toparlanana kadar kendi doğal ortamına dönme.ama ben koca bir ödlek olduğum için bok yaparım.
keşke ben ben olmasaydım keşke ben paris hilton olsaydım beynim kuş kadar olsaydı sadece çişimin geldiğini anlayacak kadar aklım olsaydı da duyularım altıma ettiğimde kendimi bok gibi hissetmeyecek kadar zayıf olsaydı bak o zaman tam olurdu.
ağlamadan ağlatmadan gitmeliymişim burdan hadi lan ordan ben daha markete bile birinden izin almadan savaşa haber vermeden para harcarım mı lan şimidi diye düşünmeden gidemiyorum ne gitmesi.
fuck off diye bağıran asi gençlerin zafer nidalarını duyar gibiyim.size fuck off hıyar beyinli angutlar.özgürlüğünüze de size de beyaz saray girsin evet aynen böyle olsun.
bi de ne farkettim biliyomusunuz çocuklar benim beynim 18 yaşında durdu bence.eskiden ortamda ne konuşulursa konuşulsun algılayabiliyodum hiç zorlanmadan.şimdi zorlanmadan hiç bişey anlamıyorum. acaba doğuştan gerizekalıydım da hiç eğitilemediğim için anlamıyodum şimdi zekam 6 yaşındaki çocuk zekasına anca geldi de şimdi gerizekalı olduğumu anlayabiliyorum ancak.ben bu sorunun cevabını çok merak ediyorum.
yoksa ben cim keri miyim de herkes bana oyun mu oynuyo lan!!!!
sevmediğim akraba toplulukları siz de defolun gidin lan artıkç.gelmeyin yanıma.
sağlık problemi de istemiyorum artık yeter lan yeter benim de bi sınırım var biriniz de kalp krizi geçirmeyin ertesi gün de birinizin apandisti patlamasın sonra diğeriniz de ileri taşikardi nefessizlikten hastaneye yatmayın sonra babanne sen de dikkat et şu ilaçlarına yanlış içip içip morarma sizin yüzünüzden benim ağzım yüzüm yamuldu be!heryerim yara bere izi.
bıktım toplumundan da ailenden de, beni yapmacık yapmacık sevcekseniz hiç sevmeyin yılışmayın bana!!!!!
anne sen de hormon koka koka sevme beni be bi kere de aa kızım ne tatlı lan kızım olmasa kesin severdim ben yine bu kızı diye sev
bıktım hepinizden!!!!!!
okuldaki analitik hocası senden de bıktım boş boş bakmayın bana diyen senin o gözlerin çıksın da hiç göreme dicem içimden o geliyo ama çıkarsa şimdi yalnışlıkla vicdan azabından kurtulamam.siz sizin gibilerin altında çalışmak zorunda kalın size en büyük bedduam bu olsun allahın gerizekalıları.topunuz uzayda buluşup orda bilim yapın.
tüm yavşak ve gevrek hocalarda ölsünler.ölemesinler üzülenler olur ardından ne gerek var.sanki hiç varolmamışsınız gibi devam edelim lan biz hayatımıza.
karşı komşumuz da tam bir mal.kardeşim telefonu hello diye açtı diye sizin kızlar evde ingilizce mi konuşuyo diye ciddi ciddi sormuş anneme.he evet salak kadın biz evde ugandaca konuşuyoruz markette arapça tuvalette de seslenmek lazım olursa japonca kullanıyoruz.aptal!
öf
şu an cem adrianı tokatlamak istiyorum hatta verin sopayı ağzı ile burnu yer değiştirene kadar döveyim!
içimdeki mutluluğu alan herneyse asıl onu ele geçirirsem var ya o zaman çok kötü olcak 298478236487365876375687369583749 herkül gücünde saldırcam ona!!!

4 Mart 2009

var mısın yok musun


telefonunun sağ alt köşesindeki tuşa basılı tutup, onu ses yapıp kendisini rahatsız etmemesi için susturdu, bir kenara fırlattı sonra.mutfağa doğru yürümeye başladığında aklını toplamakta çok güçlük çekiyordu, henüz mutfağa varmamıştı ki geri döndü aklına bişey gelmişti. zamandan kazanmak istiyordu bilgisayarın açma düğmesine basıp tekrar mutfağa yollandı.aklı bu kez buzdolabında 2 aydır içilmeyi bekleyen kırmızı şaraptaydı, normalde ılık severdi kırmızıyı ama aldırmadı.alalade bir su bardağını silme doldurdu onla.tezgaha dökülen kısmını temizlenmiş olup olmamasını çok da önemsemeden sildi.gözenekleri şarap dolmuş kağıdı olduğu yerde bıraktı.odasına döndüğünde masa üstündeki kızla gözgöze geldi, mutlu görünen aksiyle.bir anlık duraksamadan sonra google ın arama sayfasını açtı ve şu sözcükleri yazdı 'insan'.

karşısına çıkan tüm tanımları, açıklamaları, cümleleri, sözcükleri, harfleri, noktaları, yüzleri, herşeyi kaydetti.bu arada şarabı kıvamını almıştı, koca bir yudum daha çekti.kaydettiği tüm şeyleri defalarca okudu, bir süre sora sözcükler cümleleri, parçalar resimleri tamamlayamaz oldu.yeni bir sayfa açtı, koca bir yudum daha şarap çekti içine ve yazdı 'var.'

çıkan tüm kelimelerde insanın varlığını aradı eşleşen tek bir kelime bile bulamadı.depremler vardı, yoksulluklar vardı, skolyozlu insanlar vardı, sevgililer sevmeyenler ölenler vardı, ama insanla eşleşen hiçbir sonuç yoktu.

bardağın dibinde 2 parmak şarap kalmıştı, tek nefeste içti.arama butonuna tekrar tıkladığında aradığı sözcük 'yok'tu.

evet gerçekten yoktu. yok olduğu için de varlığını bilemediği biçok şeyin aslında hiç farkında değildi.kimse farkında değildi ki.yok kelimesinin karşılığında hep yoksunluklar vardı yani daha önce varolduğu muhtemel şeylerin eksikliğine insanların taktığı isim.

'insan'oğlu 'var'olduğu sürece 'yok'sunluk onların en derin yarası olacaktı.

3 Mart 2009

müziconun ağzını yüzünü kırayım.oturup yükleyemem bu kadar şarkıyı tekrar.istek varsa isteyenler yazsın.evet acaip sinirliyim.çok sinirliyim.kuduruyorum şuan sen de iyi yaptın eşşeoğlunun sitesi.

2 Mart 2009

1 Mart 2009

doğum günü yaptık.


biz hayvanat bahçesine gitmiştik.

burda hönkürdüm.


insanların gelişmiş beyinlerinin olmasından çok gerçekten duru olmalarını yeğliyorum.eskiden böyle değildi beyin önemliydi.artık benim için öyle değil.gerçekten samimi sadece kendini düşünmeyen ve kendini karşısındakinin yerine koyabilen güzel insanlar olsun istiyorum çevremde.bunların dışında kalan kişilerde sadece hayatımın teferruatı.

ve evet sen çocuk yeterince temiz ve yeterince iyisin hatta dahası da var ama çok fazla bana özelsin ve paylaşmak istemiyorum seni.sana kızdığım hareketlerinde bile o kadar masumca farkında değilsin ki bişeylerin sana şöyle dolu dolu kızamıyorum.

sen kadın biliyorsun.hayatımda tanıdığım en sabırlı insan.en olduğu gibi olan.biliyosun..

bitane de saftıron eşşek sıpası dolanıyosun etrafta biliyorum zor zamanlar ama yanındayım.geçecek.

ailem sağlık problemleriyle savaşan ve toptan kendi sağlığını kaybetmiş huzursuz ailem..20 yıldır geçmeyen o huzursuz haller birgün dinecek hala inanıyorum, ve sadece seviyorum.

kendimi de seviyorum ne kadar da güzelim lan evet.

not:resimdeki beyaz elbiseli benim diğeri de redbird.

evet çocuklar ben bunu yapıcam hı hı

Bis-peptides are analogues of peptides, but consist of bis-amino acids, which bear two carboxyl groups and two amino groups. The connection of specific bis-amino acids leads to the formation of bis-peptides with well-defined molecular shape, which is of great interest for designing nano-structures.

Possible applications that are currently investigated, include the binding and inactivation of cholera toxin and the cross linkage of surface proteins of various viruses (HIV, Ebola virus). Further the group of Christian Schafmeister developed molecular hinges, which can be used for the construction of molecular machines, such as nano-valves or data storage systems.

21 Şubat 2009

içimden çıkarıp atamadığım bu mutsuzluktan ve karamsarlıktan yıldım bıktım.

o

20 Şubat 2009

yavşak.

ben de bi sene önce kaldığı derse gelip yavşakça biz bu yollardan çok geçtik olum bakışı atan hatta bu dersi versem mezun olcam geyiği çeviren bir öğrenci oldum bugün.

19 Şubat 2009

aptalım

bugün kahvaltıda kendimi
öğlen beynimi
akşam üstüne doğru da ara öğün olarak saçlarımı
akşam içinse tümden kendimi sindirdim

dayak yiyorum.

ayçayla aldığımız albümü açıkcası ilk dinlediğim de pek bişey hissetmemiştim ama şu an cem adrian beni dövüyor ağzımı burnumu dağıtıyor..









rahatladım..
ne yaşamak ne güneşi görmek güldürüyor beni.
başka türlü birşey benim istediğim..
senle beni ısıtmış bir güneş..
senle görülmüş olmalı tüm güzellikler.
birbirinden ayrı tüm cümlelerim
zaman sen mekan ben
aksın zaman, hızlı hızlı
ta ki sen uyurken o huzurlu odada
göğsüne başımı koyduğum ana kadar
işte orda dursun.
ben hareket edemem çok yorulmuş olacağım sana geldiğimde..
sen oynat kollarını ve sev saçlarımı olmaz mı
...

18 Şubat 2009

her 10 üniversiteliden 9'u komünist geri kalan kısmın bir bölümü '-ist'lere mahkum olmuş aşırılar diğer kısmı ise nazi almanyasından etkilenmiş asiler

bence her türk genci siyasi oluşumlarla ilgilenmek zorunda değil, ilgilenmeyenleri aşşağılamamak gerekir.onları televizyona çıkarıp savunma bakanının ismini bilmiyor bu salaklar pehpeh kıhkıh diye gülmemek gerekir.zira ülkede demokrasi vardır hoşgörü olmalıdır.ama ilgili olmamak bilmesi gerekenleri bilmeyeceği belirli bir görüşe sahip olamayacağı anlamına gelmez insan pekala ergenekonda içeri alınan onlarca kişinin ismini ezbere bilmeyip de konu hakkında düşünebilir hatta kendince yorumlar yapabilir.'özgür bir ülkeyiz'.üniversiteler de arkadaş ortamlarında okuduğu 3-5 kitap,öğrendiği 3-5 gösterişli sözcükle ortamın en kral insanı olduğu arkadaşlar size verdiğim değer özgürce siyasetin ilgisini çekmediğini beyan eden akıllı görgülü ve başka konularda kendini göstermeyi 'dürüstçe' becerebilmiş arkadaşlarımdan inanın çok da fazla değil.hatta diyorum ki insan bilgiyi sindirebildiği sürece dışarı o denli net ve sade ışık verebilir. sizler, neon ışıklarıyla kendinizi işaret eden,ben ve ülkem içerikli konuşmalar yaparken ben sizin dediklerinizi duymuyorum da sanki şu cümleleri duyuyorum 'meraba biz üniversite hayatımız boyunca çeşitli siyasi oluşumların içinde yer alıcağız hatta bundan para bile kazanacağız ama gün gelecek biz de göbeğimizi kaşıyıp televizyonun karşısında peh oyumuzu kime vereceğiz her gelen de yiyor ki, hanım bir çay demle de sıcak sıcak içelim..'

16 Şubat 2009

bitek sen.



Sev Beni Sar Beni Bir Tek Kötü Sözün Sarsar Beni Bilinmez Denizlerin Kuytu Koylarında Bul Beni Bil Beni Al Beni Bu Saçmasapanlıktan Kurtar Beni Uykusuz Gecelerin Gizli Örtüsünden Çıkar Beni Ben Bunları Kimseye Anlatmadım Kendimle Bile Konuşmadım Ben Bunları Kimseye Anlatmadım Bir Tek Sen Duy Diye, Sen Bil Diye, Sen Anla Diye Sor Beni Bul Beni Sessiz Şarkılarda Çal Beni Bulutlar Ülkesinden Kuru Topraklara İndir Beni Sez Beni Yaz Beni Karmakarışıklığımdan Çöz Beni Birikmiş Tortuların KirliSularından Süz Beni Ben Bunları Kimseye Anlatmadım Kendimle Bile Konuşmadım Ben Bunları Kimseye Anlatmadım Bir Tek Sen Duy Diye Sen Bil Diye Sen Anla Diye.....bitek sen beni sev diye, anla diye..

15 Şubat 2009

bul karayı al ışılı

bak şimdi çocuk seni seviyorum ya aşığım ya.bunların hepsi gerçek hatta inanılmaz masum.ama ben var ya kendi masumluğumu bozmak için zamanında çok zorlandım, ve bozmadım döndüm ya bu yana.evet.işte o sırada sanırım gereğinden fazla film izledim gereğinden fazla ses duydum.işte bu yüzden kalbim ara ara hatırlıyor onları ve bana eziyet ediyor.ve unutmayı öğrenirken teknik bi hatadan ötürü herşeyi unutuyorum.hani unutuyorum ya taptığım filmlerin kitapların adlarını tüm sözlerini ezbere bildiğim şarkıların adlarını evimizin sokağını ve nicesini.işte tüm bunlar şuursuzluktan değil bütünüyle kişisel çarpık eğitim öğretim sistemimden.
şimdi sen bana unutmamayı ve yaşamayı öğreteceksin.
huzursuzluğumu şamar oğlanı yapmayı da.
hani sana deliler gibi aşığım ya
o yüzden, ve tam bu sebeple
sen ben olacaksın ben sen olacağım
uzaktan yardım gibi içimi onarıp bana geri vereceksin
anlaştık mı
anlaştık.
şimdi bakmadan şurayı imzala.

14 Şubat 2009

ÖDÜL VERMEM PLAKET VERİRİM


bana ödül vermiş parelize ama icraat yok ancak ışıl sevdim de bilmem ne de.öyle ödül olmaz.özsütten bi tane profitörol al gel bekliyorum bize.heh

neyse şaka bi yana ben ödül mödül vermiyorum ne lan ben tek kişilik jüri miyim
ama şöyle bişey yapıyım.şu insanlarla biraraya gelseydim çok severdim gibime geliyor;
işte o şok edici liste;
http://tutarsizhickirik.blogspot.com/
http://yuruyenmerdiven.blogspot.com/
http://aerodinamikyar.blogspot.com/
http://pijamaliblog.blogspot.com/
http://kelebennk.blogspot.com/
http://bloody-puppet.blogspot.com/
http://dolmabibertezgahi.blogspot.com/
http://demleme.blogspot.com/
http://baarma.blogspot.com/
http://visnecim.blogspot.com/
http://histerikpollyanna.blogspot.com/

löh kesin daha vardır ama bilemedim şimdi bunları buldum.
evet listemdeki insanlar ay lav yu du yu lav me yes ay du

veeeeee ödülüm deeeee şu arkadaşa geliyo sadece ona veriyorum o ödülü ama bak.
ayçaaaaaaauuuaaa iyi geceler lan düzgün sırt!

9 Şubat 2009

85 beden iyidir
salatalık suyu
55.
mavi gözlü bebek hı hı.
zaten ben daha 22 yaşında değilim.
fizik labı cuma
bamya
gül gül çok komik zaten
temizlik
iman
gevrek
.

8 Şubat 2009

herneyse




dağılıyorum ve engel olamıyorum, fena halde dibe çekiliyorum..
....
ve ben artık seninle yapamıyorum
birtanem
elimde değil
istesem de
istesem de
yapamıyorum

ve seni aramak gelmiyor içimden
eskisi gibi değil
seninle ben
seninle ben ne yazık olamıyorum

inanamıyorum
bu hale nasıl düştük bilemiyorum
sende mi bende mi
her neyse
her kimdeyse
neyse
bilemiyorum

ve ben artık seninle yapamıyorum
birtanem
elimde değil
istesem de
istesen de
yapamıyorum

ve sana dokunmak gelmiyor içimden
aşk sözlerin batıyor
sarılsan da
yalvarsan da
seni duyamıyorum

inanamıyorum
bu hale nasıl düştük bilemiyorum
sende mi
bende mi
her neyse
her kimdeyse
neyse
bilemiyorum

yeter artık ben seni sevemiyorum
birtanem
bırak beni
anlasana
anlasana
seni istemiyorum

olur olmaz nedenler
her yerde izlenmeler
böyle şeylerden yoruldum
ne yazık ki
ne yazık ki birtanem
boğuluyorum
...

7 Şubat 2009

çok pis insan sınıflandırırımmm dırım dırım

kitap okuyan iyi müzik dinleyen, anime izleyen, film arşivi iyi olan ve de sessiz sakin fazla neşe manyağı olmayan insanları daha çok seviyorum evet bildiğin insan sınıflandırıyorum.of karnım ağrıyo.

çok sinirliyim çok feci ama öyle böyle değil döverim


o yes çok feci karnım ağrıyo çocuklar hava da bildiğin bok gibi.az sora hastaneye gidicek annem dolanıyo etrafta böğüre böğüre telefonla konuşuyo ki uyanayım.aferin kadın hep böyle yap.sevgiliciğim de gidip asafated konseri için barbaroslara yardım etcekmiş.sonrasında parti falan varmış.iyi bakalım git bakalım hıh bakalım demiyorum o ye we love asafated i love this game diyorum.evet.
bugünkü(ki?!) planlarım içerisinde sıcak çikolata yapıp deli divane gibi elfen lied izleyip sonra da gaza gelip çeşitli saçmalıklar barındıran anime hikayeleri çizmek.evet böyle de sıkıcıyım hı hı.
o zaman sorarım size ey türk gençliği kamelot farewell mi yoksaaaaa gamma ray farewell mi o zaman ben şu an için kamelot diyorum veeeeeeeee oscar goes to ışıl bihahahahaha şarkıyı upload ediyim de siz de dinleyin dur al işte upload da ettim artık dinlemek kaldı bi zahmet dinleyin.of çok sinirliyim şuan parçalarım ha!

uyu..

şuan uyuyorsun, mis kokunla..
kaçıncı rüyanda bizlesin belkide..
her neyse ben burda çok sensiz kaldım,
çok sessiz kaldım.
anlatmadıklarım var, beni iyi dinle..

varlığına sığınıyorum



ben 2 sene evvel bu günlerde hiç uyumuyordum.bir adam 2 saatlik uykumun rüyalarına giriyordu.aklımdan çıkmıyordu gözlerimi kapatıp bütün güzel yüzlerini geçiriyordum aklımdan, gülümsüyordum eblekçe yolda okula giderken, okulda ders dinlerken, öğle arasında yemek yerken, ona bana sıkılınca mesaj at olmaz mı dedikten sonra onun beni sıkılmadan araması sırasında..o adam hep beni gülümsetti..
beni ilk gördüğü an sımsıkı sardı o andan beri hiç bırakmadı, bikez bile.
ben hep onu düşündüm, galiba o da beni.
biz hiç ayrılmadık ki.
o adam ben ondan milyon kilometre uzakta başka bi kıtadayken bile beni bi saniye yalnız bırakmadı.
çok sevdim gözlerinin yanındaki çizgilrini bana en iyi arkadaşım hatta sanırım herşeyim sensin demesini.
tek istediğim sensin derdi hep dedi.
odanın ortasında sarı ışık altında..
ben onun hoparlörünü kırardım o benim ellerimi öperdi.
ben hayata sinirlenirdim o hayatı döverdi.
baharı çok sevdik, göl kenarlarında içtik, söyleştik, serin çimlerin üstünde yalın ayak yürüdük elele..
gecelerce özledim, özlemekten somut acılar çektim, ağladım, canım gerçekten acıdı. benim üzerimden motor geçti gözümden damla yaş düşmedi, beni bitek o acıttı, çünkü elleri benden uzak kaldı.
galatasaray lisesinde biz..
ve evet biz herşeyi beraber hisseder olduk.
sahibi değiliz birbirimizin demedik ki hiç
doya doya ait olmak istedim ona.o da bana.
seninim derken hiç düşünmedim özgürlüğümü.
çiçek çocuğu değiliz ki biz.
aşk var sevmek var yolun sonunda huzurla ölmek var.
onla yaşamak, evet en büyük hayalim bu.hayal gücüm bunla sınırlı.
aslında sınırsız.

teşekkürler.
beni büyüttüğün ellerimi ısıttığın ve ufkumu dere tepe genişletip hayallerle yaşamayı öğrettiğin için.evet doya doya aşığım sana.