bir gün sonraki 2 sınavdan hangisine öncelik vermem gerektiğini düşünürken önümde 1124 sayfalık bir kitap açık duruyordu.bu öncelik vermem gerektiğini bildiğim lakin öncelik vermemin işime gelmediği dersin kitabıydı.sol yanımda ise nisbeten ezberi kuvvetli öğrenciler için kolay sayılabiicek ama benim için sadece kabus olabilecek diğer dersin, sınıfın derse giren not tutan insanlarından alınmış, ders notlarının fotokopisi duruyordu.artık bir karar verip başlamam gerektiğini biliyordum, ha bi gayret deyip zor olan dersin en zor bölümünden başladım çalışmaya.ama kendimi sürekli başka birşeyler düşünürken yakalıyordum. mesela diğer dersi ne zaman çalışcağım gibi, mesela kolumun kıvrımında toplanan derinin ne kadar parlak olduğu gibi mesela kütüphanedeki tuvalette ellerimi yıkamaktan ne kadar hoşlandığım gibi(çünkü tuvalette daima hindistan cevizli sıvı sabun olur, üstelik lavobalar temiz ve musluktan akan su isteğe göre sıcak olabilir).derken birden önümdeki kitabın sayfasında birşeylerin hareket ettiğini hissettim.evet evet kuantum sayısı nın hemen yanında sıralanmış I lar alt indislerine göre büyükten küçüğe dizilmiş sayfanın satırlarında koşuyorlardı soldan sağa doğru.her satır bitiminde parantez gibi eğilip bir alt satıra atlayıp koşmaya devam ediyorlardı.yalan söylemeyeceğim çok şaşırmıştım.hayır hayır, kesinlikle sürekli böyle şeyler gören bir insan olmadım.arada ufak göz yanımları ve hatta olmasının mümkün olmadığı sesler duymuş olabilirim.ama hayır sevgili okur.gördüklerim gerçekten bile öteydi.ben tam olayın şokunu üzerimden atmış ve I lara iyi bir ders vermeye hazırlanırken bu sefer bir ses duydum, 'pıt, pıt, pıt'..başımı sesin geldiği sol tarafa çevirdim, bu sefer gördüklerim karşısında alnımın karıncalanmaya başladığını hissettim.nisbeten kolay tabir ettiğim dersin notları üzerine çizilmiş karbondioksit geçirme prosesinin resminde behere distile su damlıyordu.hayır hayır beynim tüm bunlar için karıncalanmaya başlamadı.ordaki prosese su karışmamalıydı!
benim şaşkınlığımı farketmiş olacak ki karşımda 4 saattir tıpkı bir android gibi ders çalışan sümüklerini periyodik olarak çeken kız elindeki dev fransızca sözlüğün üzerinden bana dik dik baktı.tabi benim hareketlerim onun dikkatini dağıtmış da olabilir.o an tassavur edemedim.daha fazla insanları rahatsız etmemek için ben de dev kitabımı I ların canını acıtacağını bildiğim halde, kapatıp çantama koydum. ama karbondioksit prosesindeki sıvının çantama dökülmesi ihtimalini göz önüne alarak onu elimde taşımaya karar verdim.dışarı çıktım, gece 4 civarıydı, kimileri buna sabah der ama ben gece demekten hoşlanıyorum neyse hava çok güzeldi, içime neşe doldu birden gülümsedim.gülümsediğim an ağaçların üzerinde oksijenler O2 O2 ağaçların üzerinden uçmaya başladı arada karbondioksitler de uçuşuyordu ve parlak renkleri vardı onları seyrederken elimdeki notların titrediğini hissettim..olamaz, elimdeki prosesteki karbondioksitler havadaki arkadaşlarına ulaşmak, uygun zemin bulurlarsa bir araya gelip çekirdekleşmek hatta iyi birer çift bulurlarsa hayırlısıyla kristal olmak istiyorlardı..gönlüm bu çırpınışa daha fazla dayanamadı..tüm notlarımı donmuş çimenlerin üstüne serdim. kitabımı ise açık vaziyette yere bıraktım.sayfaların arasından ezilmiş büzülmüş I lar çimenlere döküldü hepsi bana kızgındı biliyorum ama aynı zaman da içimdeki iyi yürekli kızı da görmüşlerdi.karbondioksitleri ise anlatmama bile gerek yok, resmen çılgına dönmüşlerdi..bense binbir zahmetle bulduğum notları bırakmaktan biraz üzgün lakin doğa sevgime yenik düştüğüm için hafiften gururluydum.yarın sınav vardı, ben ve doğanın tüm parçası arkadaşlarım gecenin aydınlanmaya başladığı o eşsiz rengin keyfini çıkarıyorduk...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder