
70 li yılların en çok ses getiren televizyon dizilerinden olan sybil, kişilik bölünmesi yaşayan( MPS) shirley ardell mason'ın (kişilik haklarını korumaya yönelik bu isim kadının 1998 deki ölümüne kadar gizlenmiş) kendi kişiliğinde barındırdığı 16 farklı ki 2 si erkek farklı kişinin yaşamını anlatan oldukça değişik bir dizi.(bu arada kimi kaynaklara göre 17)
gerçek bir olaydan yola çıkılarak yazılan kitap(yazar:flora rheta schreiber) sybil ismiyle piyasaya sürülüyor.psikoloji alanında devrim olarak görülen kitap, her kesimden insanın ilgisini çekiyor, satış rakamları hergeçen gün artıyor o dönemde. hatta bestsellere kadar çıkıyor.shirley ın 12 sene boyunca doktoru olan cornelia wilbur shirley ın de izniyle bir gazeteciyi seanslerı izlemesi için muaynanesine davet ediyor.gazeteci kişi tüm olan biteni kaydediyor.
kitapta herşeyin shirley ın anne ve babasını cinsel ilişki sırasında görmesiyle başladığından bahsediliyor.daha sonra shirley annesi tarafından feci işkencelere maruz kalıyor mesela annesi mutfak masasına yatırıp cinsel organından bir hortum sokup bu hortum yardımıyla içine sıvı akıtıyor falan yani shirley de inanılmaz bir anne nefreti var.
kitabın konusunu, sonrasında çekilen film ve dizilerin muhtevasını dallandırıp budaklandırmak istemiyorum benim ilgimi çeken kısım şurası;
aradan 25 yıl geçiyor psikolog Robert Rieber kendi muaynanesini temizletirken arşivde bikaç unutulmuş kaset bulunuyor bu kasetler incelendiğinde kasetin içeriğinin sybil diye bilinen hastanın aslında zorla hasta edildiği ile ilgili olduğunu görüyor.kasetler incelendiğin de kadının hipnoz yöntemiyle hasta edildiği tüm kişiliklerin ve olayların ona hipnoz sırasında anlatıldığı ortaya çıkıyor.bu ilginç olay kısa süreliğine çok ses getirse de hemen üstü kapatılıyor neden mi;
psikoloji çok büyük bir pazar şuanda.söz konusu kitap piyasaya çıktığında onbinler kendinde kişilik bölünmesi idaasıyla psikologlara koşmuş.şimdi ise sayısını bilmediğimiz kadar farklı psikolojik hastalıkla ilgili yine sayısını bilmediğimiz kadar ilaç piyasada.işte olay tam bu noktada patlak veriyor.bir sürü karara vardırılmış davada birçok psikoloğun birçok psikiyatristin hastalarını telkin ve hipnoz yoluyla hasta ettiği dolayısıyla kendilerine (muayne ve terapi seanslarının ücretlerini düşünün) ve ilaçlara bağımlı hale getirdiği kanıtlanmış. ne yazık ki şuan da bile milyonlarca hasta aslında basit travmalar sonucu gittikleri psikologlardan oyuna getirilip gerçek hastalar halinde çıkıyorlar.
insanlık varoldukça, psikoloji insanların en çok ilgisini çeken ve insanları hiç bir zaman cevaplamayacak bir sorular yumağı olmaya devam edicek.o zaman bu yazımı şöyle bağlarım ben 'psikoloji derin sudur, içine düşen boğulur' evet:)
3 yorum:
1-bir bilimsel yazıyı...yok yok ben bilimsel yazı hiç okumadım ciddi bir dergideki haberi takip eder gibi okudum
2-bu şekilde okuduğum ilk blog girdisiydi
3-etkilendim.
4-lan iyi bir tespit etkiliyici bir durum.
5-kim demiş bilim adamlarıda masumdur deyü...
6-bilmiyorum...
iyi beğenmenize sevindim=)
lol,so nice
Yorum Gönder